• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Eylül 2010
    • Ağustos 2010
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007

YEŞİLIRMAK KAPISI

Yorumlara atla
Köşe Yazılarım

Hristofyas, kimin torunu ki.

Elbette Bizans’ın.

Dünyayı, çirkin ve dürüst olmayan, düzenbazlıklar ile dolu “Bizans Entrikası” tanımı ile tanıştıran kişilerin torunu.

Tüm Rum yöneticiler, sanki aynı fabrikadan ve bu fabrikadaki aynı tornadan çıkmış gibi “Politik düzenbaz”

Bunu Yunanistan’ın politikacılarında gördüğümüz gibi Kıbrıs Rum politikacılarında da gördük.

Bunların kralı, lanet papaz Makarios’tu. Bir gün evvel imzaladığı bir anlaşmayı, ertesi gün bozan bir politik anlayışa sahipti ve bunu milli mücadele yıllarımızda çok kez yaşadık. Baf Katliamının nedeni, Barış Gücü huzurunda yaptıkları anlaşmayı inkar etmelerinden ve tek taraflı bozmalarından yaşanmıştır. Silahlarını söz konusu anlaşmaya güvenip Barış Gücüne teslim eden savunmasız Türkleri, acımasızca katletmiştir Hristofyas’ın yeğenleri.

Yeşilırmak kapısının açılması konusunda da durum pek farklı değil.

Yeşilırmak kapısının özelliği, Lokmacı kapısı, Akyar, Metehan ve diğerleri gibi Mayıs 2004 tarihli Yeşil Hat Tüzüğü kurallarına tabi olmaması ve kendine has bir statüsünün bulunması.

Hristofyas, Cumhurbaşkanı Talat’a ilk başta verdiği sözleri, kendi iç  bünyesindeki politikacılardan tepkiler gelmeye başlayınca inkar etmeye ve  dolayısı ile de kıvırmaya başladı.  Anlayacağınız tam bir “Bizans Entrikası” uygulaması yapıyor.

Hristofyas ilk anlaşmazlığı yapay olarak, “Serbest Geçiş” tanımı üzerinde çıkardı.

“Serbest Geçiş” tanımlamak mı ister?.

Adı üzerinde, kısıtlamaların olmadığı geçiş demektir.

Hristofyas’ın bu yapay itirazının kökeninde de elektrik enerjisi yatıyor.

Şu anda Erenköy’de yaşayan ve görev yapan sivil ve mücahitlerin ulusal elektrik dağıtım sisteminden (enterkonnekte sistem) aldıkları bir elektrik enerjisi yok.

Daha doğrusu bölgede elektrik hiç yok.

Tüm enerji gereksinimi, denizden yapılan taşıma ile mazotla tankları doldurulan jeneratörlerle yapılıyor.

Doğal olarak bu da, Makarios döneminin, Türklere uyguladığı soykırımın ve insanca yaşamadan mahrum etmek uygulamasının yüz karası bir örneği.

1960-1963 yılları arasında, dönemin Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti, bölge Türk ağırlıklı olduğu için elektrik bağlama önceliğini Rum köylerinin olduğu yörelere vermişti.

1963-1974 dönemi arasında ise yoğun çarpışmaların yaşandığı, Kıbrıs’ın kaderine kara bir leke çalan ve 1922 yılında İzmir’de denize dökülen Yunan Birlikleri içinde yer almış olan lanetli Grivas’ın, seçkin Yunan komandoları ile saldırdığı ve büyük bir yenilgiye uğradığı Erenköy bölgesine, hiçbir yatırım yapılmadı.

1974 Mutlu Barış Harekatı sonrasında ise gencecik öğrencilerimizin destanlar yazdığı bu kahraman bölgemiz, kara sınırlarımız dışında yer alması nedeni ile ulusal elektrik dağıtım sistemine (enterkonnekte) bağlanamadı.

Cumhurbaşkanı Talat’ın Rumlardan Yeşilırmak kapısının açılması ile ilgili ilk talebi “Serbest geçiş” oldu ve itiraz edilmedi.

Neydi bu “Serbest geçiş”?.

İnsanoğlunun kullandığı her tür araç, gereç ve eşya ile KKTC vatandaşlarının ve askeri personelin bu kapıdan “Serbest Geçiş” tanımı ile elini kolunu sallayarak geçebilmesi. Sonuçta KKTC vatandaşları kendi hükümranlıkları altındaki topraklarına gitmek için bir geçiş yapmaktaydılar.

“KKTC vatandaşları” tanımı ise, nerede doğduklarına ve ebeveynlerinin kimler olduklarına bakılmaksızın, ayırımsız tüm KKTC vatandaşları manasındadır.

Bundan da maksat, mücahitlik görevini Erenköy’de yapan ve ne kendisi ne de anne-babası, Rumların tek taraflı olarak 1963 yılında gasp ettikleri 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin vatandaşı olmayan kişilerin serbestçe bu kapıyı kullanabilmeleri ve kara sınırları arasında Rum toprağı bulunan iki ayrı KKTC toprağında serbestçe dolaşabilmelerine olanak sağlamaktır.

Hristofyas, jeneratörler için karayolundan mazot götürülmesine karşı çıkarken, ki uluslararası hukukta “Mazot” stratejik askeri malzeme olarak tanımlanmaktadır, “Serbest geçiş”e yukarıdaki tanımlama ışığında pek fazla karşı çıkmamaktadır. Hatta mücahitlerimizin de sivil kıyafetli olmaları kaydı ile geçiş yapabileceklerine sempatik bakmaktadır.

Cumhurbaşkanı Talat’ın “Mazot”un kara yolundan taşınması konusunda mutabakat sağlanamaması durumundaki karşı teklifi de, bölgedeki akaryakıt tüketiminin en aza indirgenebilmesi amacı ile bölgeye elektrik götürülmesi.

Şimdi de Rumlar bu teklifi değerlendiriyorlar.

Belli ki, Yeşilırmak kapısının açılması konusu tam bir satranç oyununa dönüştü.

Olayların akışı, Yeşilırmak kapısının açılması için yaşanan sorunların en geç iki hafta içinde çözülebileceği yönünde.

Hep birlikte göreceğiz.

Hemen paylaş
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...
  • Hellimimiz Artık Tescilli
  • Karpaz'da Egemenlik Kimde
  • Rumlar İsrail’in Arkasına Saklanıyor
  • Konutzede Sorunu Can Yakıyor
  • Nazarbayev Niye Ödüllendirilmedi
  • Mülkiyet ve Sonrası
  • Hristofyas Oyun Oynuyor
  • Türkiye’nin Bölgesel Liderliği
  • İKÖ’nün Son Kararı
  • Sıcaklar Nereye Kadar
  • Kıbrıs Bölünemeyecek Kadar Küçükmüş
  • KKTC ve Helgoland
  • Cumhurbaşkanlarının Yemeği
  • Mülkiyet ve Toprak
  • UAD Pandora’nın Kutusunu Açtı
  • Sendikalar ve Halkımız
  • Şafak Nöbeti Coşkusu
  • Su ve 2014
  • Hristofyas’ın Hayalleri
  • Hristofyas’ın Hayalleri
  • Akşehir Konferansı
  • Yorum yaz
  • RSS Yorumlar
  • 0 Yorum
  1. Henüz yorum yapılmamış

Yorum yapın
Bırak allahından bulsun
Güvenlik Kodu:


Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • Our enemy is Ankara, not the Turkish Cypriots
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • AB’nin anladığı dili biliyormuyuz?
  • Perde arkası Kıbrıs faaliyetleri
  • TAHRAN VE KKTC
  • Ek protokolde oynanan satranç oyunu
  • ELDERS ve GÜVENLİK FORUMU
  • RUSYA’NIN KIBRIS POLİTİKASI
  • TECAVÜZCÜYE 500 YIL HAPİS
  • Deklarasyona AB’den karşı bir bildiri var mı?
  • Yalana Dayalı Rum Propagandası
  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail