• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Eylül 2010
    • Ağustos 2010
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007

TÜRKİYE’NİN DURDURULAMAYAN YÜKSELİŞİ

Yorumlara atla
Köşe Yazılarım

Grivas’ın 15 Kasım 1967 tarihinde Geçitkale ve Boğaziçi köylerine saldırması ve kahramanca çarpışıp, mermileri bittiği için çaresizce teslim olan 32 tane Kıbrıslı Türkü hunharca, bazıların da üzerlerine mazot döküp yakarak şehit etmesi üzerine Türkiye’nin Yunanistan’a verdiği çok ağır nota, Kıbrıs olaylarının seyrini değiştirmişti.

Kıbrıslı Türkleri silah zoru ile adadan atamayacağını anlayan lanet papaz Makarios,  “Türkiye’nin zayıf bir anını bekleyeceğiz ve kıçına tekmeyi vurup, adayı Yunanistan’a ilhak edeceğiz” sözü ile yeni taktiğini açıklamış, adanın yüzde üçbuçuğu gibi küçük bir alan içindeki bölük pörçük gettolara sıkıştırdığı Kıbrıslı Türkler üzerinde de olağan üstü bir “Ekonomik ambargo” uygulamasını başlatmıştı. Amacı Kıbrıslı Türkleri yaşamdan bezdirmek ve adayı terk etmeye zorlamaktı. Böylece ada süreç içinde Kıbrıslı Türklerden temizlenecek ve bir Rum adası olacaktı.

Lanet papaz Makarios’tan sonra gelen Rum Cumhurbaşkanları (Kyprianou, Vaisiliu, Klerides , Papadopulos ve Hristofyas) bu ana hedeften hiç sapmadılar.  Zaman kazanmak ve Türkiye’nin bir zayıf anını yakalamak için hep müzakereleri yürütüyor ve adaya barış getirmek istiyor gözüktüler. Perde arkasından da Türkiye’yi zayıflatmak için her tür entrikayı çevirirken, güney Kıbrıs’ta ASALA ve PKK militanlarını eğitmek için kamplar açıp, Helen dünyasından bu teröristlere silah alımı için paralar topladılar.

Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Javier Solana, Belçika’nın başkenti Brüksel’den Türkiye’nin İran nükleer dosyası etrafındaki görüşmelerin karargahı olacağını açıkladı.

Diğer yandan Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun iki Arap ülkesi Irak ve Suriye arasında arabuluculuk yaptığı biliniyor. Her iki Arap başkentine tekrarlanan ziyaretleri yanı sıra Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa’nın katılımıyla iki ülkenin dışişleri bakanlarıyla Kahire’deki dörtlü toplantıya iştirak etti. Bu ayın 17’sinde de Türkiye’de bir başka dörtlü toplantı yapıldı.

Ayrıca Türkiye’nin Suriye ile İsrail arasında dolaylı müzakereleri yürüttüğü biliniyor. Keza Türk liderleri gibi Türk parlamentosunun da ülkelerinin Irak’a yönelik Amerikan-Batılı saldırısının hareket noktası olmasını reddetmeleri dikkat çekti. Türk tutumu ayrıca Gazze’ye yönelik son Siyonist saldırıyı kınama noktasında da belirginlik kazandı.

Arap dünyasına yakın ve komşu ülke olması hasebiyle Türkiye’de yaşananları takip edenler AK Parti’nin parlamento seçimlerini kazanması ve iktidara gelmesi sonrası yeni Türk politikasının sadece Türk iç düzleminde değil, bölge ve dikenli sorunları ve genel olarak uluslararası alandaki Türk dış politikası düzleminde yolunu açmaya başladığını gözlemler.

Yeni Türk politikasının en belirgin hatlarını sunacak olursak şunlar söylenebilir: Bu politikalar öncelikle Türk çıkarlarıyla hareket ediyor. Türkiye bölge hesaplarında ve uluslararası alanda bölgesel ve uluslararası olarak oynayabileceği merkezi bir rolü olduğunu düşünüyor. Ankara geçmişte ABD’ye ve bir ölçüde İsrail’e bağlı olması sonrası siyasi karar alma noktasında tam bağımsızlık yönünde ilerliyor. Baskılara olumlu karşılık vermek ile Türkiye’nin uzun süredir çabasını verdiği ortak Avrupa pazarına giriş imkanı arasındaki bağlantıda temsil edilen Batı tutumu bir yana Türkiye, Amerikan, Batılı ve İsrail baskılarına olumlu karşılık vermiyor.

Ayrıca Türk politikası komşularının siyasi sorunlarını dikkate alıyor, bu sorunlara adil tutumlar izlenmesine çalışıyor, uluslararası alanda ve özellikle Batı’ya yönelik siyasi ağırlığının artması açısından etkili olacak şekilde bölge ve uluslararası düzlemdeki ağırlığının ve bölge düzleminde merkez rolü oynaması gerektiğinin bilinciyle hareket ediyor.

Türkiye birçok alanda Arap komşularından farklı değil. Bu yüzden hiçbir Arap devletinin omuzlarına uluslararası sahada bölgesel aktör olma sorumluluğunu almaması şaşırtıcı. Hatta bu şartlar sağlansa dahi bu devletin komşu İran devletiyle iyi ilişkiler kurmaması gerekir. Fakat bunun yerine denklem tersine döndü. Zira bölgesel rol oynamayan ehil Arap ülkelerinin çoğunluğu İran’la ilişkilerini gerginleştirdiler.

Ortadoğu’nun genel panoraması içinde bölgesel üç güçlü ülke Türkiye, İran ve İsrail’in göz ardı edilmesi mümkün değil. Bu ülkelerin rolü günbegün artıyor. Diğer yandan Arap bölünmüşlüğünün derinleşmesi gölgesinde Arap ülkelerinin siyasi rolü münferit ve büyüme yerine tükeniyor. Buna rağmen bu durum Arap ülkeleri arasında siyasi, ekonomik ve askerî eşgüdümü, Arap, bölgesel ve uluslararası bütün Arap sorunlarına karşı ortak Arap siyasetine götürecek ortak paydalara varmayı tetiklemiyor. Şayet bu birliktelik minimum düzeyde gerçekleşse Arap sesi sadece bölge düzleminde değil, dünya düzleminde de güçlü olur, ABD, İsrail’in ve genel olarak Batı’nın Araplara bakışında bölgesel ve uluslararası siyasi değişiklikler yapacaktır. Araplar olarak Türk dersinden istifade etmeyecek miyiz? Cevap verilmesi gereken soru bu.

Hemen paylaş
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...
  • BAĞLARBAŞI (MALYA) BULUŞMASI
  • RMMO Belgeleri Açıklanmalı
  • Hellimimiz Artık Tescilli
  • Karpaz'da Egemenlik Kimde
  • Rumlar İsrail’in Arkasına Saklanıyor
  • Konutzede Sorunu Can Yakıyor
  • Nazarbayev Niye Ödüllendirilmedi
  • Mülkiyet ve Sonrası
  • Hristofyas Oyun Oynuyor
  • Türkiye’nin Bölgesel Liderliği
  • İKÖ’nün Son Kararı
  • Sıcaklar Nereye Kadar
  • Kıbrıs Bölünemeyecek Kadar Küçükmüş
  • KKTC ve Helgoland
  • Cumhurbaşkanlarının Yemeği
  • Mülkiyet ve Toprak
  • UAD Pandora’nın Kutusunu Açtı
  • Sendikalar ve Halkımız
  • Şafak Nöbeti Coşkusu
  • Su ve 2014
  • Hristofyas’ın Hayalleri
  • Yorum yaz
  • RSS Yorumlar
  • 0 Yorum
  1. Henüz yorum yapılmamış

Yorum yapın
Bırak allahından bulsun
Güvenlik Kodu:


Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Hakkımda
  • Our enemy is Ankara, not the Turkish Cypriots
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • MALİ TÜZÜK uygulaması da buzdolabına kondu
  • ÇÖZÜM ÇERÇEVESİ DEĞİŞEMEZMİ
  • An Estimation of the Fish Stock of the Bay of Famagusta Based on Recorded Catch of Trawl Fishing
  • BM’de değişmekte olan Kıbrıs Politikası
  • Demokrat Bakış
  • Kıbrıs konusunda hareketlilik başladı bile
  • AB’yi dava etmek VACİP oldu
  • Eroğlu ve Ban Ki Moon
  • Annan’ın BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu Kıbrıs Raporu
  • WHY NOT TWO INDEPENDENT STATES IN CYPRUS?

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail