• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007
    • Eylül 2007
    • Ağustos 2007

BM Ofisi Kapanacak mı

30 Haziran 2010
Yorum yapılmamış

 

Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’nun New York’ta BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile yaptığı görüşme, Kıbrıs konusunda perde arkasındaki bir takım gelişmelerin de ortaya çıkmasına kapı açtı.

Genel Sekreter’in 14 Haziran tarihinde Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan raporunda, yıl sonuna kadar bir anlaşma beklentisi içinde olduğu açık ve net bir şekilde ortaya konmuş durumda.

Sürdürülebilir ve Kıbrıs konusuna adilane bir çözüm getirecek bir anlaşmaya sıcak bakmayan Rum tarafının ve Yunanistan’ın ısrarla takvim istememeleri, belli ki Ban Ki Moon’un da dikkatini çekmiş. Bu nedenle de Ban Ki Moon’un, Cumhurbaşkanı Eroğlu ile yaptığı görüşmede, adada iki liderin gelecek aylarda müzakerelerde ciddi ilerlemeler sağlamalarını umduğunu ve ilerleme için de iki tarafın da taviz vermesi gerektiğini dile getirmesi, Kasım ayına bir gönderi yaptığının açık bir göstergesi.

BM Genel Sekreterliği, belli ki müzakerelerin gidişatına bağlı olarak, Kasım veya Aralık 2010’da Kıbrıs’a yönelik yeni bir takım adımlar atacak ve yeni tedbirlere başvuracak.

Bu tedbirlerden bir tanesi Uluslararası Konferansta Kıbrıs konusunu uluslar arası boyutta kabul edilebilir bir çözüme ulaştırmak.

Her ne kadar Türkiye, İngiltere, Yunanistan, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafının masada olacağı “Beşli Konferans”a, Rumlar ve Yunanlılar sıcak bakmıyorlarsa da bu fikir Ban Ki Moon’un aklında.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, bunun daha küçük boyutunda olan “BM Genel Sekreteri, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafı”nın masada yer alacağı üçlü bir konferansı önerdi pazartesi günkü görüşmede.

New York’tan basınımıza ulaşan haberlere göre BM’deki diplomatik kaynakların ve BM basın sözcüsünün yaptıkları açıklamalar, Ban’ın Eroğlu’nun “Üçlü görüşme” veya “Üçlü Konferans” önerisine sıcak baktığı yönünde. 

Genel Sekreter Ban Ki Moon’un Eroğlu’nun önerisine sıcak bakması çok normal. Kendi aklındakinin minyatürü ve bir çeşit “Pilot Konferans” olacak Eroğlu’nun bu önerisi. “Üçlü Konferans”ın gidişatı, tartışılan konular ve içeriği, “Beşli Konferans”ın alt yapısı ve başarısı için bir gösterge olacak.

Bu nedenle de Ban, Pazartesi günü yapılan görüşmede Cumhurbaşkanı Eroğlu’nu Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için “şu anki fırsatı yakalaması” yönünde cesaretlendirmek gereğini duydu.

Eroğlu’nun görüşmede, Ban’ın bu tavsiyesi doğrultusunda Kıbrıs’ta çözüm bulunması gerektiğine yönelik inancını ifade etmesi ve 2010 yılının sonunda iyi niyet, karşılıklı siyasi irade ve uzlaşma gösterildiği takdirde çözüm olacağına inandığını Genel Sekreter Ban’a söylemesi, hem Türk tarafının müzakerelere yönelik iyi niyet ve arzusunu ortaya koydu, hem de Türk tarafı için çok iyi bir puan oldu.

Hristofyas, Eroğlu-Ban görüşmesinden ve hafta başında yer alan bu gelişmeden son derece rahatsız. Rum siyasileri bu nedenle de birbirlerine girmiş durumda. Bırakın Rum siyasi parti liderlerini, Siyasi partilerin önde gelenleri, Genel sekreterler ve Milletvekilleri de Hristofyas’a ateş püskürüyorlar. Rum halkı nazarında Hristofyas “Çok başarısız” konumunda.

BM Genel Sekreterliği, Rum tarafının müzakerelere yönelik tutumundan ve Rum tarafındaki gelişmelerden pek hoşnut değil. 2010 yılı sonuna kadar Rum tarafının bu isteksiz ve olumsuz tutumu nedeni ile müzakerelerin bitirilip bir “Referandum”a gidileceğinden de şüpheleri var.

Bu nedenle de müzakerelerin 2010 yılı sonuna kadar olumsuz bir süreç takip etmesi durumunda alacakları tedbirleri de kulaklara fısıldamaya başladılar. Her ne kadar “şimdilik resmi” olmasa da ilk adım, tarafların “Anlaşmalı bir ayrılık konusunda ciddi olduklarını” ortaya koyana kadar, Lefkoşa’daki BM Ofisini kapatmak, BM görevlilerini geri çağırmak ve BM Genel Sekreterliğinin “İyi Niyet Misyonu”na son vermek olacak(mış).

Belli ki BM’nin 2011 gündemi “Anlaşmalı Ayrılık” olacak artık, “Birleşik Kıbrıs” değil.  

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com 

29 Haziran 2010

Eroğlu ve Ban Ki Moon

27 Haziran 2010
Yorum yapılmamış

 

Cumhurbaşkanımız Sayın Dr. Derviş Eroğlu, bugün bizim saatimize göre akşam üstü 18:45’de, New York saatine (Atlantik saat dilimi) göre de 11:45’de BM Genel Sekreteri Ban ki Moon ile bir görüşme yapacak.

Bu görüşme gerçekte çok önemli.

Zamanlaması da aynı şekilde çok önemli.

Aslında önemsenmesi gereken konu da, Ban Ki Moon’un 18 Nisan seçimlerinde 2. Cumhurbaşkanı Talat’a destek vermek amacı ile Kıbrıs’a kadar gelmiş olması.

Ban Ki Moon her ne kadar ilk başlarda Kıbrıs’ın nerede olduğunu dahi bilmiyor saydı da, sonraki gelişmeler kendisini adayı ziyarete kadar vardırdı.

Cumhurbaşkanı Eroğlu ile yapacağı görüşme bu nedenle büyük önem taşımakta ve Kıbrıs Müzakereleri sürecinde de yeni bir dönemin başlangıcını oluşturacak.

Rum tarafında ise durum birazcık farklı. Hristofyas’ın bu günlerde özel bir durumu ve sıkıntılı bir hali var.

Gerek BM’de, gerek ABD’de, gerekse de Güney Kıbrıs’ta ve AB içinde, saygınlığı ve konumu eskisi kadar parlak ve sempatik değil.

Fare dağa küsmüş, dağın haberi yok örneği Hristofyas, son bir yıldır içine sürekli yeni isimleri ilave ettiği bir kara liste oluşturmakla meşgul. Kendisini kim eleştiriyorsa ve siyasilerle sivil toplum örgütlerine, müzakerelerin Rum tarafı yüzünden çöküşe sürüklendiğini açıkça dile getiriyorsa, hemen eline kalemi alıyor ve adını listeye yazıyor.

Hristofyas’ın “Kara Liste”si bayağı da kabarık. İçinde Rum politikacılar, yerli ve yabancı siyasiler ile Sivil Toplum Örgütü Başkanları yer alıyor. Hatta Kıbrıs konusunda baş aktör olan devletlerin bazılarının Büyükelçileri bile var.

Liste başı, Amerika’nın Lefkoşa Büyükelçisi Frank Urbancic. Urbancic doğruları söylediği ve kayıtsız koşulsuz kendisini desteklemediği için Hristofyas, Urbacic’e kafayı fena takmış. Yaklaşık bir yıldan beridir de ABD Büyükelçisi ile görüşmüyor ve görüşmeyi de reddediyor.

Hristofyas’a ve kurmaylarına göre Kıbrıs Türk tarafının önerileri “mantıksız”mış ve Çarşamba günü yapılan son görüşmede “hiçbir ilerleme” kaydedilmemiş.

Halbuki Downer ve BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, görüşmelerden çok umutlu. Hristofyas’ın daha KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce çizmeye çalıştığı olumsuz tabloya ve Eroğlu’nu “Uyuşmaz” diye karalamaya yönelik çabalarına rağmen Eroğlu’nun seçilmesinden hemen sonra yaptığı “Müzakerelerin Devamı”na yönelik açıklamaları ve Ban Ki Moon’a gönderdiği samimi mektup, Hristofyas’ı “Sorun Çıkaran ve Müzakerelerin Devamını İstemeyen Kişi” konumuna soktu. Aklınca Hristofyas bunu Eroğlu’nun sırtına yükleyecekti ama kendi kazdığı kuyuya kendi düştü.

Şimdi bu sıfat kendi sırtında.

Hristofyas da müzakereleri, kendisinden evvelki Rum Cumhurbaşkanlarının yaptığı gibi sürgit, belirsiz bir sona kadar uzatamayacağının farkında. Kara listesi de, hırçınlığı da bu yüzden.

BM, Hristofyas’ın bu tutumundan dolayı Kıbrıs Müzakerelerine yönelik yeni bir yaklaşım geliştirdi ve kesin kes olmasa da, bir takvim oluşturdu. 2010 yılının sonu, müzakerelerin bitmesinin beklendiği bir tarih görünümünde artık.

Bunlara ilaveten BM, Kıbrıs Müzakerelerine yönelik liderler arasındaki doğrudan görüşmelerin hızını arttırabilmek için hazırlıklara da başladı. İllaki elle tutulur bir sonuca varmak istiyor BM. Yılların getirdiği usanç ve bıkkınlık hakim her masada, her odada ve her kapının arkasında.

Ya anlaşma olacak, ya da anlaşma olmazsa adadaki “De Facto” yani “Gerçek Durum”un, belli koşullarda “De Jour”a yani “Resmi Konum”a dönüşmesini sağlayacak bir başka yöntem yürürlüğe konacak.

 Tüm bu nedenlerden dolayı Cumhurbaşkanımız Dr. Derviş Eroğlu’nun bu gün Ban Ki Moon ile yapacağı görüşme çok önemli.

Ortam bizim lehimizde, politik rüzgarlar da bizi arkasına almış, bizim taraftan esiyor.

Sayın Cumhurbaşkanımız bu gün, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a Kıbrıs Türk tarafının, müzakerelerin devam etmesi yönündeki samimi isteğini ve yılsonundan evvel bitirilmesi doğrultusundaki arzusu ile bu yönde göstereceği çabaları dile getirecek.

Kıbrıs Türk tarafının bu tavrı ve isteği, BM’nin tam da Kıbrıslı Türklerden beklediği gibi.

Hristofyas’ın ise, Kara Listesi ile başının derde gireceği kesin. Varsın listesine yeni kayıtlar yapmağa devam etsin.  

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com

Rumların Zikri Belli Oldu

25 Haziran 2010
Yorum yapılmamış

 

Müzakerelerin gidişatı ve Hristofyas’ın yaptığı açıklamalar ile tavırları, hedeflerinin ne olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaya başladı.

Dr. Derviş Eroğlu’nun Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Hristofyas’ın tavırları belli bir şekilde gün be gün değişime uğruyor.

Karşısındakinin her istediğini kabul edecek birisi olmadığını anladıkça, doğru orantılı olarak da her gün biraz daha daha agresif ve hırçın olmaya başladı.

Hayra alamet değil bu.

Çarşamba günü müzakerelerin tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanlığına döndükten sonra mesai arkadaşlarına ve partililerine sert bir üslupla, müzakere alanında ne görüşüldüğü ile ilgili konuşmak istemediğini açık bir şekilde belirtmesi içine düştüğü sıkıntılı durumu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Kafasında tilkilerin dolaştığından, aklından müzakereleri çıkmaza sokmanın veya sütten çıkmış ak kaşık gibi masayı terk etmenin, suçlanmadan müzakerelerin gidişatını geciktirmenin veya görüşmeleri incir ipi gibi uzatmanın hesaplarını yaptığından eminim.

Hristofyas, daha müzakereler başlamadan Cumhurbaşkanı Eroğlu’na tuzak  hazırlamak ve tuzağa düşürmek çabası içine girdi.

Hazırladığı ilk tuzağa, Eroğlu’nun kurnaz manevrası nedeniyle kendisi düştü ve apar topar masaya oturmak zorunda kaldı. İlk girişimi akim kaldı ve yüzüne gözüne bulaştırdı.

İkinci tuzağını da “Mülkiyet” başlığı içinde kurmaya çalıştı.

Daha masaya oturmadan “Mülkiyet ve Toprak” ana başlıkları ile “Türkiye’den gelip adamıza yerleşen vatandaşlarımız” ile ilgili alt başlığın birleştirilmesini ve her üç konuyu birbiri ile bağlantılı olarak birlikte görüşmenin çok iyi bir yöntem olacağını söylemeye ve söyletmeye başladı.

Hristofyas’a ve akıl hocalarına göre “Mülkiyet” konusunun “Toprak Düzenlemeleri” ile birlikte ele alınması çok iyi olacakmış.

Toprak iadesi konusunda Rumlar, “Yerleşik” diye tanımladıkları “Türkiye’den gelip adamıza yerleşerek vatandaşlarımız olan kişilerin” geri gönderilerek onlardan boşalacak evlerin, işyerlerinin ve tarım arazilerinin Rumlara geri verilmesinin “Toprak düzenlemesi ve iade sorununu” çözeceği inancındaymışlar.

Tesadüfe bakın ki, Hristofyas masaya oturunca yaptığı önerinin içinde de bu üç konu, birbirleri ile bağlantılı olarak yer alıverdi.

Müzakereler başlarken Downer’in ortaya koyduğu prensiplerin dışına çıkan Hristofyas’a Eroğlu’nun tavrı ve yanıtı, başlıkların birleştirilemeyeceği ve her başlığın tek olarak kendi başına, diğerleri ile bağlantılanmadan ele alınması yönünde olunca da, Hristofyas’ın neşesi kaçtı ve hırçınlaşmaya başladı.

Sadece mülkiyetin tartışıldığı 23 Haziran tarihli müzakerede Hristofyas, birçok Kıbrıslı Rum’un büyük olasılıkla KKTC’deki mülkünü geri alıp Türk Devletinde yaşamak istemeyecek olsa bile, bu hakkın teminat altına alınması gerektiğine işaret edip, 1974 öncesi söz konusu taşınmazın sahibi olan kişilerin ilk söze sahip olması gerektiği konusunda ısrar edince, Cumhurbaşkanı Eroğlu da son AİHM kararlarına gönderme yaparak, “taşınmazların bugünkü kullanıcılarının takviye edilmiş haklarına ilişkin tutumunu” masaya koydu.

AİHM’nin geçmiş kararlarına göre bugünkü kullanıcıların hakları, Rumlarınkinden çok daha fazla.

AİHM’nin düşünüş ve karara varma mantığına göre, 1974 Barış Harekatı öncesi 3-5 yıl bir evde yaşamış olan bir Rum’un, aynı evde Barış harekatı sonrasında otuz dört yıldır oturan kişiden çok daha az olduğu şeklinde.

Bu düşünce tarzı ve alınan karar, Rumları can evinden vurulmuş konumuna soktu.

Bu kararın açıklanması ile Rumların mülkiyet konusunda yıllardır ısrarcı oldukları söz konusu taşınmazın 1974 öncesi eski sahibine iadesi ve ilk söz sahibi olmak iradesi talepleri geçersiz oldu. Olası bir uygulamada bunun tam tersi olacak ve söz konusu taşınmaz üzerinde, KKTC Tapu Dairesinin verdiği koçanlar (Tapular) üzerinde adları yazan kişiler, 1974 öncesi eski sahibinden çok daha fazla haklara sahip olacak.

Bu nedenle Hristofyas, böylesi bir kavramı, 1974’den beridir gerçekleşmeyeceğini bile bile “Geriye Dönüş” hayalleri ile kafalarını doldurdukları  Rum vatandaşlarına izah edip kabul ettiremeyeceğini bildiği için, müzakereleri çıkmaza sokmanın veya sütten çıkmış ak kaşık gibi masayı terk etmenin, suçlanmadan müzakerelerin gidişatını geciktirmenin veya görüşmeleri incir ipi gibi uzatmanın hesaplarını yapıyor.

Başka bir çıkar yolu yok. İlk fırsatta da bu olasılıklardan bir tanesini uygulamaya sokacak.

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com 

25 Haziran 2010

  • Page 6 of 399
  • <
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • ...
  • 399
  • >

Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
  • İletİşİm
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • HRISTOFYAS’IN FEDERASYON İSTEĞİ NE KADAR İNANDIRICI?
  • LEDRA’YA BASIN GÖZÜYLE BAKIŞ
  • Cyprus-France military accord: Will it deepen gap between Turkish and Greek Cypriots?
  • Ortak Açıklama
  • KIBRISTAKİ SİYASİ GİDİŞATIN YÖNÜ BELLİ OLDU
  • RUMLAR DİPLOMATİK ATAK HAZIRLIĞINDA
  • Papandreu gene döktürdü
  • Direk Ticaret Tüzüğü Fiyaskosu
  • TÜRKLERE SALDIRMAYACAKLAR(DI)
  • Papadopulos Protokolu, Türkiye’nin istediği şekilde kabul ediyor

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail