• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007
    • Eylül 2007
    • Ağustos 2007

KTHY İlk Kez Batmadı

20 Haziran 2010
Yorum yapılmamış

 

KTHY gerçekte 2006 yılında da batmıştı, 2007’de de.

İddialara göre buna dönemin yöneticilerinin beceriksizliği ve kötü yönetimi yüzünden batırılmıştı dense daha doğru olacak.

Bana konu ile ilgili bir müdür arkadaşımın verdiği bilgilere göre, o dönemlerde KTHY için ihalesiz kiralanan 2 adet A320 Air Bus ve 1 adet Boeing 737-800 uçakları bunun sinyalini zaten vermiş.

Dünyadaki petrol fiyatlarındaki artış ve ekonomik kriz nedeniyle ABD’de çok sayıda havayolu şirketi batarken ve neredeyse de çeşitli apronlarda sayıları 150’yi bulan uçaklar 230 bin dolara kiracı beklerken, bu rakamın çok üzerinde bir bedel karşılığında Turkuaz Hava yollarından 2 adet 2007 modeli A320-200 tipi Airbus uçak kiralaması, yanlışın ilk adımlarından birini oluşturmuş.

KTHY yönetimi bununla kalmamış, uçuş masrafları düşük olan kendi Boeing 737-800 tipi uçaklarını da Airbusları ödediği kira bedelinin altında bir bedelle İskandinavya-Antalya arasında uçması için başka bir şirkete, katıldığı taşımacılık ihalesi nedeni ile kiralamak zorunda kalmış.

Yani özetle, kendi uçaklarını ucuz bir fiyata başkasına kiralamış, bir başka şirketten de daha pahalıya uçak kiralamış. Bundan sonra da her yapılan sefer haneye zarar yazmaya başlamış.

Teknik elemanların verdikleri bilgiye göre A320’lerin uçuş masrafı,  Boeing 737-800’den çok daha fazla.

Aynı müdür arkadaşımın anlattıkları devamla;

KTHY’nin 2005 yılında 6.5 milyon TL ile başlayan zararı, 2006 yılında 20 milyon TL’ye çıkınca, günümüzde olduğu gibi Türkiye’deki Sivil Havacılığı denetleyen Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü devreye girmiş ve KTHY yönetiminden öz sermayenin belirli bir kısmı eridiğinden, uçuşların devam edebilmesi için sermaye artırımına gitmesini talep etmiş.

KTHY batmış duruma gelmiş ve borçları sermayesinin üzerine çıkmış.

Ne şirkette para vardır ne de dönemin CTP BG-ÖRP koalisyon hükümetinde, ama kafalardan da zeka fışkırmaktadır.

Dönemin cin fikirli yöneticileri soruna kısa sürede “Dahiyane” bir çözüm bulurlar ve KTHY’nin batışını kağıt üstünde birkaç yıl daha ertelemeyi başarırlar.

Batış kesindir ama artık ertelenmiştir ve ortalık da süt limandır.

İddiaya göre bu cin fikirli yöneticiler KTHY’nin sermayesini, dönemin hükümeti ile danışıklı bir dövüş içinde kâğıt üzerinde görülecek şekilde dâhiyane bir uygulama ile arttırmayı başarmışlar.

T.C. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nü kandırabilmek ve sermayenin arttırıldığını muhasebe kayıtlarında yasal bir şekilde gösterebilmek için KKTC devleti 2007 yılında KTHY’ye 20 milyon TL verdiğini ve sermayenin arttırılmasına gerek olmadığını beyan etmiş.

 Yani kâğıt üzerinde KTHY kasasına 20 milyon TL girmiş ve sermaye artmış.

 Ama gerçekte var olmayan bu söz konusu 20 Milyon TL, gene aynı gün ustalıklı bir manevra ile kâğıt üzerinde KTHY’nin kasasından çıkmış ve Devletin hazinesine geri dönmüş.

Çıkışın gerekçesi de tamamen yasalara uygun.

KTHY, gelecek yıllara dönük olarak 20 milyon TL’lik Ercan Havaalanı meydan (çıkış) vergilerini, KKTC devletine peşin olarak ödemiş ve bunu da muhasebe kayıtlarına geçirmiş.

KTHY 2007 mali yılında 39 milyon TL zarar edince, Türkiye Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünü uyandırmamak için aynı yöntem tekrar uygulamaya konmuş. Devlet tekrar KTHY’ye para vermiş, KTHY de meydan vergilerini peşin ödemiş.

İddialar aynen bu şekilde.

Bırakın bir kenara bu yakışıksız aldatmacayı, günümüzde KTHY, 2008 yılına kadar yasal olarak ve muhasebe kayıtların uygun olarak KKTC devletine peşin olarak neredeyse toplam 60 milyon TL meydan (çıkış) vergisi ödemiş olduğundan, halen yaklaşık 45 milyon TL alacaklı durumda.

Eğer söz konusu iddialar doğru ise, ki eminim doğrudur, KTHY devletten alacağı olan bu 45 Milyon TL ile çok rahat kurtarılabilir.

Eğer böylesi bir para Maliyenin kasasında yoksa da, zamanın yöneticilerinden ve Bakanlarından da bu para tahsil edilmelidir.

Tabii bu “Ali Cengiz Oyun”u, KKTC Meclisinden geçirilen “Rekabet Yasası”na  da aykırı.

THY, Anadolu Jet, Pegasus ve Atlas Havayolları günü gününe meydan vergilerini öderken, KTHY meydan vergisi ödememekte ve haksız rekabet yaratmakta. Üstelik her seferden de yaklaşık 15 bin TL’yi de, peşin ödenen hayali meydan vergisinden dolayı cebe atmakta ama hala da zarar etmekte.

Başbakanlık Denetleme Kurulu Üyelerine sesleniyorum. Bana sözlü aktarılan ve benim de yazıya döktüğüm bu iddiaları lütfen araştırın. Eminim çok sayıda yasal olmayan işlemler bulacaksınız.

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com 

21 Haziran 2010

Ermenilerin Şikayeti

17 Haziran 2010
Yorum yapılmamış

 

Çok sevdiğim ve yurt dışında yaşayan, bizler için mücadelesini, dişe diş, göze göz prensibi ile her aleyhteki yazıya veya konuşmaya “Yorumla, Karşı Yazılarla veya ayağa kalkıp Sözlü Yanıtlar” ile bıkmadan sürdüren “Küfi Seydali” dostumdan bir yazı aldım dün.

16 Haziran günü “The California Courier” adlı gazetede  Harut Sassounian imzası ile yayınlanmış bir yazıydı bu. Başlığı da “Orta Doğu’da Artan Türk Etkisi Ermeni Haklarında Kısıtlamalara Yol Açmakta”.

Yazının ilk cümlesi de çok ilginç.  

Hem hayal ürünü, hem de suçlayıcı.

Gerçekte de yazarın ne mal olduğunu ve yazılarını nasıl tarafgir yazdığını daha ilk satırdan ortaya koymakta.

İlk paragrafın ilk cümlesini “Orta Doğu’da Türkiye’nin artan etkisi, gerçekte Gazze konusunda İsrail ile deniz çatışmasında karşı karşıya gelmesinden de evvel, bazı Arap ülkelerini yerel Ermeni toplumunun politik haklarını kısıtlama yönünde harekete geçirdi.” şeklinde kaleme almış, söz konusu Ermeni yazar.

Uluslararası sularda, İsrail komandolarının silahsız bir Türk gemisine saldırmasını ve savunmasız, silahsız dokuz kişiyi acımasızca öldürmesini, söz konusu yazısında “Naval Confrontation with Israel over Gaza” tanımı ile yani “Gazze Konusunda İsrail ile Deniz Savaşı” şeklinde yorumlamış.

Devamla ikinci paragrafındaki cümleyi de aynen “Başbakan Erdoğan’ı tüm İslam Dünyası’nda kahraman kişiliğine yükselten bu son Gazze çatışmasının, “Türk karşıtı” olarak sayılan Ermeni etkinliklerinin daha da kısıtlamasına yol açmasından korkulmaktadır.” şeklinde yazmış ve olayları sıralamış.

Sassounian’a göre;

Geçmiş aylarda Ürdün, Lübnan ve Suriye devletleri, Türk yetkililerden gelen baskılarla veya Türkiye tarafından beklenmedik kötü sonuçlara yol açabilir endişesi ile Ermeni vatandaşlarının bazı etkinliklerine sınırlamalar getirmiş.

Örnek olarak da;

3-6 Haziran tarihleri arasında Ürdün’ün başkenti Amman’da yer alması aylarca önce duyurulmuş olan ve dünyanın dört bir tarafından 150 genç Ermeni’nin katılacağı AGBU’nun Orta Doğu’nun Genç Profesyonellerin Forumu’nun iptal edilmesini;

Bu senenin başında Lübnanlı TV çekim ekibinin, gerekli iznin aylar öncesinden alınmasına rağmen, Suriye’deki  Der Zor bölgesinde bulunan “Ermenilerin Öldürüldüğü Alan” adını verdikleri yere girişlerinin son dakika talimatları ile engellendiğini;

Üçüncü olayın ise,  dünya üzerinde en etkili çalışmaları yapan Ermeni toplumunun yaşadığı Lübnan’da yer aldığını;

Lübnan Hükümetinin, Türkiye-Lübnan ilişkileri olumsuz etkileyebilir endişesi ile Aylin Haçaduryan’ın sözde soykırım döneminin bir şarkısı olan “Zartir Vortyag” adlı müzikal videosunun yayını yasaklamasını yazmış.

Bana ilginç gelen taraf ise söz konusu yazının altındaki Yorum.

“Sassounian gibi kendilerini savunma hakları olmayan Türklerden ne haber; Fransa ve İsviçre’de Türkler düşüncelerini dile getirdikleri için mahkemelere verilip, hapislere atılıyorlar” diye yazmış bir okur.

 Arkasını da “Silahla yaşayan, bir gün silahla ölür,  devamlı olarak nefret tohumları saçarsanız, sonucunda elde edeceğiniz sizi şaşırtmasın” seklinde getirmiş söz konusu yorumcu.

Gerçekte Ermenilerin başına gelenler, yavaş yavaş Rumların da başına gelmeye başladı.

Türkiye’yi gücendirmekten korkan ve içinde çok sayıda AB üyesi devletin de yer aldığı küçümsenemeyecek sayıdaki ülke, artık Kıbrıs konusuna ve Türk tezlerine, farklı gözlerle bakmakta. 

Yıllardır özlediğimiz bir çerçeveden Kıbrıs’a bakıyorlar ve belli oluyor ki, gelecek düne kıyasla çok farklı olacak.

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com 

17 Haziran 2010

İpotekli Evlerin Satışı Hakça mı?

15 Haziran 2010
Yorum yapılmamış

 

Son haftalarda yaşanan ipotekli ve üzerinde evlerin bulunduğu arazilerin satışı beni gerçekten de çok etkiledi.

İnsanların hayat boyu çalışıp biriktirdikleri para ile satın aldıkları evlerinin bir başka şahsın veya şirketin hatası veya borcunu ödememesi nedeni ile üçüncü bir kişi veya şirket tarafından ellerinden alınması bana ters geliyor.

Doğrusu da kabullenemiyorum.

Kabullenemediğim de araziyi alan kişinin, arazinin üstünde diye evleri de sahiplenmesi.

Yasanın bir boşluğu da diyebiliriz buna.

Gerçekte söz konusu arazi, üzerine binalar yapılmadan önce bir tarla statüsünde. Ama üzerine evler, yollar yapılıp, çağdaş bir yaşam için elektrik, su ve telefon getirildikten sonra da tarlalıktan çıkıp, imar arazisi haline gelmiş ve de “Şerefiye” kazanmış. Yani şereflenmiş ve değeri de artmış.

Evler için ödenen paranın içinde inşaat ruhsatları, plan proje masrafları, iç yolların yapım ücreti, elektrik akımı, su boruları ve telefon hattı çekme ücretleri de var.

Mahkemenin satış emri uyarınca açık arttırmada araziyi satın alan kişi veya şahıs, satışa çıkartılan araziyi satın aldığı vakit bence hakkı olmadığı halde daha tapuları çıkarılmamış evleri de, tüm yukarıda saydığım ve bedeli ev sahiplerince ödenmiş hizmetleri de sahiplenmekte. Hem de arazi bedeline ilaveten bir tek kuruş ek para ödemeden.

Bence işin doğrusu, ipotekli araziyi açık arttırmada alan kişi, ayriyeten üzerindeki evlerin bedelini de, söz konusu evlerin tüm yapım bedelini ceplerinden ödemiş sahiplerine veya güncel deyimle “Konutzede”lere ödemeli.

Bu kavram basit bir örnekle neye benziyor?

Değeri 100 TL olan bir elbiselik kumaş düşünün.

Bunu gidip kumaş satan bir mağazadan parasını ödeyip satın alıyorsunuz.

Sonra da bu kumaşı terziye götürüp bir elbise diktiriyorsunuz ve dikiş parası olarak da 120 TL ödüyorsunuz. Size söz konusu elbise kumaşı ile birlikte 220 TL’ye mal oluyor.

Tam elbiseyi alacakken, birileri geliyor ve bu kumaş 50 TL karşılığı ipotekliydi deyip elinizdeki elbiseyi 50 TL ipotek ücretine ilaveten faizleri karşılığında kumaş niyetine alıp gidiyor.

Ama sizden alınanın, artık kumaşlıktan çıkmış, elbise haline gelmiş, içinde katma değeri bulunan ve güncel değeri de 220 TL olan bir emtia olduğunun hiç bir önemi ve parasal değeri de yok.

Mevcut yasalarda bir boşluk var ve birileri bu yasaların arkasına saklanarak veya yasaların açığını bularak, yüzde yüz kullanıcıya ait olan ve kullanıcının katkıları ile üzerine katma değer ilave edilmiş bir malı, kullanıcının söz konusu alıcıya bir tek kuruş borcu olmadığı halde elinden alabiliyor.

Söz konusu üzerinde evlerin bulunduğu ipotekli arazinin satışı ile verdiğim örnek tam olarak üst üste örtüşmekte ve durumları da aynı.

Bana göre yapılması gereken, üzerinde evlerin bulunduğu araziyi borcuna karşılık alan kişinin, borç miktarı ne olursa olsun evlerin bedelini, konut sahiplerine ödemesi gerekmektedir.

Satış bedeli, borcunu karşılamıyorsa, borçlu kişiye ait diğer taşınmaz veya taşınır malların satışı ile borcun tahsil edilmesi ve arazi üzerinde bulunan evlerin sadece üzerlerinde kurulu oldukları toprağın paylarının da, mağdur ev sahiplerinden alınıp, yıllarca hayalini kurdukları evlerinin sahipleri olmaları sağlanmalıdır.

Belki düz bir mantık ama hakça olduğunu düşünüyorum.   

Eminim Devletimiz de bu soruna hakça bir çözüm getirecek ve bir daha yaşanmamasının tedbirlerini alacaktır.

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com 

16 Haziran 2010

  • Page 7 of 399
  • <
  • 1
  • ...
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • ...
  • 399
  • >

Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
  • İletİşİm
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • BEŞLİ GÖRÜŞME
  • MÜZAKERELERDE SON PERDE Mİ
  • RUMLARIN AB DAĞINA KAR YAĞIYOR
  • MÜZAKERE TAKVİMİ BELİRGİNLEŞİYOR
  • Denktaş artık sivil Cumhurbaşkanı
  • Greek Mercenaries in South Cyprus
  • RUMLARIN LAHEY TUZAĞI
  • Şimdi de Siyasi Kriter koşulu
  • Kıbrıs’ta maçın 2.ci yarısı başlıyacakmı?
  • DIKO NİYET MEKTUBUNU HATIRLATTI

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail