• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Eylül 2010
    • Ağustos 2010
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007

‘ Köşe Yazılarım ’ kategorisi altındaki tüm yazılar...

RMMO Belgeleri Açıklanmalı

7 Eylül 2010
Yorum yapılmamış

 

Larnaka’nın Livatya köyünden olan ve 1974 Mutlu Barış Harekatında hayatını kaybeden RMMO’nun ihtiyat askerlerinden Lefteris Avraam’ın, Larnaka’da, 4 Ağustos günü yapılan cenaze töreninde konuşma yapan İş ve Sosyal Güvenlik Bakanı Bayan Sotiroula Haralambus, kayıplarının tümünün tespit edilmesi için tüm engellerin ortadan kaldırılması ve Türk askerinin arşivlerinin açılarak araştırma yapılması konusunda Türkiye’ye yönelik talepleri bulunduğunu söyleyerek gayya kuyusuna bir taş attı.

Adada yaşanan tüm olayları Türklerin üstüne atmakta son derece yetenekli olan Rumlar, şimdi de Türk ordusunun 1974 Barış Harekâtı ile ilgili arşivlerinin açılmasını talep ediyorlar.

Buna “Kendi gözündeki merteği görmeyip başkasının gözünde çapak aramak” deniyor yerel Kıbrıs Türkçemizde.

Arşivlere girilecekse, karşılıklı girilmeli ve karşılıklı araştırılmalı evraklar. Adada kimlerin neler yaptığı ve ne cinayetler işlendiği, kimin masum, kimin mazlum olduğu asıl o vakit çıkacak ortaya.

Adı “Suna ve Ata Atun Mağusa Tarihini Araştırma ve Yazın” (SAMTAY) Vakfı olan  aile Vakfımızın arşivinde bulunan 1963-1964 yıllarına ait belgelere göz attım çabucak.

Aklımda bu dönemde Rumların ve Yunanistan’ın ne yaptıklarını ve ne cinayetler işlediklerini bulmak vardı.

Siftah, daha araştırmaya derinlemesine başlamadan evvel elime geçen ilk evraklardan bir tanesi, katil papaz Makarios’a ait.

Makarios’un Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu’ya gönderdiği 1 Mart 1964 tarihli  mektubun 16. Paragrafında yazılanlar aynen aşağıdaki gibi.   

“Sayısı 5000 olan silahlı ve eğitimli bir kuvvetimiz vardır. Bunun sayısı sürekli olarak artmaktadır. Bu örgütümüzün zayıf yanları bulunduğunu; disiplinsizlik olaylarının var olduğunu ve zararlı girişimler yapıldığını inkar etmiyorum. Ancak bunun sağlam temeller üzerine oturtulması için çabalar harcanmıştır ve diyebilirim ki, bugün memnuniyet verici bir düzeye ulaşmıştır. Bu örgütü kesin bir biçimde denetim altına alabilmek ve disiplini kurabilmek için bir ‘Yardımcı Polis Teşkilatı’ oluşturmaya karar verdik.”

 19 paragraf olan bu mektubun hemen arkasından General Grivas, kendi el yazısı ile yazdığı aşağıdaki mesajı, Yunanistan Dış İşleri Bakanı Garufalyas’a ve Başbakan Yorgo Papandreu’ya göndermiş ve Rum Milli Muhafız Ordusu’nun (RMMO) kurulduğunu müjdelemiştir.

“General Yorgo Grivas’ın Komutasındaki EMEK (Kıbrıs Karma Özel Kurmay Başkanlığı) doğrudan Yunanistan Milli savunma Bakanlığı’na bağlı bir kuruluştur.

Yetkileri: Kıbrıs Milli Muhafız Ordusunun teşkilatlanması, eğitilmesi, silahlandırılması, harp planlarının hazırlanması, Kıbrıs’ta harekâta girişilmesi v.b.

Kıbrıs Askeri Komutanlığı (SDIK) doğrudan EMEK’ten emir alır. Kıbrıs’ın işgali uğraması halinde orada üslenir ve harekâtın komutasını üstlenir. Kıbrıs’la ilgili askeri konularda, Yunanistan Milli Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı ve General Yorgo Grivas’tan oluşan Konsey karar verir.”

 EMEK Komutanı General Grivas, Yunanistan Savunma Bakanı Garufalyas’a gönderdiği Mayıs 1964 tarihli mektubu ile 2956 adet piyade tüfeği, 440 adet Bren tipi makineli tüfek, 372 adet tabanca, 30 adet Vickers tipi makineli tüfek, 51 adet H60 mm Havan, 9 adet Bazuka ve 8 adet de tank savar ister. Ve bu silahlar da Kıbrıs’a 28 Mayıs 1964 günü gönderilir.  

Liste tekrarlanır ve bu sefer içine 4 adet torpido bot ve 15-20 adet zırhlı araç ilave edilir. Onlar da hemen gönderilir.

12 Haziran 1964 günü de General Grivas güya kaçak olarak adaya girer ve Rum ile Yunan Birliklerinin başkomutanı olur.

Tamamen Yunanistan’ın yönetimi, desteği ve gönderdiği silahlarla kurulan RMMO’ya ilaveten 30 Haziran 1964 tarihinde “Genel Kurmay Başkanlığı, 3206/01 -227 ETNA sayı ve 25 Haziran 1964 tarihli ÇOK GİZLİ emri ile Kıbrıs’ta ELDIK/M (Yunan Alayı M) adında, Üçlü karargah Komutanı Tuğgeneral Perides’in komutası altında bir “TÜMEN KOMUTANLIĞI” oluşturulur ve Kıbrıs’taki tüm Yunan Birlikleri bu Tümen Komutanı’nın emri altına verilir.

Ve Türklere karşı caniyane saldırılar başlar, masum insanlar çoluk çocuk demeden öldürülür, Türk köyleri haritalardan silinir ve uzun yıllar sürecek bir soykırım yaşanır.

Kimin arşivi açılmalı acaba.

Bizimki mi, Rumlarınki mi.

Prof. Dr. Ata Atun

ata.atun@politikadergisi.com

Hellimimiz Artık Tescilli

5 Eylül 2010
Yorum yapılmamış

 

Uzun ve soluklu bir çalışma sonrası atalarımızdan bize miras kalan “Hellim” adlı ulusal peynirimiz, Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO) ile Süt Ürünleri İmalatçıları Birliği’nin (SÜİB) başvurusu, girişimi ve bıkmadan sürdürülen çalışmaları sonrasında uluslararası kimliği olan Türk Patent Enstitüsü tarafından tescil edildi.

Bu gün söz konusu patent belgesi, Türk Patent Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Habib asan başkanlığındaki bir heyet tarafından KTSO’na verilecek.

Alınan patent Coğrafi Tescil uygulamalı.  Yani içinde Kıbrıs’ımızın da yer aldığı coğrafi bölgeye özgü kültürel ürün sınıflaması olarak kayıt edildi ve patenti de verildi.

Hellim adının ve üretim yönteminin tescili Kıbrıs Türk Sanayi Odası adına. Bundan böyle hiçbir özel kişi veya tüzel kişi sınıfına giren her hangi bir türdeki oluşum, Kıbrıs Türk sanayi Odası’ndan izin almadan “Hellim” adını kullanamayacak.

“Hellim” adını kullanabilmek için de önce, hellim patenti içinde tanımlanan üretim prosedürünü aynen uygulayacak, bunu belgeleyecek ve KTSO’sının “Üretim Prosedürünü Denetleme Birimi”nden de onay aldıktan sonra “İsim kullanım ücreti”ni ödeyip “Hellim” adını ürün paketinin üstüne yazacak. Tabii ki TSE ve KTSO belgelerinin tarih ve numaraları da söz konusu paketin üzerinde tüketici tarafından rahatça okunabilir büyüklükte yer alacak.

Kıbrıs Türk sanayi Odası’nı kutlamak gerekir.

Kıbrıs Türk Sanayisine yeni bir kavram getirdiler ve yeni bir kapı açtılar.

“Patent”, “Tescil”, “Üretim Prosedürü”, “İsim Hakkı”,”İzin Almak Gerekliliği” gibi kavramlar artık uzak olmaktan çıktı ve ne denli önemli oldukları tüm sanayicilerimiz ve insanlarımızı tarafından çok daha iyi anlaşılır hale geldi.

Türkiye’de yaklaşık seksen üretici “Hellim” ismini kullanıyor. İzinlerini T.C. Tarım Bakanlığından yıllar önce almışlar. KTSO tescil için başvurusunu yapınca yeni izinler durdurulmuş ve başvuru tarihinde verilen tüm izinler de iptal edilmiş.

Aynı şekilde Almanya’da da bir şirket hellime benzer bir peynir üreterek “Hellim” adı altında piyasaya sürmekte.

Bu aşamadan sonra bir başka uzun soluklu mücadele daha başlayacak.

Daha evvel T.C. Tarım Bakanlığından üretim izinlerini almış Türkiye tescilli ve konumlu şirketlerin, “Hellim” adını kullanmak istiyorlarsa üretimlerini “Fason” olarak KKTC’deki Süt Ürünleri İmalatçıları Birliği’ne (SÜİB) kayıtlı üretici şirketlerden bir tanesinde yaptırmaları konusunda yasal girişimler başlatılacak.

“Hellim” adı kullanılmak isteniyorsa, Türkiye’deki bir kuruluş ile patent belgesi içinde belirtilen üretim prosedürünün eksiksiz olarak uygulandığının denetimi de talep edilecek.

Aynı doğrultuda bazı AB üyesi ülkeler ile Arap ülkelerinde “Hellim” adının tescil işlemleri da başlatılacak. Türk Patent Enstitüsünün uluslararası kimliği ve yol göstericiliği ile bu zorlu aşamalarında üstesinden gelinecek.

Kıbrıslı Türklere karşı her zaman ve her koşulda “Olumsuz Ayırımcılık” yapan Kıbrıs Rum Mahkemelerinin Türkçe olarak “Hellim” şeklinde yazılan kelimenin Rumca olarak “Hallumi” yazılan kelimeyi andırdığı ve “Hellim”in geleneksel Kıbrıs Rum kültürünün bir parçası olduğu bu nedenle de herhangi bir Türk kuruluşuna tescil hakkının verilemeyeceği gerekçesi ile yapılan tescil başvurusunun reddedilmesi ile konu KTSO ve SÜİB tarafından AB’nin ilgili Komisyonuna iletildi.

Bu nedenle AB, Rumların “Hallumi” ve Türklerin de  “Hellim” isminin ve üretiminin Coğrafi Tescil başvurularını ayrı ayrı ele aldı ve AB üyesi Rumların tüm entrikalarına rağmen hala daha sonuçlandıramadı.  Daha doğrusu bilinçli bir şekilde sonuçlandırmadı ve yoğun bir araştırma süreci içine girdi.    

Anlaşılan “Uzun ve Soluk kesecek” bir çalışma daha bekliyor Kıbrıs Türk Sanayi Odasını ve Süt Ürünleri İmalatçıları Birliği’ni.

Bu iki güzide kurumumuzun Başkan ve Yöneticilerini kutlar, çalışmalarında, girişimlerinde ve verecekleri mücadelelerinde başarılar dilerim.

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com 

6 Ağustos 2010

Karpaz’da Egemenlik Kimde

29 Ağustos 2010
Yorum yapılmamış

Karpaz’da Egemenlik Kimde

Ülkemizin güzide üniversitelerinden bir tanesinin Karpaz yarımadasında yeni bir fakülte açmak ve yeni bir yerleşke yaratmak düşüncesi beraberinde yeni siyasi gerçekleri de ortaya çıkardı.

Rumların hala hayal içinde oldukları ve bir türlü adadaki gerçekleri kabul edemedikleri kesin.

 Hala daha kendilerini adanın kuzeyinde de söz sahibi zannediyorlar ve Kıbrıslı Türklerin ileriye dönük atılımlarına da mani olmak için her olanağı değerlendirmeye çalışıyorlar.

Rum tarafında, isimlerinin niye “Yeşiller” diye anıldığını hala anlayamadığım, Avrupa parlamentosunda da “Yeşiller” grubu içinde yer alan ama sağcıdan da daha sağcı olan ve katıksız Yunan milliyetçiliğini savunan “Ekologlar ve Çevreciler Hareketi”, söz konusu yerleşkenin açılmasına mani olmak için kolları sıvadı.

Bu sahte “Yeşil”cilerin yegane milletvekili ve de başkanı Yorgos Perdikis,  Karpaz’daki Ay. Filona Kilisesi yakınlarındaki kendi kendine, sözde “koruma altındaki arkeolojik alan” olarak nitelediği arazinin üniversite yerleşkesi inşa edilmek üzere KKTC devleti tarafından bir üniversite’ye verilmesinin “engellenmesi” için AP Yeşiller grubu üyesi Yunan Avrupa Milletvekili Mihalis Tremopulos’tan acil yardım istedi.

İstediği yardımın içine de geleneksel Rum yalanlarını da katıverdi hemen.

Adamların işi ve ustalığı yalan üretmek ve insanları yanıltmak.

Perdikis mektubunda Ay. Filona Kilisesi konusunu Avrupa Komisyonu’nun ve Avrupa Parlamentosu’nun bütün kürsülerinde “ekolojik yıkım olduğu” yaygarasıyla gündemine getirmesini istedi Tremopulos’tan.

Amaç tabii, bir “Hıristiyan Topluluğu” olan Avrupa Birliği’ne kiliseleri bahane edip Karpaz yarımadasına Üniversite yerleşkesi açılmasına mani olmak.

Perdikis’e göre KKTC devletinin Karpaz yarımadasına üniversite yerleşkesi açılması ile ilgili kararına Kıbrıslı Türk çevre örgütleri karşı çıkmış ve yoğun tepki göstermişler.

Tam da “yalandan kim öldü” tekerlemesine uygun bir örnek, Perdikis’in bu sözleri.

Ve bu yalancı siyasi, sözde de yeşil olan Perdikis, AP Yeşiller grubu üyesi Yunan Avrupa Milletvekili Mihalis Tremopulos’tan, AB tarafından Karpaz’da üniversite yerleşkesi açılmasının engellenmesi amacıyla, Türkiye-AB karma parlamenterler komitesi başkanını ve Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs Türk toplumuyla teması bulunan, “Yüksek Temas Grubu” üyesi Ska Keler’i de devreye sokmasını istedi.

Avrupa Komisyonu da Perdikis’in bu yaygarasından ve Tremopulos’un çalışmalarından sonra Karpaz’da üniversite ve konferans merkezleri kurulacağı yönündeki yayınlara atıfta bulunarak, Avrupa Komisyonu’nun konunun takipçisi olduğunu ve gerekmesi halinde uygun adımları atacağını açıkladı.

Avrupa Komisyonu’ndan yapılan yazılı açıklamada Karpaz’ın doğal bitki örtüsü ve vahşi yaşamıyla olası bir anlaşmada, Natura 2000 kapsamında Özel Koruma Bölgesi olduğuna dikkat çekilerek, Karpaz’a yapılacak yatırımlarla ilgili haberler basına yansımadan önce de Avrupa Komisyonu’nun konu üzerinde araştırmaya başladığı ifade edildi.

İşte işin püf noktası da burada.

AB’nin işine geldi mi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) AB üyesi, işine gelmedi mi de 10. Protokol da yazıldığı şekli ile “Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti Hükümeti’nin etkili kontrolü altında bulunmayan bölge.

İş Karpaz’ı denetlemeye geldi mi, KKTC AB toprağı ve hükümranlığı altında ve AB ne derse onu yapmak zorunda. 

İş dolaşıma, ticarete, ekonomik ilişkilere, doğrudan uçuşa, sportif, akademik ve kültürel temaslara geldi mi de, 3. Dünya ülkesi.

Benim bildiğim Karpaz’a egemen olan bir tek devlet var.

O da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti.

Ne Perdikis’in sözü geçer, ne Tremopulos’un, ne de Avrupa Birliği’nin.

Prof. Dr. Ata ATUN

ata.atun@atun.com 

http://www.ataatun.com 


Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Our enemy is Ankara, not the Turkish Cypriots
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • Rumların 1974’ü yargılama hayali
  • Yeni Bir Dönemin Analizi
  • The new direction for Turkey: Eurasian Union
  • VASİLİU’NUN HAYALLERİ
  • Aralik Ozur Yazisi
  • GREEK CYPRIOTS ARE NOT KEEN ON A SOLUTION
  • Avrupa Parlamentosu'ndaki oylama belli oldu
  • RUMLARIN GERİ MANEVRASI
  • Türklerin Siyasi Eşitliği Rumlara batmaya başladı
  • YAKOVU’NUN DENEMESİ

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail