• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Eylül 2010
    • Ağustos 2010
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007

Rumların Zikri Belli Oldu

Yorumlara atla
Köşe Yazılarım

 

Müzakerelerin gidişatı ve Hristofyas’ın yaptığı açıklamalar ile tavırları, hedeflerinin ne olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaya başladı.

Dr. Derviş Eroğlu’nun Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Hristofyas’ın tavırları belli bir şekilde gün be gün değişime uğruyor.

Karşısındakinin her istediğini kabul edecek birisi olmadığını anladıkça, doğru orantılı olarak da her gün biraz daha daha agresif ve hırçın olmaya başladı.

Hayra alamet değil bu.

Çarşamba günü müzakerelerin tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanlığına döndükten sonra mesai arkadaşlarına ve partililerine sert bir üslupla, müzakere alanında ne görüşüldüğü ile ilgili konuşmak istemediğini açık bir şekilde belirtmesi içine düştüğü sıkıntılı durumu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Kafasında tilkilerin dolaştığından, aklından müzakereleri çıkmaza sokmanın veya sütten çıkmış ak kaşık gibi masayı terk etmenin, suçlanmadan müzakerelerin gidişatını geciktirmenin veya görüşmeleri incir ipi gibi uzatmanın hesaplarını yaptığından eminim.

Hristofyas, daha müzakereler başlamadan Cumhurbaşkanı Eroğlu’na tuzak  hazırlamak ve tuzağa düşürmek çabası içine girdi.

Hazırladığı ilk tuzağa, Eroğlu’nun kurnaz manevrası nedeniyle kendisi düştü ve apar topar masaya oturmak zorunda kaldı. İlk girişimi akim kaldı ve yüzüne gözüne bulaştırdı.

İkinci tuzağını da “Mülkiyet” başlığı içinde kurmaya çalıştı.

Daha masaya oturmadan “Mülkiyet ve Toprak” ana başlıkları ile “Türkiye’den gelip adamıza yerleşen vatandaşlarımız” ile ilgili alt başlığın birleştirilmesini ve her üç konuyu birbiri ile bağlantılı olarak birlikte görüşmenin çok iyi bir yöntem olacağını söylemeye ve söyletmeye başladı.

Hristofyas’a ve akıl hocalarına göre “Mülkiyet” konusunun “Toprak Düzenlemeleri” ile birlikte ele alınması çok iyi olacakmış.

Toprak iadesi konusunda Rumlar, “Yerleşik” diye tanımladıkları “Türkiye’den gelip adamıza yerleşerek vatandaşlarımız olan kişilerin” geri gönderilerek onlardan boşalacak evlerin, işyerlerinin ve tarım arazilerinin Rumlara geri verilmesinin “Toprak düzenlemesi ve iade sorununu” çözeceği inancındaymışlar.

Tesadüfe bakın ki, Hristofyas masaya oturunca yaptığı önerinin içinde de bu üç konu, birbirleri ile bağlantılı olarak yer alıverdi.

Müzakereler başlarken Downer’in ortaya koyduğu prensiplerin dışına çıkan Hristofyas’a Eroğlu’nun tavrı ve yanıtı, başlıkların birleştirilemeyeceği ve her başlığın tek olarak kendi başına, diğerleri ile bağlantılanmadan ele alınması yönünde olunca da, Hristofyas’ın neşesi kaçtı ve hırçınlaşmaya başladı.

Sadece mülkiyetin tartışıldığı 23 Haziran tarihli müzakerede Hristofyas, birçok Kıbrıslı Rum’un büyük olasılıkla KKTC’deki mülkünü geri alıp Türk Devletinde yaşamak istemeyecek olsa bile, bu hakkın teminat altına alınması gerektiğine işaret edip, 1974 öncesi söz konusu taşınmazın sahibi olan kişilerin ilk söze sahip olması gerektiği konusunda ısrar edince, Cumhurbaşkanı Eroğlu da son AİHM kararlarına gönderme yaparak, “taşınmazların bugünkü kullanıcılarının takviye edilmiş haklarına ilişkin tutumunu” masaya koydu.

AİHM’nin geçmiş kararlarına göre bugünkü kullanıcıların hakları, Rumlarınkinden çok daha fazla.

AİHM’nin düşünüş ve karara varma mantığına göre, 1974 Barış Harekatı öncesi 3-5 yıl bir evde yaşamış olan bir Rum’un, aynı evde Barış harekatı sonrasında otuz dört yıldır oturan kişiden çok daha az olduğu şeklinde.

Bu düşünce tarzı ve alınan karar, Rumları can evinden vurulmuş konumuna soktu.

Bu kararın açıklanması ile Rumların mülkiyet konusunda yıllardır ısrarcı oldukları söz konusu taşınmazın 1974 öncesi eski sahibine iadesi ve ilk söz sahibi olmak iradesi talepleri geçersiz oldu. Olası bir uygulamada bunun tam tersi olacak ve söz konusu taşınmaz üzerinde, KKTC Tapu Dairesinin verdiği koçanlar (Tapular) üzerinde adları yazan kişiler, 1974 öncesi eski sahibinden çok daha fazla haklara sahip olacak.

Bu nedenle Hristofyas, böylesi bir kavramı, 1974’den beridir gerçekleşmeyeceğini bile bile “Geriye Dönüş” hayalleri ile kafalarını doldurdukları  Rum vatandaşlarına izah edip kabul ettiremeyeceğini bildiği için, müzakereleri çıkmaza sokmanın veya sütten çıkmış ak kaşık gibi masayı terk etmenin, suçlanmadan müzakerelerin gidişatını geciktirmenin veya görüşmeleri incir ipi gibi uzatmanın hesaplarını yapıyor.

Başka bir çıkar yolu yok. İlk fırsatta da bu olasılıklardan bir tanesini uygulamaya sokacak.

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com 

25 Haziran 2010

Hemen paylaş
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...
  • Hellimimiz Artık Tescilli
  • Karpaz'da Egemenlik Kimde
  • Rumlar İsrail’in Arkasına Saklanıyor
  • Konutzede Sorunu Can Yakıyor
  • Nazarbayev Niye Ödüllendirilmedi
  • Mülkiyet ve Sonrası
  • Hristofyas Oyun Oynuyor
  • Türkiye’nin Bölgesel Liderliği
  • İKÖ’nün Son Kararı
  • Sıcaklar Nereye Kadar
  • Kıbrıs Bölünemeyecek Kadar Küçükmüş
  • KKTC ve Helgoland
  • Cumhurbaşkanlarının Yemeği
  • Mülkiyet ve Toprak
  • UAD Pandora’nın Kutusunu Açtı
  • Sendikalar ve Halkımız
  • Şafak Nöbeti Coşkusu
  • Su ve 2014
  • Hristofyas’ın Hayalleri
  • Hristofyas’ın Hayalleri
  • Akşehir Konferansı
  • Yorum yaz
  • RSS Yorumlar
  • 0 Yorum
  1. Henüz yorum yapılmamış

Yorum yapın
Bırak allahından bulsun
Güvenlik Kodu:


Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • Our enemy is Ankara, not the Turkish Cypriots
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • THE BARREN HIGH LEVEL CONTACT GROUP FOR CYPRUS
  • Cyprus is the home of two nations, not one
  • Ya Taksim ya da Müzakere
  • Matyat’lıların AİHM Davası
  • ABD ve DİREK UÇUŞLAR
  • Vakıf davası Kıbrıs’ta mülk konusunu temelinden sarsacak
  • Müzakere tarihinden önce Ankara’da Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti Elçiliği açılacakmı?
  • AB NE ZAMAN TARAFSIZ OLACAK
  • MUSTAFA FADIL’I TANIYOR MUSUNUZ?
  • BM VE KKTC SİYASETİ

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail