• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007
    • Eylül 2007
    • Ağustos 2007

Rumların Kira Borcu Ne Olacak

13 Haziran 2010
Yorum yapılmamış

 

1963 Rum saldırılarından sonra terk edilen Türk toprakları ile 1975 mübadele anlaşmasından sonra Kıbrıs’ın güneyinde bırakılan Türk taşınmaz mallarını Rumlar tepe tepe ve hiçbir ücret ödemeden kullanıyorlar.

Larnaka yeni ve eski havaalanı, okullar, yerleşim birimleri, Rum “göçmenlerin” (kendi evini inşa kapsamında) Mormenekşe ve Binatlı’da yaptıkları evler, yollar ve Enerji Merkezi gibi benzeri kamu yapılarının tümü Kıbrıs Türk malları üzerine veya EVKAF’a ait olan Kıbrıs Türk arazileri içine inşa edildi.

Larnaka havaalanının üzerine inşa edildiği arazinin değeri yaklaşık 22 milyon Euro.

Bunların bazıları kapalı kapılar ardında mal sahibi Kıbrıslı Türklerin haberi olmadan istimlak edildi, bazıları da yasalara aykırı olarak işgal edildi.

Vakıf Mallarının istimlak edilemeyeceği yasalarda yer alıyor. Bu nedenle de Kıbrıs Türk Mallarını İdare Birimi (Vasilik) Müdürü Georgios Theodoru’nun yaptığı açıklamaya göre istimlak edilemez olan EVKAF malları, Kıbrıs “Türk Malları Vasiliği Yasa”sına dayanılarak Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’na uzun vadeliğine kiralandı ve üzerine de yeni Larnaka Havaalanı inşa edildi.

Güney’de kalan Kıbrıs Türk malları üzerine yapılan ve istimlak edilemediği için tapu verilemeyen göçmen evleriyle ilgili sorunu, Kıbrıs Rum Yönetimi  “Kiralama Belgesi ve Devlet Arazisinden Arsa” adlı hiçbir mevcut yasaya uymayan bir yöntemle çözmüş. Bu yöntemle son iki yılda da Rum göçmenlere toplam Kıbrıs Türk Malı 1036 arsa dağıtılırken bu hafta içinde de Mağusa bölgesindeki Franaros köyünde 44 arsa, Kokkinotrimithia bölgesinden de 200 arsa konut inşası için dağıtılacak.

Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti sınırları içinde sayılamayacak denli çok sayıda mülkün sahibi olan Barutçuzade Ahmet Vasıf Efendi Vakfı’nın Güney Lefkoşa’daki Kıbrıs Müzesi yanında, Homer Caddesi’ndeki mülkünün içinde bazı devlet daireleri inşa edilmiş durumda. Ama yıllardır da Barutçuzade Ahmet Vasıf Efendi Vakfı’na ödenen bir tek kuruş kira bedeli yok.

Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti, Türk Mallarının Vesayetine İlişkin Yasa’nın arkasına sığınarak 15/1962 sayılı kanunu ve 1960 Anayasası’nın mülkiyet hakkına dair 23. maddesini sürekli olarak ihlal ediyor ve “Tazminatınızı, istimlak bedelini veya kirasını Kıbrıs sorunu çözüldüğünde alacaksınız” diyerek hiç bir Kıbrıslı Türk’e herhangi bir ödeme yapmıyor.

Gerçekte Güney Kıbrıs’taki Türk malları, mevcut tüm yasalara aykırı olarak  gasp edilmiş durumda.

Günümüzde, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin istimlak edilmiş veya göçmen evleri inşa edilmesi veya kendi evini inşa için veyahut devlet daireleri tarafından kullanılan veya üzerlerine devlet daireleri inşa edilmiş Vakıflara ait Kıbrıs Türk malları nedeniyle Vasilik Fonu’na büyük miktarda vereceği bulunmakta.

Ama ne Vasilik Fonu”nda nede Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin bütçe giderleri içinde böylesi bir bedel veya kalem yok.

2002 yılında Kıbrıs Rum Hükümeti tarafından, zemin olarak kabul ettikleri 1963 rayiçlerine göre, olası en düşük kira ve kullanım bedeli üzerinden yapılan bir hesaplama sonucunda Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin Kıbrıslı Türklere olan kira ve kullanım borcunun 500 Milyon Euro’nun üzerinde olduğu tespit edilmişti. Günümüzde bu borç, 1963 rayiçlerine göre yapılmış olsa dahi, yaklaşık 2 Milyar Euro civarında.

Eğer bu hesaplamalar 2010 rayiçlerine göre ve gerçek veriler dikkate alınarak yapılmış olsaydı, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin Kıbrıslı Türklere olan kira ve kullanım borcu, tespit edilen borcun altı yüz misli olurdu, yani 300 Milyar Euro.

Niye Rumlar hep alacaklarından bahsediyorlar da Türklere olan borçlarından bahsetmiyorlar…..

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com 

14 Haziran 2010

Bildik Rum Oyunu Başladı

10 Haziran 2010
Yorum yapılmamış

 

Bu oyunun son sahnelenmesi 1993 yılında olmuştu.

Baş aktörü de dönemin Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides di.

Ondan evvel de dönemin Cumhurbaşkanı ve ünlü EOKA’cı Spiros Kyprianu sahneye koymuştu aynı oyunu.

Kartlaşmış ve bıktırıcı bir oyun bu.

Klerides tam 2.5 yıl “Anlaşma Zemini” yoktur diye masadan kaçmış ve oturmamıştı.

Spiros Kyprianu da “Denktaş benim muhatabım değildir” diyerek masadan kalkıp gitmişti.

Kimdi muhtabı?

O gün bu gündür hala çözmüş değilim.

Herhalde rahmetlik “Çoronik”i karşısında istiyordu muhatap olarak, ara sıra kendisine kim olduğunu hatırlatsın diye.

Şimdi de aynı bayat oyunu Hristofyas sahneye koydu.

Önce Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun “Beni Downer’in açıklamasından ziyade BM Genel Sekreterine gönderdiğim mektup bağlar” sözünü bahane edip masadan kaçtı.

Üstüne geri çeviremeyeceği baskılar ve kınamalar gelince bu sefer, Eroğlu’ndan diyet talep etmek yönetimini yani “Masaya oturmam için ne vereceksin”i uzun kulaklardan ve boş boğazlardan işittirdi.

Baktı gördü bu yöntemler artık bayatlamış ve prim de vermiyor, Eroğlu dikkate almıyor ve ucunda da bir şey yok, işi sözcüsü kanalı ile Eroğlu’nu suçlamaya vardırdı.

Sözcüsü Stefanu, bu amaçla yaptığı açıklamada Kıbrıslı Rumları, Kıbrıs konusunda “Kurban” konumuna koydu ve yaptırımların “Türkiye”ye yapılması gerektiğini dile getirdi.

Yani “Kıbrıslı Rumlar da ne kurban ama”.

Duyan da inanacak.

1963-1974 yılları arasında adadan Türkleri atmak ve yok etmek için Akritas Planı ile Iphestos Planı’nı yapıp uygulamaya koyanlar, adaya Yunanistan’a bağlamak için 103 köyden Türkleri göçe zorlayanlar ve mallarını yağmalayanlar,  geriye dönmeyelim diye evlerimizi yıkanlar ve tarladaki ürünlerimizi yakanlar, Kıbrıslı Türklere Soykırım uygulayanlar, binlerce masum kardeşimizi sadece Türk oldukları için öldürenler her halde Rumlar değil de başkalarıydı.

Hızını alamayan Stefanu Rum Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Sayın Derviş Eroğlu, uzlaşılmış müzakere zeminini şaibe altına sokmazsa, müzakereler ilerleyebilir. Kıbrıs sorununun çözümü müzakere masasına konulan tezlerin kalitesine de bağlıdır. Kıbrıs Türk tarafı müzakere zeminine ilişkin uzlaşılmış çerçevede istikrarlı olmalıdır” laflarını ederek, Hristofyas’ın masadan kaçmasını bir nebze olsun kamufle etmeye çalıştı, sanki masaya oturmam diyen kişi Eroğlu imiş gibi.

AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu da, baktı gördü, Hristofyas’ı haklı bulan birileri yok ve suçlamalar hep Rum tarafına doğru oluyor, Stefanu’ya arka çıkabilmek için bir dizi inci döktürdü ve “B planımız,Kıbrıs davası aleyhine hiçbir şey kabul etmeyeceğimizdir” açıklamasını yaptı.

Kiprianu aslında “Müzakereler sürecinde her hangi bir şekilde anlaşma niyetlerinin olmadığını, Rum yönetiminin yaklaşmakta olan olumsuz gelişmeleri göğüsleyecek alternatif bir planı bulunmadığını ve Kasım 2010 tarihinde BM tarafından masaya konması planlanan Hakemlik Yöntemini ve Müzakerelerin bir takvime bağlanmasını da kabul etmeyeceklerini net bir şekilde dile getirdi.

Belli ki Rumların bu müzakere sürecinde bir anlaşmaya varmaya niyetleri yok ve ipe un sermenin geçerli ve göz boyayabilecek yollarını arıyorlar.

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com 

11 Haziran 2010

BM Genel Sekreteri’nin Raporu

8 Haziran 2010
Yorum yapılmamış

 

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon tarafından sunulacak olan Kıbrıs’taki BM Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasıyla ilgili rapor, Rumları bayağı tedirgin etmiş durumda.

Eskiden Rumları adam yerine koyup, her seferinde onların ve Yunanistan’ın istediği şekilde çıkardı Kıbrıs’la ilgili bu rapor. Bahanesi de adada 4 Mart 1964 tarihinde Genel Kurul tarafından alınan 186 No.lu karar içeriğince bulunan BM Barış Gücünün (UNFICYP) görev süresinin uzatılması.

Yıl ortası ve yıl sonu olmak üzere her altı ayda bir Kıbrıs konusu gündeme gelir ve BM Barış Gücünün (UNFICYP) görev süresi, Kıbrıs’la ilgili Genel Sekreterin sunduğu rapor içeriğince uzatılır. Personel azaltımı da bu rapora göre yapılır.

Raporu bu sefer Güvenlik Konseyi Daimi Delegesi İngiltere hazırladı.

İngilizler 1878’den beri adada ve adanın gerçeklerini de çok iyi biliyorlar. Kendi çıkarları doğrultusunda bazen Rumları destekliyorlar, bazen de Türkleri. Bazen de bazı gerçekleri gözden ırak tutmak için her ikisini de kapıştırıyorlar.

Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler kendi aralarında kapışınca, adadaki İngiliz varlığını ve İngiliz çıkarlarını unutuyorlar. Bunun en güzel örneği de çok değil daha birkaç yıl evvel Hristofyas’ın Rum Cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen sonrasında İngiliz üslerinin statüsünü masaya koyması ve bunun unutması karşılığında da İngiltere hükümeti ile 5 Haziran 2008 tarihinde bir “Memorandum of Understanding”, yani  “Mutabakat Bildirgesi” imzalaması.

İngiltere’nin hazırladığı rapor bu sefer pekte Rumların hoşuna gidecek bir içerikte değil.

İkinci taslağın içerisinde hem hakemlik hem de “Uluslararası Konferans” var.

Her ikisinden de Rumlar pek hoşlanmıyor.

Hakemlik demek Rumlar istedikleri kadar müzakereleri sürdüremeyecek demektir.

“Uluslararası Konferans” ise masada karşılarında, eşit statüde ve eşit haklarda KKTC oturacak demektir.

Rumlara göre tüm bu olumsuz ifadelere ilave olarak bir de “BM Genel Sekreteri’nin süreci değerlendirmesi” tanımı yer almakta.

Taslak olarak sunulan metin içerisinde göze çarpan bir başka olgu da, 21 Aralık 2009’da tarafların yaptığı ortak açıklamaya çağrı yapılarak 2010 yılı sonuna kadar müzakerelerin tamamlanmasıyla ilgili bir zaman takviminin belirlenmesi.

Son iki yıldır Hristofyas’ın ağzına bile almadığı ve almaktan her zaman kaçındığı 23 Mayıs anlaşması da bu rapor içinde yer alıyor. Söz konusu anlaşma içinde “Eşit Statüye sahip bir Kıbrıs Türk Kurucu (Constituent) Devleti ve bir Kıbrıs Rum Kurucu Devleti” cümlesi var ve bu tanımı Hristofyas artık duymak bile istemiyor.

1 Temmuz mutabakatı ise bir anlaşma değil sadece bir açıklama.

Şimdi Rumlar, 23 Mayıs ortak açıklamasını, içeriğine mesafeli oldukları için, rapora dahil edilmesini önlemek yolunda elden geleni yapıyorlar.

Rum Yönetimi’ni en çok korkutan ise, BM Genel Sekreteri’nin, Kasım 2010’da sürecin gidişatıyla ilgili bir rapor hazırlama niyeti olması ve bunun söz konusu rapor taslağının içerisinde yer alması.

Sürecin gidişatı, yıllardır olduğu gibi Rumların müzakereleri oyalama ve zaman kazanma şeklinde göstermesi durumunda, bunun sonucunun 2010 yılı sonunda veya 2011 yılı başında Uluslararası konferansın toplanmasına neden olacağı da açık ve net bir biçimde taslak raporda yer alıyor.

BM’nin ve Uluslararası Kıbrıs aktörlerinin, Kıbrıs’ta çözüm sürecinin yıl sonuna kadar tamamlanabilmesi için zaman takvimini, hakemliği ve Uluslararası Konferansı “ Demokles’in Kılıcı” niyeti ile rapora koydukları kesin.

Belli ki 2010 senesi Kıbrıs Müzakereleri sürecinde “Köşe Taşı” olarak tanımlanabilecek dramatik gelişmelere sahne olacak.

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com 

9 Haziran 2010

  • Page 8 of 399
  • <
  • 1
  • ...
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • ...
  • 399
  • >

Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
  • İletİşİm
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • AB'nin Kıbrıs'taki Yanlışları
  • RUMLARIN RESMİ DİLİ RUMCA MIYDI
  • CYPRUS’ HISTORY FROM 1960 TO 2008 (11)
  • Mülk davaları hızla çıkmaza gidiyor
  • Yalçın Ruhi Ağabey!
  • TÜRKİYE, AVRUPA gündeminde
  • KKTC’de Makyavelli Hükümeti
  • ANAYASA YAZILIYOR MU
  • BM Genel Sekreteri’nin Raporu
  • HRİSTOFYAS’DAN GERİ ADIM

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail