<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi &#187; Türkçe Bildiriler</title>
	<atom:link href="http://www.ataatun.com/konular/bildirilerim/turkce-bildiri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ataatun.com</link>
	<description>Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2010 23:58:57 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kıbrıs’ta Çözüm Ne Kadar Olası</title>
		<link>http://www.ataatun.com/kibris%e2%80%99ta-cozum-ne-kadar-olasi/</link>
		<comments>http://www.ataatun.com/kibris%e2%80%99ta-cozum-ne-kadar-olasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 02:59:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Ata ATUN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe Bildiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[Kadar]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs’ta]]></category>
		<category><![CDATA[Ne]]></category>
		<category><![CDATA[Olası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataatun.com/?p=10141</guid>
		<description><![CDATA[<br/>Kıbrıs sorununun çözüm zemini çok önceden üzerinde anlaşmaya varılmış ve açıklanmıştır.
Çerçeve bellidir.
Bu zemin 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları ile oluşmaya başlamış, daha sonra da      bir dizi BM Güvenlik Konseyi kararları ile konuşulanlara açıklık getirilmiş      ve çerçeve belirginleştirilmiş. Şimdi uluslararası toplum, önünde duran bu zeminde  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><p>Kıbrıs sorununun çözüm zemini çok önceden üzerinde anlaşmaya varılmış ve açıklanmıştır.<br />
Çerçeve bellidir.<br />
Bu zemin 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları ile oluşmaya başlamış, daha sonra da      bir dizi BM Güvenlik Konseyi kararları ile konuşulanlara açıklık getirilmiş      ve çerçeve belirginleştirilmiş. Şimdi uluslararası toplum, önünde duran bu zeminde      ve çizilen çerçevede ısrar etmektedir.<br />
1968’de başlayan ve 40 yıldır sürmekte olan görüşmeler sürecinde oluşan “BM      Kıbrıs Müktesebatı”nın içeriği 1997-79 Doruk Antlaşmaları, çeşitli müzakere-ler,      müzakereler sonrası Güvenlik Konseyine sunulmuş Genel Sekreterin Raporları ve      Güvenlik Konseyi tarafından alınan kararların içinde açıklığa kavuşturulmuş      tanımlar ile belirlenmiş ve bu sürecin sonunda bir çerçeve çıkmış ortaya.<br />
Bu çerçevenin içindekileri bir araya getirebilmek için Genel Sekreterin 8 Mart      1990 tarihli S/21183 sayılı raporu , Güvenlik Konseyinin aldığı 649 (1990) sayılı      12 Mart 1990 tarihli kararı , BM Genel Sekreteri Boutros Boutros Ghali’nin Güvenlik      Konseyine sunduğu 3 Nisan 1992 tarihli S/23780 numaralı raporu ile 18 Haziran      1992 tarihinde hazırladığı “Gali Haritası” ve “Gali Çözüm Planı”nı (fikirler      dizisi) ve 10 Nisan 1992 tarihli 750 sayılı Güvenlik Konseyi kararını , derinlemesine      etüt et-mek gerekiyor.<br />
Çözüm çerçevesini, çeşitli zamanlarda bir bütünü oluşturacak parçalar halin-de      mutabakata varılmış, aşağıdaki kavramlar oluşturuyor.<br />
1. Kıbrıs adası, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ortak evidir.<br />
2. Aralarındaki ilişki çoğunluk-azınlık ilişkisi değil, Kıbrıs devleti içindeki      iki toplu-mun ilişkisidir.<br />
3. Devlete katılım iki eşit zeminde olacaktır. (zemin, devlet veya eyalet olabilir)<br />
4. Varılacak olan çözüm, iki toplum tarafından mutabakata varılan ve kabul edile-cek      olan karar olmalıdır.<br />
5. Bu karar, her bir toplumun kültürüne, dinine, sosyal ve dil yapısına saygılı      olma-lıdır.<br />
6. Çözüm, Kıbrıs’ın hükümranlığını, bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve bağım-sızlığını      temin etmelidir.<br />
7. Bir başka ülke ile bir bütün veya kısmen birleşmek veya adanın bölünmesi      veya toplumlardan birisinin Federal yapıdan ayrılması olanaksızdır.<br />
8. Anayasal açıdan iki toplumlu ve bölgesel açıdan iki kesimli bir Federasyon      kuru-lacaktır.<br />
9. Federasyonun iki kesimliliği çok net bir şekilde tanımlanmalıdır.<br />
<span id="more-10141"></span>10. Devletin bütünlüğü garantilenmelidir.<br />
11. Federal hükümetin yetkileri ve görevleri, iki toplumun etkin katılımını      sağlar-ken, hükümetin de etkin görev yapmasını sağlamalıdır.<br />
12. Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasında sayısal eşitlik değil, politik      eşitlik olacaktır.<br />
13. Tarafların devlette etkin katılımları olacaktır. (7:3 veya 2:1 gibi belli      oranlarda)<br />
14. Halkın temel hakları olan üç özgürlük ile politik, ekonomik, sosyal ve kültürel      haklar korunmalıdır.<br />
15. Her iki toplumun güven içinde olmasını sağlayıcı hazırlıklar üzerinde mutaba-kata      varılmalıdır.<br />
16. Göçmenlerin sorunu her iki toplumun çıkarları gözetilerek çözülmelidir.<br />
17. Her iki toplumun yarar göreceği dengeli bir ekonominin yaratılmasının yöntemi      geliştirilmelidir.<br />
18. Geçiş dönemi hazırlıkları halledilmelidir.<br />
19. İki kısımlı Parlamento olacaktır. (Alt Meclis 70-30 oranında, üst meclis      50-50 oranında)<br />
20. Bakanlar Kurulu 7:3 oranında olacaktır. Üç önemli bakanlıklardan biri Türkle-rin      yönetiminde kalacaktır.<br />
21. 1960 anayasasında belirtilmeyen askeri güçler ada dışına gidecektir. (TSK      kas-tedilmektedir)<br />
22. Tek bir bağımsız devlet olacaktır.<br />
23. Bu devletin tek bir hükümranlığı olacaktır.<br />
24. Tek vatandaşlık olacaktır.<br />
25. Karasal bütünlük sağlanacaktır. (iki ayrı devlet olmayacaktır)<br />
26. İki kesimlilik olacaktır. Her bir devlet (eyalet) bir toplum tarafından      yönetilecek-tir.<br />
27. Her devlette (eyalette) toplumlardan bir tanesi çoğunlukta olacaktır. Bu      devlette (eyalette) toprağın yarıdan fazlası da bu topluma ait olacaktır.<br />
28. 1960 Garanti ve İttifak antlaşması yürürlükte kalacaktır.<br />
29. Türk ve Yunan alayları varlıklarını sürdürecekler ve eşit sayıda olacaklardır.<br />
30. Çözüm Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edilirse, KKTC, Federasyonu oluştura-cak      kurucu devletlerden bir tanesine dönüşecektir. (Yazarın öngörüsü)<br />
31. Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti Anayasasını yeni Federal yapıya göre değiştirecek      ve Türk Kurucu Devleti buna katılacaktır. (Rumların BM Genel Sekreterine yaptığı      yazılı teklif)<br />
İşte yıllar boyu biriken ve 30 ve 31.ci maddeler hariç, BM Güvenlik Konseyin-den      çıkan kararlarla belirlenmiş olan Müzakere Çerçevesini oluşturan maddeler bunlardır.<br />
Bu çerçevede, müzakerelerin 2008 yılı içinde bitmesi uzak bir ihtimal olarak      gözükmektedir.<br />
KKTC’deki mevcut siyasi takvime göre Milletvekili seçimlerinin olağan tarihi      2010 yılının Şubat ayıdır. Erken seçim kararı alınmazsa büyük bir olasılıkla      28 Şu-bat 2010 tarihinde parlamento seçimleri yapılacaktır .<br />
KKTC’de seçimleri düzenleyen 5/76 tarihli Seçim Ve Halk Oylaması Yasasına göre      seçim döneminin resmen başlama tarihi Aralık 2009 dur. Siyasi partilerin ha-zırlık      dönemi ise en geç Kasım 2009 tarihinde başlayacaktır.<br />
Erken seçim kararı alınmadığı takdirde, müzakerelerin en geç Eylül 2009 tari-hinde      bitmiş ve Referanduma tarihi de tespit edilmiş olması gerekmektedir. Kap-samlı      müzakerelerin, Şubat- Temmuz 2008 dönemi içinde GKRY Lideri Hristofyas ile KKTC      Cumhurbaşkanı Talat arasında belirginleşen kavram ve yaklaşım farkla-rından      dolayı Eylül 2009 tarihine kadar bitmesi olası gözükmemektedir.<br />
Avrupa Birliği içinde Rumlar, sadece bir apartmana sığan nüfusları ile Avru-pa’nın      dev ülkeleri ile eşit haklara sahipken, KKTC halkını oluşturan Kıbrıslı Türk-lerin      Avrupa Birliğinin bu eşitlik ilkesini, çözümden sonra tam olarak yaşayamaya-cakları      anlaşılmaktadır. Gerek BM’nin çizdiği çözüm parametreleri, gerekse de Rum tarafının      “Kapsamlı Çözüm”den çıkardığı anlam, KKTC halkının olası bir çözümde, yeni kurulacak      devlete Hristofyas’ın adını koyduğu şekli ile “Federal Birleşik Kıb-rıs Devleti”nde,      kuruculuk ve egemenlik açısından eşit haklara sahip olamayacağını göstermektedir      .<br />
Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin, 5 Haziran 2008 tarihinde Birleşik Krallık ile      imzaladığı Mutabakat Belgesinden (MOU, Meorandum of Understanding) anlaşıla-cağı      üzere, Hristofyas’ın Talat ile imzaladığı 23 Mayıs mutabakatında adı geçen şekli      ile “Kıbrıs Türk Kurucu Devleti” ile “Kıbrıs Rum Kurucu Devleti ” adlı devletlerin,      eşit statüde olmayacakları ve yeni kurulacak devlette de eşit haklara sahip      iki hal-kın olmayacağı açık olarak görülmektedir.<br />
Öncelikle başta Kıbrıslı Rumlar olmak üzere, BM Güvenlik Konseyi üyesi ülke-lerin      yani ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya’nın, adada içinde Türklerin sadece      azınlık haklarına sahip olacağı bir devletin kurulmasını istedikleri, daha doğrusu      da, mevcut Kıbrıs Rum Cumhuriyetinin, anayasasında yapılacak göstermelik deği-şikliklerle      adanın tek hâkimi olacağı bir antlaşmanın çözüm diye KKTC devleti va-tandaşlarına      zorla kabul ettirileceği görülmektedir. Açık ve net olan bir gerçekte gerek      BM gerekse de AB tarafından yapılan veya önerilen planların tümünün bu kuram      üzerine inşa edilmiş olmasıdır.<br />
Rum bir siyasinin, İngiltere-Kıbrıs Rum memorandumunun imzalanmasından sonra      “Kıbrıslı Türkler, 23 Mayıs açıklamasında beyan edildiği üzere, çözümle birlikte      federasyon haline gelecek olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kendilerinin de devleti      olduğu-nu anlamalıdır” sözleri, çözüm senaryosunun hangi fikrin üstüne inşa      edildiğini çıplak ve net bir şekilde ortaya koymaktadır.<br />
Çizilen senaryoya göre bu sefer, 1960 Anayasasında olduğu gibi Türkiye’nin garantörlüğü      de olmayacağı için, istense de, istenmese de Kıbrıslı Türkler, bu yeni yönetimin      idaresi altına zorla sokturulacaktır.<br />
KKTC’de sürekli yapılan yapılan kamuoyu yoklamaları , KKTC vatandaşları-nın,      KKTC’nin lav edilmesini ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) adayı terk etmesini      kabul etmediklerini net olarak ortaya koymaktadır. Bu olmazsa olmaz ana konulara      ilaveten yukarıda belirtilen maddelerin en az birkaç tanesini daha KKTC vatandaş-larının      reddedeceği aşikârdır.<br />
2008 yılının ikinci çeyreği içinde yaşanan koşullara göre Talat ve Hristofyas      arasında başlatılacak olan kapsamlı müzakerelerin sonunda her iki tarafın kabul      edeceği bir anlaşmanın çıkması çok uzak bir olasılık olarak gözükmektedir.<br />
Liderlerin 1 Temmuz görüşmesinden sonra yapılan resmi BM açıklamasından, Kıbrıs      sorununa çözüm getirmek amacı ile Kıbrıs konusu ile ilgilenen tüm taraflar-ca      başlatılması istenen “Kapsamlı Müzakerelerin” , çizilen takvime göre 1 Eylül      2008 tarihinde programlandığı şekli ile başlayamayacağı anlaşılmaktadır.<br />
4.5 saat süren uzun toplantıdan sonra BM Genel Sekreteri’nin Özel Temsilcisi      ve BM Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun’un okuduğu ortak açıklama sadece ve sadece      3 cümle.<br />
1.ci cümlenin ilk yarısı toplantının yapıldığını söylerken ikinci yarısı “Çalışma      Grupları ile Teknik Komitelerin” yaptıkları çalışmaların ilk kez liderlerce      tartışıldığı-nı açıklıyor.<br />
2.cü cümle Kıbrıs sorununun çözümünde omurgayı oluşturacak olan “Tek Egemenlik      ve Tek Vatandaşlık” konusunun liderlerce ilk kez tartışıldığını ve “Kap-samlı      Müzakerelerde” ele alınacağını söylüyor.<br />
3.cü cümle de, bir sonraki toplantının 25 Temmuz’da yapılacağını ve “Çalışma      Grupları ile Teknik Komitelerin” yaptıkları çalışmaların bu toplantıda son kez      göz-den geçirileceğini söylüyor.<br />
Liderlerin, BM gözetiminde yaptıkları 21 Mart 2008 görüşmesinden sonra dö-nemin      BM BG Misyon Şefi Michael Möller tarafından yapılan resmi açıklamanın 2.ci paragrafı,      “Çalışma Grupları ile Teknik Komitelerin varacağı sonuçları kullana-rak, BM      Genel Sekreteri gözetiminde tam teşekküllü müzakereleri başlatmak konu-sunda      liderlerin anlaştıklarını” söylemektedir.<br />
Hristofyas’ın iş başına gelmesinden sonra gerçekleştirilen 21 Mart, 23 Mayıs      ve 1 Temmuz görüşmelerinden sonra açıklanan mutabakatlara özellikle Rum tarafı      sadık kalacaksa, 25 Temmuz toplantısının liderlerin son “Peşrev”, yani birbirlerini      yoklama toplantısı olacağını ve bundan sonraki toplantının da artık “Kapsamlı      Mü-zakerelerin” ilk toplantısı olması gerekmektedir.<br />
Bunun nedeni de 25 Temmuz toplantısında Çalışma Grupları ile Teknik Komi-telerin      varacağı sonuçlar son kez değerlendirilecek ve 21 Mart mutabakatına göre iş      artık konunun özünü tartışmaya yani Kıbrıs sorununu masaya yatırarak kapsamlı      bir şekilde müzakere edilmesine geçilecek. Yeni ekipler kurulacak, yeni stratejiler      belirlenecek ve son konjonktüre göre yeni yan yollar ve hedef belirlenecek.<br />
Ama görünen o ki, Hritofyas ve Yakovou , bu süreci başlatmamak veya su-landırılmış      bir şekilde başlatmak için münferiden veya birlikte, elden geleni her şeyi yapacaklardır.<br />
Süreci başlatmamak için ilk sorun veya buna ipe un sermek de diyebilirsiniz,      bence Rum tarafının, Çalışma Grupları ile Teknik Komitelerin her hangi yapıcı      bir sonuca varmadıkları, bu nedenle de “Kapsamlı Müzakerelerin” hemen başlatılma-ması      ve Çalışma Grupları ile Teknik Komitelere daha somut sonuçlara varabilmeleri      için biraz daha zaman verilmesi gerektiği iddiasını ortaya atmaları ile başlayacak.<br />
Türkiye’nin önde gelen bir TV kanalının görüşmeler biter bitmez açıkladığı “li-derlerin,      tek egemenlik ve tek vatandaşlık konusunda prensipte anlaştığı&#8221; haberi ace-le      ile kaleme alınmış olup esnek bilgiler içermektedir.<br />
Bu habere dayalı olarak da ertesi gün birçok gazetenin kullandığı “Liderler      3. turda tek egemenlikte anlaştı” başlığı ise gerçekleri yansıtmamaktadır.<br />
Liderler bu konuyu görüşmeyi ve tartışmayı anlaşmış olabilirler ama özellikle      “Tek Egemenlik ve Tek Vatandaşlık” konusunda şimdilik kesin bir mutabakat yok.      Zaten bu aşamada olamaz da. Olması mümkün bile değildir.<br />
Hiçbir hazırlık yapılmadan, hedef seçilmeden ve stratejiler belirlenmeden Han-gi      “Tek Egemenlik ve Vatandaşlık” konuşulmuştur ve üzerinde mutabakata varıl-mıştır.<br />
Referans olarak, 23 Mayıs Anlaşmasında kayıtlara geçen “Kıbrıs Türk Kurucu Devleti”nin      yani “Turkish Cypriot Constitent State”in, T.C. Dış İşleri Bakanlığı resmi sayfasında      yayınlanan Anayasa’sındaki “Egemenlik” ve “Vatandaşlık”mıydı tartışı-lan?<br />
Yoksa, 1977 ve 1979 üst düzey anlaşmalarına dayanan, BM Güvenlik Konse-yi&#8217;nin      özellikle 367 (1975), 649 (1990), 716 (1991) 750 (1992) sayılı kararları ile      uyumlu olan 18 Haziran 1992 Gali Fikirler Dizisinin Bölüm II- YÖNLENDİRİCİ İL-KELER,      Madde 12’sinde tanımlanan vatandaşlık mı?<br />
T.C. Dış İşleri Bakanlığı resmi sayfasında “Egemenlik” “BİRİNCİ BÖLÜM, GE-NEL      İLKELER, Madde 1”de, “Vatandaşlık” ise “DÖRDÜNCÜ KISIM, Madde 74” ta-nımlanmaktadır.      Şimdilik bunlardan başka resmi tanımlama yok, ama kişisel iddia-lar var tabii.<br />
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’la doğrudan müzakerelerin takvimi konusunda      “nerdeyse” anlaşmaya vardıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Talat, Rum liderle      iki kurucu eyalete sahip olacak, iki toplumlu, iki kesimli federasyonda da anlaştıklarını      yinelerken, “benim için bu federasyonun, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Ku-zey Kıbrıs      Türk Cumhuriyeti’nden oluşacağı gayet açık bir unsurdur” diyerek kafa-sındaki      modeli ve “Kurucu Devlet” kavramını ortaya koymuştur.<br />
Gerçekte tartışılan iki kavram bulunmaktadır. İngilizceleri “Constituent State”      ve Founding State” olan tanımlar. Her ikisinin de tam Türkçesi “Kurucu Devlet”dir.      Ama farklı olsunlar diye Türkçede birine “Oluşturucu Devlet”, diğerine de “Kurucu      Devlet” deniyor. Tabii bu devletler neyin kurucusu veya oluşturucusu olduklarına      bağlı olarak da, “Devlet” veya “Eyalet” olarak ikiye ayrılmaktadır.<br />
İngilizcesi “Constituent State”, Türkçesi “Kurucu Devlet” olan yapı, daha bü-yük      bir Politik varlığın bir parçası olan, yasa yapmak ve buna ilaveten de Anayasayı      değiştirmek yetkisi bulunan devlet (yönetim birimi) olarak tanımlanmaktadır.      Örne-ğin Kaliforniya, ABD’nin “Kurucu (Constituent) Devlet”idir. Aynı şekilde      Nahçevan da Azerbaycan’ın “Kurucu (Constituent) Devlet”idir. Bu tanım bazen      tek taraflı ba-ğımsızlık ilan etmiş devletleri tanımanın bir alternatif yolu      olarak da kullanılmakta-dır. İKÖ’nün KKTC’yi, “Kıbrıs Türk Devleti” adı altında      “Kıbrıs”ın “Kurucu (Constituent) Devlet”i olarak kabul etmesi gibi veya Somaliland’nin      1991’de bağım-sızlığını ilan etmesine rağmen diğer devletler tarafından Somali’nin      “Kurucu (Constituent) Devlet”i olarak kabul edilmesi gibi.<br />
Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri bakanlığının aşağıda internet adresini verdiğim,      BM’nin hazırladığı Annan Planı ile ilgili sitesinde, İngilizcesi ….. “Constitution      of the Turkish Cypriot Constituent State” olan ve Türkçesi de ilgili sitede      …. “Kıbrıs Türk Kurucu Devleti&#8217;nin Anayasası” olarak yazılmış bulunan “Kıbrıs      Türk Kurucu Devle-ti”nin yani “Turkish Cypriot Constituent State”in anayasası,      en ince detayına kadar yazılmıştır.<br />
Bu sayfada belirtilen “Kıbrıs Türk Kurucu Devleti”nin yani “Turkish Cypriot      Constituent State”in Anayasasının 1.ci maddesi, Kıbrıs Türk Devletinin Şekli      ve Ni-telikleri”ni tanımlar. Cumhurbaşkanı vardır, Bakanlar Kurulu vardır, Meclisi      var-dır. Devlet Kurumları, Sayıştay’ı, Yüksek Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi,      Mah-kemesi, Yargıtay’ı, Polis’i ve benzeri kurumları da bulunmaktadır.<br />
Aynı sayfada yer alan Kıbrıs Türk Devletinin Şekli ve Nitelikleri, aşağıda yer      alan Madde 1’de tanımlanmıştır.<br />
“Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin, siyasi eşitlik, iki kesimlilik ve eşit statü      temeline dayalı iki Kurucu Devletinden biridir. Kıbrıslı Türklerin ayrı kimliğini      ve iki bölgeli bir ortaklık içindeki eşit siyasi statüyü temsil eder. Kıbrıs      Türk Devleti, insan hakları, demokrasi, temsili cumhuriyet yönetimi, sosyal      adalet ve hukukun üstünlüğü ilkeleri-ne dayanan laik bir Devlettir.”<br />
Kimin ne yazdığından veya söylediğinden ziyade, Kıbrıs konusunda birincil rol      oynayan ve aynı zamanda da Garantör Statüsünü taşıyan Türkiye Cumhuriyeti’nin      Dış İşleri Bakanlığının “Kıbrıs Türk Kurucu Devleti” yani “Turkish Cypriot Constituent      State” ile ilgili tanımı, mevcut koşullarda en geçerli olan tanımdır. Geri kalanlar      sadece yorum ve varsayımdır.<br />
Zaten olayın önemi de burada ortaya çıkmaktadır.<br />
Tartışılan ve 23 Mayıs mutabakatında liderler tarafından kabul edilen “Kıbrıs      Rum ve Kıbrıs Türk Kurucu Devletleri”den Türk olanı hangi “Turkish Cypriot Constituent      State” yani “Kıbrıs Türk Kurucu Devleti”dir?.<br />
Federal yapıdaki bir “Kıbrıs Türk Kurucu Devleti”mi, Konfederal yapıdaki bir      “Kıbrıs Türk Kurucu Devleti”mi yoksa bir BM belgesi olan Annan Planı içindeki      “Kıb-rıs Türk Kurucu Devleti” mi?<br />
23 Mayıs’taki Talat-Hristofyas görüşmesinin ardından, BM Genel Sekreterinin      Kıbrıs’taki Özel Temsilcisi Taye Brook Zerihoun tarafından okunan ortak açıklama-daki      altı adet cümle, noktalar dikkate alınıp okununca altı cümlelik paragrafın tü-münden      ortaya çıkan mana, noktalar yokmuş gibi okunandan çok farklı olmakta-dır. Bu      nedenle de farklı yorumlar ortaya çıkmakta, farklı iddialar ileri sürülmekte-dir.<br />
Talat KKTC’deki mevcut yapı içinde bir devlet için gerekli olan kurumların mevcut      olduğunu ve bunların AB üyesi Kıbrıs (Rum) Cumhuriyetinde olanlarla aynı statüde      olduklarını belirterek yeni devletin KKTC’den ve Kıbrıs (Rum) Cumhuriye-ti’nden      bazı makamları alarak yaratılacağını ve bu yeni devletin her iki taraftan olu-şarak,      taraflardan herhangi birine ait olmayacağını açıklamıştır.<br />
Aslında sıkıntı bunların tanımlanmasından ziyade, “Tek Egemenlik ve Tek Va-tandaşlık”      konusunun, sanki bir bütünün parçası değillermiş gibi tek başına, “Kap-samlı      Müzakere” olarak tanımlanmayan 1 Temmuz görüşmesinde, Hristofyas’ın ıs-rarı      ile ele alınmasından kaynaklanmaktadır.<br />
Hristofyas’ın 23 Mayıs mutabakatının rövanşını almak için özenle seçtiği ve      günlerce anonsunu yaptığı bu konuyu, iç tribünlere oynamaktan ziyade, Türk tara-fını      köşeye sıkıştırmak ve Müzakereleri koparmak amacı ile “Bir bütünün içinden cımbızla      çekip, masaya koyduğu” düşüncesi, gerçeğe daha yakın bir varsayımdır.<br />
Her ne kadar Rumların ve BM’nin açıklamaları, “Kapsamlı Müzakerelerin” Ey-lül      ayının sonlarında başlayacağını iddia ediyorsa da, 1 Temmuz görüşmesinin içe-riğine      ve havasına 25 Temmuz görüşmesinin konu listesi de eklenince, “Kapsamlı Müzakerelerin”      1 Eylül tarihinde sağlıklı bir şekilde başlayacağı uzak bir ihtimal olarak ortaya      çıkmaktadır.<br />
Zaten ortada başka bir alternatif de yok. Ama yaratılamaz diye bir kural da      yoktur.<br />
Çözüm çerçevesi değişemez mi?<br />
Değişemeyecek hiçbir şey yoktur.<br />
Elbette Çözüm çerçevesi de değişebilir, bu güne kadar tabu addettiklerimiz de.<br />
Ekonomik olarak kendi başına ayakta durabilen bir KKTC’ye hiç kimsenin si-yasi      baskı yapamayacağı kesindir.<br />
Yüzümüzü Türkiye’ye, Türk Soylu devletlere ve İslam Konferansı Örgütü üyesi      devletlere dönmemizin zamanı gelmiştir.<br />
Ne Rum’dan bizlere bir hayır vardır, ne de Avrupa Birliğinden.<br />
Azınlık hakları ile AB’de yaşayacağımıza, fakir ama özgür bir şekilde kendi      ül-kemizde yaşamak kararımızın en doğrusu olacağı, Kıbrıslı Türklerin büyük      bir ço-ğunluğunun tartışmasız kabul ettiği bir olgudur.<br />
Zaten geçmişin onuru da Kıbrıslı Türklere bunu söylemektedir.<br />
2023 Dergisi, Sayı 87</p>
<img src="http://www.ataatun.com/?ak_action=api_record_view&id=10141&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataatun.com/kibris%e2%80%99ta-cozum-ne-kadar-olasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karağulos&#8217;tan Karakola Bilinmeyenler</title>
		<link>http://www.ataatun.com/karagulostan-karakola-bilinmeyenler/</link>
		<comments>http://www.ataatun.com/karagulostan-karakola-bilinmeyenler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 02:45:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Ata ATUN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe Bildiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmeyenler]]></category>
		<category><![CDATA[Karağulos'tan]]></category>
		<category><![CDATA[Karakola]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataatun.com/?p=10125</guid>
		<description><![CDATA[<br/>
Karakol bölgesi, Kıbrıs adasının kuzey yarısındaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti      toprakları içinde yer alan ve adanın doğu sahilinde bulunan Gazimağusa kentinin      bir semtidir.
Karakol bölgesinin kuruluşuna ve isimsel kökenine tarih kitaplarında rastlamak      mümkün olmamıştır. 20.ci yüzyılın başlarında yer alan 1.ci dünya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/24.jpg" border="0" alt="" width="550" height="418" /></p>
<p>Karakol bölgesi, Kıbrıs adasının kuzey yarısındaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti      toprakları içinde yer alan ve adanın doğu sahilinde bulunan Gazimağusa kentinin      bir semtidir.</p>
<p>Karakol bölgesinin kuruluşuna ve isimsel kökenine tarih kitaplarında rastlamak      mümkün olmamıştır. 20.ci yüzyılın başlarında yer alan 1.ci dünya savaşında Çanakkale      ve Ortadoğu’da esir alınan Osmanlı askerlerinin, İngilizler tarafından Kıbrıs      adasındaki, tarihi Mağusa kentinin kuzeyinde yer alan “Caraolos” bölgesinde      kurulan “Esir Kampı”na getirilmeleri ile Karakol bölgesinin ismi, tarih kayıtlarında      geçmeye başlamıştır.</p>
<p>Karakol Bölgesi, Kıbrıs adasının kuzey doğu sahilinde yer alan Gazimağusa kentinin      merkezini oluşturan Suriçi bölgesinin yaklaşık 1.8 km kuzeyinde yer almaktadır.      Doğusunda deniz sahili, Kuzeyinde Klapsides bölgesi, Batısında Sakarya ve Yeni      İzmir bölgeleri ile küçük bir göl, Güneyinde ise Mağusa Surları ve Mağusa Serbest      bölgesi bulunmaktadır.<br />
Konum olarak bölgenin merkezi noktası yaklaşık olarak 350 08’ 12” N (kuzey)      enlem ve 330 55’ 40” E (doğu) boylamdır.<br />
<span id="more-10125"></span><br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/25.jpg" border="0" alt="" width="484" height="399" /><br />
Bölgenin toprağı az killi ve genelde su tutan bir yapıdadır. Toprak yüzeyinden      60-100 cm. derinlikten sonra kayalık bir katman bulunmaktadır. Kayalık katmanın      olmadığı bölgelerde havara katmanları oluşmuştur.<br />
Yağmur yağdığı vakit toprağa düşen su uzun müddet bu söz konusu 60-100 cm arası      toprağın içinde hapsolmakta ve toprağı nemli tutmaktadır.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/26.jpg" border="0" alt="" width="485" height="343" /></p>
<p>Mağusa suriçi bölgesinin dış kale duvarları ve içindeki kiliseler ile binaların      yapımında kullanılan kum taşları, bölgede açılan taş ocaklarından çıkartılmıştır.      Bu taş ocaklarının en güzel örnekleri, serbest limana kuzey kapısından girildiği      vakit, sol tarafta yer alan çukurlardır. Aynı şekilde, surların dışındaki hendek      tabir edilen yolda yüründüğü vakit, hendeğin dış cephesi boyunca mevcut kayalık      yapıdan yontularak çıkarılan taşların bıraktığı izleri çıplak gözle görülebilir.</p>
<p>Bölge hakkında tarihsel bilgiler<br />
16.cı yüzyılda çizilen haritalarda ve 1878’de adanın İngilizlere kiralanmasından      sonra çizilen haritalarda Karakol veya Caraolos bölgesine rastlanmamaktadır.</p>
<p>Bölgenin isimsel olarak resmi evraklarda yer alması, 5 Ağustos 1914 tarihinde      İngiliz Komiseri John E. CLAUSON, M.P. 1081/14/1 sayılı emri ile Mağusa ve Larnaka      bölgelerinde resim çekilmesini yasaklaması ile başlar<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/27.jpg" border="0" alt="" width="307" height="490" /><br />
1915 Çanakkale, Süveyş Kanalı, Filistin ve Mısır’da İngiliz ordusu ile Osmanlı      ordusu arasında yaşanan çatışmalarda İngiliz ordusu tarafından ele geçirilen      Osmanlı esirleri için Karakol bölgesinde esir kampı inşa edilir.<br />
1946 ile 1949 yılları arasında Karakol esir kampında toplam olarak 53,000 Yahudi      göçmen konuk edilmiş ve 1948 yılında peyder pey yeni kurulmuş İsrail devletine      göç etmelerine izin verilmiştir.</p>
<p>1910 ve 1930 yıllarında yapılan nüfus sayımları sonuçlarına göre bölgede yerleşimin      başlaması 1930 olarak görülmektedir.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/28.jpg" border="0" alt="" width="391" height="569" /></p>
<p>Tapu kayıtlarında ilk defa bölge adı, 1924-1930 yılları arasında Mısır’da bastırılan      Kıbrıs adasının bölgesel yer planları içinde yer almıştır.</p>
<p>Bölgenin en büyük özelliği, bölgedeki doğal koşulların sümüklü böceklerin üreme      ve yaşamlarını sürdürmesine çok uygun olmasıdır. Sonbahar, kış ve ilkbahar dönemlerinde,      özellikle yağmur yağdıktan sonra, kabukları beyaz ve kahverengi renklerde onbinlerce      sümüklüböcek toprak yüzeyine çıkarak hem yiyecek aramaya başlarlar, hem de bir      sonraki nesil için yumurtalarını uygun yerlere bırakırlar.<br />
Komşu bölgelerde ve civar köylerde yaşayan Kıbrıslı Türkler ve Rumlar, yağmur      sonralarında sümüklü böceklerin toprak yüzeyine çıkmasını, ücretsiz gıda olanağı      olarak değerlendirmişler ve bölgeye gelerek iri olanlarını toplayarak, yerel      mutfaklarına ve damak tatlarına uygun olarak meze veya yemek yaparak, sümüklüböcekleri      aynen koyun veya dana eti gibi bir gıda maddesi olarak tüketmişlerdir.<br />
Salyangozlar, tatlısularda, denizlerde ve bütün çevrede görülebilen hayvanlardır.      Nemli yerlerde bulunurlar ve yağışın bol olduğu ve havanın tam soğumadığı sonbahar      aylarında sürekli görülürler. Kışın toprak altına ya da ağaç kovuklarına girerek      etkinliklerini azaltırlar. Salyangozlar en çok yağmur yağdığında meydana gelirler.      Yağmur yağdıktan sonra da yiyecek bulmak için toprak yüzeyine çıkarlar. Ayrıca      salyangozlar bir gıda maddesi olarak yenilebilirler.<br />
Salyangozların çeşitli dillerdeki isimleri.</p>
<p>Türkçe (Türkiye) : Salyangoz<br />
Yunanca : Gumbosaliaggaz<br />
İngilizce : Snail<br />
İspanyolca : Caracol (Karakol)<br />
Portekizce : Caracol (Karakol)<br />
Latince : Helix Aspera<br />
Esperanto : Helik<br />
Katalan : Caracol (Karakol)<br />
Fransızca : Colimaçon (Kolimaçon)<br />
İtalyanca : Chiocciola<br />
Rumca (Kıbrıs) : Garaolya (Çoğul),<br />
Garaolli (Tekil)<br />
Türkçe (Kıbrıs) : Garavolli .</p>
<p>Bu güne değin Karakol bölgesinin ismi ile ilgili her hangi bir yapıta rastlamak      mümkün olmamıştır. Mağusa’nın yerel halkı genelde Karakol ismini Osmanlı zamanından      gelme bir isim olarak düşünürler.</p>
<p>İngiltere, Southampton’da bulunan Wessex Institue of Technology’nin 18-20 Nisan      2005 tarihleri arasında İspanya’nın Barselona kentinde düzenlediği Maritime      Heritage başlıklı Uluslar arası bir konferans sonrasında, davetli olarak gittiğimiz      “Los Caracoles Barcelona” adlı restoran, karakol bölgesinin ismi hakkında ipucu      vermiştir.<br />
Adaya dönüşümde özellikle yerel Rumca ve yerel Türkçemizde yaptığım araştırma      ile orta yaşı iyice geçmiş kişilerle yaptığım söyleşiler sonucunda bölgenin      adını, yağmur sonrası toprak üstüne çıkan salyangozların, hem Türkçe hem de      Rumca yerel lisanda “Garaolli” olarak anılması sonucu çıkmıştır.</p>
<p>Bu bulgumu da, 2005 sonbahar döneminde Gülseren Eğitim Taburunda verdiğim bir      konferansta dile getirmemden dolayı, bölgenin isim kökeni, ilk defa resmi olarak,      tabura eğitime gelen acemi erlere dağıtılan tanıtım belgesinde yer almaya başlamıştır.<br />
1878 tarihli James Wyld ve 1882 tarihinde Yüzbaşı H. H. Kitchener tarafından      hazırlanan Kıbrıs Haritalarında Kıbrıs adasındaki tüm dağ, tepe, ova, nehir,      bölge ve benzeri isimler verilmesine rağmen Karakol (Caraolos) bölgesi her iki      haritada da yer almamıştır.</p>
<p>1915 yılında Çanakkale, Süveyş Kanalı, Filistin ve Mısır’da İngiliz ordusu ile      Osmanlı ordusu arasında yaşanan çatışmalarda İngiliz ordusu tarafından ele geçirilen      Osmanlı esirleri için inşa edilecek esir kampının yeri tespit edildikten sonra      kamp, seçilen yörenin yerel ismi ile tanımlanmıştır.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/29.jpg" border="0" alt="" width="575" height="427" /><br />
Yöreyi yerli halkın, “Sümüklü böceklerin olduğu yer” olarak tarif etmeleri      ve bunun için de Rumca ve Türkçe “Garaolli” kelimesine çoğul ve aidiyet eki      olan “s” harfini takarak “Garaollis” tanımını kullanmaları nedeni ile      “Sümüklüböcek” yörenin adının kökenini teşkil etmiştir.<br />
İngilizlerin, yerel Rumca veya Türkçe kelimeleri İngilizce olarak yazıya      geçirmeleri esnasında, linguistik uyum amacına uygun olarak Latin harflerine      dönüştürülmüş halleri ile kullanmaları nedeni ile, bazı Rumca harfler      karakterlerini değiştirirken, “PH” harfleri “F”, “Y” harfi “G”, bazı “D”      harfleri “T”, ve bazı “G” harfleri de “K” olarak kayda geçmiştir.<br />
Türkmenköy’ün yerel adı “Gondea” olarak söylenirken resmi kayıtlara “Kondea”      olarak, Çayönü’nün yerel adı “Galopsida” olarak söylenirken resmi kayıtlara      “Kalopsida” olarak geçerken, bu türlerin bir benzeri olarak da yerel şivede      “Garaollis” olarak söylenen yer de “Karaolos” olarak İngilizceye çevrilerek      resmi kayıtlara geçmiştir.<br />
Kıbrıs adasında, dereler, ovalar, tepeler, köyler, şehirler vb yerlerinin      toplam coğrafik isimleri 63,000 dir.</p>
<p>Bunların tümü, 1571-1878 Osmanlı döneminden kalma isimler olmasına rağmen,      1910-1930 yılları arasında İngiliz sömürge idaresinin, devlet dairelerine ve      de özellikle de Tapu dairesine Rum ve Ermeni memurlar almasından sonra      sistematik olarak değiştirilmiş ve resmi kayıtlara Rumcalaştırılmış halleri      ile geçirilmiştir.<br />
Bu isimlerden 21,368’i 1958 yıllarında yapılan kapsamlı bir çalışma ile biz      Kıbrıslı Türklerin ağız, boğaz ve diş yapımıza uygun olacak şekilde, yani      Türkçe fonetiğe uygun Türkçe isimlerle değiştirilmiştir.</p>
<p>Türkçeleştirilen isimler arasında bulunan “Karaolos” bölgesine de “Karakol”      adı verilerek 1958 yılından itibaren bölge adı Türkçe kayıtlarda “Karakol”      olarak geçmektedir.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/30.jpg" border="0" alt="" width="599" height="450" /><br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/31.jpg" border="0" alt="" width="500" height="372" /><br />
Bildiri adı : KARAĞULOS&#8217;TAN KARAKOL&#8217;A BİLİNMEYENLER<br />
Tarihi: 15 nİSAN 2008<br />
Düzenleyen: SAMTAY VAKFI<br />
Yeri : BELEDİYE SARAYU, BORA ATUN SALONU, MAĞUSA, KKTC</p>
<img src="http://www.ataatun.com/?ak_action=api_record_view&id=10125&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataatun.com/karagulostan-karakola-bilinmeyenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akademik Periskoptan Kıbrıs</title>
		<link>http://www.ataatun.com/akademik-periskoptan-kibris/</link>
		<comments>http://www.ataatun.com/akademik-periskoptan-kibris/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Mar 2006 02:42:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Ata ATUN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe Bildiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Periskoptan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataatun.com/?p=10122</guid>
		<description><![CDATA[<br/>











 AKADEMİK PERİSKOPTAN
KIBRIS
Prof. Dr. ATA ATUN






KIBRIS



Akdeniz’in, Sicilya ve Sardunya’dan sonra üçüncü büyük adasıdır.
Türkiye’ye 71, Rodos’a 400, Girit’e 800 ve İngiltere’ye 3,200 km. uzaklıktadır.
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası
Ortaklık kavramı
Eşit egemenlik
Devlet yapısı
Belediyeler
Temsilciler Meclisi ve Cemaat Meclisi
Garanti Anlaşması Madde 4
Bu andlaşmanın hükümlerine bir riayetsizlik halinde, Yunanistan, Türkiye ve      Birleşik Krallık, bu hükümlere riayeti sağlamak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><table id="AutoNumber2" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="33%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/picture_library/ben.jpg" border="0" alt="" width="90" height="69" /></td>
<td width="33%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/36.jpg" border="0" alt="" width="172" height="172" /></td>
<td width="34%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/picture_library/kibris.gif" border="0" alt="" width="103" height="68" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table id="AutoNumber3" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="100%"><strong> AKADEMİK PERİSKOPTAN<br />
KIBRIS</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. ATA ATUN</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table id="AutoNumber4" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="100%" align="center"><strong><span style="font-size: large;">KIBRIS</span></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Akdeniz’in, Sicilya ve Sardunya’dan sonra üçüncü büyük adasıdır.<br />
Türkiye’ye 71, Rodos’a 400, Girit’e 800 ve İngiltere’ye 3,200 km. uzaklıktadır.<br />
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası<br />
<strong>Ortaklık kavramı</strong><br />
Eşit egemenlik<br />
Devlet yapısı<br />
Belediyeler<br />
Temsilciler Meclisi ve Cemaat Meclisi<br />
Garanti Anlaşması Madde 4<br />
Bu andlaşmanın hükümlerine bir riayetsizlik halinde, Yunanistan, Türkiye ve      Birleşik Krallık, bu hükümlere riayeti sağlamak için gereken teşebbüsler veya      tedbirler hakkında birbirleri ile istişare etmeyi taahhüt eder.<br />
Ortaklaşa veya anlaşarak hareket olanaklı olmadığı takdirde, garanti veren üç      devletten her biri, bu andlaşma ile ihdas edilen nizamı tekrar kurmak münhasır      maksadı ile harekete geçmek hakkını muhafaza eder.<br />
1961 &#8211; Cumhuriyeti yıkma çalışmaları<br />
<strong><span id="more-10122"></span>AKRİTAS PLANI</strong><br />
Baş Mimarlar :<br />
Makarios, Yorgacis ve Papadopulos.<br />
Hedef :<br />
Kıbrıs Yunan Cumhuriyeti’ni kurmak<br />
Uygulamaya geçiş &#8211; 21 Aralık 1963<br />
Toplumlararası çatışmaların başlatılması<br />
Katliamlar<br />
103 köyün boşaltılması<br />
%3 toprak parçası üzerindeki “Getto”lar<br />
1963-1974 dönemi<br />
Rum tarafı<br />
Grivas’ın görevlendirilmesi<br />
RMMO’nun milisten düzenli birliğe geçirilmesi<br />
Yunan alayı,<br />
Yunan Komando taburu ve piyade taburu<br />
15 Temmuz Darbesi<br />
Sampson Hükümeti<br />
(Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’nin ilanı)<br />
<strong>1963-1974 dönemi</strong><br />
Türk tarafı<br />
İşsizlik<br />
Ekonomik ambargo<br />
Mülkiyet kısıtlaması<br />
Dolaşım kısıtlaması<br />
Türkiye’nin Kıbrıs’lı Türklere yıllardır verdiği desteğini arttırarak devam      ettirmesi.<br />
a) Maaşlar b) Gıda c) İstihdam d) Eğitim<br />
e) Subay f) Silah<br />
<strong>1974 Barış Harekatı</strong><br />
Türkiye’nin Garanti Antlaşmasındaki 4.cü maddedeki haklarını kullanması.<br />
West Point’de okutulacak kadar mükkemmel hazırlanmış ve deniz aşırı operasyonlara      örnek olmuş bir askeri harekat.<br />
Anavatanla kucaklaşmamız.<br />
Özgürlüğümüzü elde etmemiz.<br />
Kimliğimize sahip çıkmamız.<br />
Devletimizi kurmamız.<br />
<strong>1974 Barış harekatı</strong><br />
Köyleri teslim almak görevi.<br />
Kaplıca’da küçük bir Rum kızı bana “Esi ine bello Turko” Sen deli bir Türksün      diye hitap etti.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/sunu/siyasi/11.jpg" border="0" alt="" width="500" height="350" /><br />
<strong>1974 Barış Harekatı aleyhine Yunanistan’da açılan dava</strong><br />
1976 yılı Aralık ayında bir Yunanlı, mahkemeye başvurarak, 22 Temmuz 1974&#8242;de      Lefkoşa üzerinde uçarken, Güney Kıbrıs’lılar&#8217;ın açtıkları ateş sonucu düşüp      parçalanan Yunan Delta nakliye uçağının içinde bulunan ve ölen oğlu için tazminat      talebinde bulundu<br />
<strong>Yunan Mahkemesi kararı</strong><br />
Bu belge, Yunan yargı organları tarafından alınmış, “Türk Ordusu&#8217;nun Kıbrıs&#8217;a      müdahalesi yasaldır, suç Yunan subaylarına aittir&#8221; şeklindeki bir mahkeme kararıdır.<br />
Yunan Temyiz Mahkemesi&#8217;nin, 21 Mart 1979 tarih ve 2658/79 sayılı bu kararının,      o dönem Başbakan olan Konstantin Karamanlis, &#8220;Yunanistan aleyhine kullanılabilir&#8221;      gerekçesiyle kamuoyuna duyurulmasını yasaklamıştı. Bu yasaklamadan sonra dava      dosyaları &#8220;çok gizli&#8221; kaydıyla kasaya konuldu.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/37.jpg" border="0" alt="" width="608" height="343" /></p>
<p><strong>KIBRIS     GERÇEKLERİ</strong><br />
Tüm Kıbrıs 9282 kilometrekaredir. Bu alanın;<br />
% 35.04’ünde (3355 km2) KKTC,<br />
% 59.56’sında (5509 km2) GKRY egemendir.<br />
% 2.64’ü BM denetimindeki Ara Bölge,<br />
% 2.76’sı ise İngiliz Üsleri’nden oluşmaktadır<br />
(Ağrotur ve Dikelya’da iki İngiliz üssü bulunmakta olup, İngiltere bu alanı      AB’ye girerken AB statüsü dışında tutmuştur ve ABD de bu üslerden      yararlanmaktadır.)<br />
KKTC GKRY<br />
Nüfus/Pop 215.790 730,400<br />
Artış hızı/Inc % 1.1 % 0.59<br />
Din/Rel % 99 İslam % 95 Ortodoks<br />
GSMH/NGIC 1.6 Myr $ 12.9 Myr $<br />
KBMG/ICPC 7,350 $ 19,202 $<br />
Enflasyon/Inf % 5 % 4<br />
Büyüme/Devel % 15.4 % 2<br />
İşsizlik/Jobless % 1-1.5 % 4.5-5<br />
Turizm (kişi)/pers 469,000 2,500,000<br />
(gelir)/inco 178 Myn $ 2 Myr $<br />
Eğitim/Edu 5 Üniv-30,000 öğr. yok<br />
Silahlanma/Arm GSMH %4-5<br />
Yerleşik iddiaları 100,000 230,000 settlers<br />
Rum tarafındaki Yerleşikler<br />
Pontus Rumları/ Pontii : 60,000 -70,000 &#8211; Eski SSCB vatandaşları : 30,000<br />
Ex USSR citizens &#8211; Lübnan’lı Hristiyanlar : 15,000 -20,000<br />
Christians from Lebanon &#8211; Yunanistan’dan göç edenler : 100,000<br />
Immigrants from Greece &#8211; İltica eden Kürtler : 2,500-3,000<br />
Kurdish immigrants &#8211; İltica eden 3.cü ülke vatandaşları : 9,500<br />
3rd Country immigrants<br />
GKRY’nin AB üyeliğinin aslında ekonomik bir gerekçesi bulunmamak-tadır. 730      bin nüfusu ile, 455 milyonluk AB’nin Malta ve Lüksemburg’dan sonra 3. küçük      üyesidir. Ancak, 1 Mayıs 2004’te AB’ye katılan 10 yeni üye içinde kişi başı      geliri en yüksek olan ülkedir. Bununla birlikte, % 70.9 ile en fazla kamu      borcuna sahip üyedir.<br />
En büyük payın Ruslara ait olduğu 30 binin üzerindeki Off Shore şirket ve 30      civarındaki Off Shore banka, GKRY ekonomisi için özellikle AB üyeliğine      kadar olan dönemde önemli bir kaynak olmuştur.<br />
<strong>KIBRIS’ın STRATEJİK ÖNEMİ</strong><br />
Doğu Akdeniz, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının merkezindeki oldukça geniş      ve önemli bir coğrafyayı; Kıbrıs Adası ise, Doğu Akdeniz’i siyasi, ekonomik      ve güvenlik açılarından kontrol edebilecek bir konuma sahiptir.<br />
Kıbrıs adasının stratejik önemini Osmanlılardan sonra ilk farkeden      İngilizler olmuştur.<br />
1847 yılında B. Disraeli [1], tarafından yazılan ‘Tancred’ isimli eserde,      Kitap IV, Bölüm I’de bulunan kehanet şöyledir.<br />
“Kıbrıs’ın tasarrufu, İngiltere’ye, Akdeniz içinde hakimiyet etkisi      sağlayacaktır ve Doğu Akdeniz’in gelecekteki kaderini onun ellerine teslim      edecektir.”<br />
B. Disraeli : Doğumu, 21.12.1804, ölümü, 19.04.1881. Beaconsfield Kontu      İki kez Başbakanlığa gelen (1868, 1874-1880) İngiliz Devlet adamı ve      romancı.<br />
Stratejik konumu, Kıbrıs’ı, uluslararası sistemde liderliğe oynayan her güç      merkezi için ihmal edilemez bir alan haline getirmiştir. Bu bağlamda, Doğu      Akdeniz ve Kıbrıs; Cebelitarık, Süveyş ve Karadeniz üzerinden işleyen deniz      ticaretini, ayrıca Ortadoğu ve Hazar Bölgesi enerji merkezlerini ve bu      merkezlere ilişkin boru hatlarını kontrol eden konumu ile bölgede hakimiyet      sağlamak için yapılan mücadelenin merkezinde yer almaktadır.<br />
Ayrıca, gelecek dönemlerde bölgede giderek büyüyen bir sorun halini alacak      olan su sorununun çözümüne yönelik olarak gündeme gelebilecek su merkezleri      ile taşıma yolları da, Ada’nın kontrol alanında olacaktır.<br />
Kıbrıs’ın, Kafkasya-Afganistan-Körfez-Doğu Akdeniz dörtgeninde ABD ve AB      için stratejik konumunu ortaya koyan, dolayısıyla Batı çıkarları açısından      denetim altında bulunmasını gerektiren unsurlar, şöyle sıralanabilecektir:<br />
-Orta Doğu petrol ve kriz bölgelerine uçak, füze gönderilmesi ve ikmal      olanaklarının sağlanmasında, İngiltere’nin Kıbrıs’ta Ağrotur ve Dikelya’da      bulunan üsleri stratejik öneme sahiptir.<br />
-Orta Doğu ve Doğu Akdeniz hava sahası buradan denetlenebilmektedir.<br />
-Süveyş Kanalı da, üslerin denetim sınırları içindedir.<br />
-Bölgeden gelecekte Akdeniz’e ulaşacak petrol ve doğalgaz boru hatlarının      denetimi de Ada’dan yapılabilecektir.<br />
-İsrail’in güvenliği için Kıbrıs’taki üsler büyük önem taşımaktadır<br />
-Son yıllarda yapılan araştırmalarda, Kıbrıs çevresinde önemli petrol      yataklarının bulunduğu bildirilmektedir.<br />
-Doğu Akdeniz, ticari mal ve petrol ulaşımı bakımından, hem Orta Doğu’nun      hem de Asya’nın Batı’ya açılan kapısı durumundadır.<br />
ABD’nin, Ağrotur ve Dikelya’daki İngiliz üslerinden yararlanma imkanları ve      bu üslerin 1960 sistemi ile belirlenen statüsünün AB dışında tutulmuş      olması, Balkanlar ve Irak başta olmak üzere bir çok konuda ihtilaf yaşamış      olan ABD ve AB arasında Kıbrıs konusunda mutabakat bulunmasının başlıca      nedenlerinden birini oluşturmaktadır. ABD, İngiliz üslerini AB karışmaksızın      kullanabildiği için Kıbrıs üzerinde AB ile çatışma noktasında      bulunmamaktadır.<br />
<strong>GKRY’nin Ulusal Politikası ve Hedefleri</strong><br />
GKRY’nin küresel ve bölgesel güç olma hedef ve potansiyeli yoktur. Ancak      Türkiye’ye yönelik ulusal siyaset ve stratejileri, bir çok alanda AB ile      örtüşmektedir. Yunan-Rum ulusal politikasının temelinde Kıbrıs’ın      Yunanistan’a ilhakı (Enosis) bulunmaktadır.<br />
Kıbrıs sorununu, AB’nin hukuk platformuna çekerek, Türkiye tarafından      “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin” meşru temsilcisi olarak tanınmak suretiyle çözmek,<br />
AB’yi ve BM Güvenlik Konseyi’nin üyelerini çözüm girişimlerinin içine aktör      olarak dahil etmek,<br />
Ada’daki Türklerin “Kıbrıs Cumhuriyeti” içinde koruma altına alınmış azınlık      statüsüne indirgenmesi,<br />
Kıbrıs konusundaki taleplerini, AB ile müzakere sürecinde Türkiye’yi baskı      altına alarak ve VETO tehditleri yoluyla karşılamak,<br />
KKTC’ye uygulanan uluslararası tecridin sürdürülmesi,<br />
2006 yılında Türkiye’nin liman (31 Mart) ve havaalanlarını (30 Eylül)      Rumlara açmasını, Ek Protokol’ün onay ve uygulanmasını sağlamak,<br />
Çözüm arayışlarında ise, BM Genel Sekreteri’nin hakemliğine ve çözümün      takvime bağlanmasına karşı çıkılmakta;<br />
-Türk askerinin Ada’dan çekilmesi,<br />
-Türkiye’nin etkin garantisinin kaldırılması,<br />
-Türklere bırakılacak toprak oranının mümkün olduğunca azaltılması,<br />
Serbest dolaşım, mülk edinme ve yerleşme özgürlüğü sağlanması, “iki      kesimlilik” ilkesinin devre dışı bırakılması ve<br />
- Türkiye’den KKTC’ye giden göçmenlerin dönmelerinin sağlanması, gibi      şartlarda ısrarlı olmaktadır.<br />
Adil ve kalıcı bir çözüm oluncaya dek KKTC’nin devlet varlığının korunması,<br />
Çözüm olası olmadığı takdirde KKTC’nin tanıtılmasına ağırlık vermek,<br />
KKTC’ye uygulanan tecridin kaldırılmasını ve dünyayla bütünleşmesini      sağlamak<br />
Kıbrıs sorununa bulunacak bir çözümde;<br />
İki kesimlilik,<br />
KKTC Vatandaşlarının tümünün adada kalması<br />
Tarafların siyasi eşitliği<br />
K. Türk Devletinin kendi egemenliği,<br />
Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin devamını sağlamak.<br />
Türk askerinin adada kalması<br />
<strong>Adada çözümü güçleştiren Unsurlar</strong><br />
GKRY’nin Türkiye dışında uluslararası alanda “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin<br />
devamı olarak tanınması, BM Güvenlik Konseyi’nin AİHM içtihatlarına da      yansıyan kararları<br />
GKRY’nin uluslararası hukuka aykırı ve tek yanlı olarak AB’ye üye kabul<br />
edilmesi, böylece Türkiye’nin üyelik<br />
sürecinde belirleyici konuma gelmesi,<br />
Türkiye’nin AB için aşırı istekli tutumundan yararlanarak, Kıbrıs konusunun      bir koz olarak kullanılması, bu durumun AB belgelerine yansıtılarak koşul      haline dönüştürülmesi,<br />
KKTC’ye izolasyonların devam etmesi, Bu bağlamda, GKRY’nin çözüm masasına      oturmaya ihtiyaç duymaması, Türkiye’nin müzakere sürecinde ve AB hukuku      çerçeve sinde daha fazla taviz sağlayabileceğine inanması,<br />
Rumların faşizme varan ırkçı, aşırı milliyetçi ve Türklerle ortak bir yaşamı      reddeden tutumları,<br />
Rum Ortodoks Kilisesi’nin rolü,<br />
Papadopulos faktörü ve Rum kamu oyunun 24 Nisan Referandumu’nda da      sergilediği güçlü destek<br />
Rumların Türk tarafı aleyhinde uluslararası hukuk ve propagandadan azami      istifade etmesi.<br />
Çok sayıda uluslararası aktörün devrede olması, Rum tezleri doğrultusunda      çözüm için KKTC’de psikolojik harekat yürütülmesi.<br />
<strong>Türk Kamuoyunu Milli Davadan uzaklaştırma girişimleri</strong><br />
Basın (Media)<br />
Siyasi çevreler (Politicians)<br />
Sivil Toplu örgütleri (NGO’s)<br />
Psikolojik Savaş (Cold war)<br />
<strong>Türkler Uzlaşmaz mı?</strong><br />
24 Nisan referandumu<br />
1977 – 1979 Doruk anlaşması<br />
1992 Gali Fikirler dizisi<br />
Mart 2003 Lahey görüşmesi<br />
<strong>Rumların AB içindeki pozisyonu</strong><br />
Çözüme isteksizlikleri<br />
AB hukuku ve mülkler<br />
AB ilkelerine dayalı çözüm<br />
BM’nin siyasi platformundan kaçış<br />
<strong>KKTC ve Ambargolar</strong><br />
Mali yardım Tüzüğü<br />
Direk Ticaret Tüzüğü<br />
Yeşil Hat Tüzüğü<br />
Maraş’ın iadesi<br />
Mağusa Limanının ortak kullanımı<br />
İhracat belgeleri<br />
Ercan havaalanı<br />
<strong>AİHM Davaları</strong><br />
Luoizidu<br />
Ksenti<br />
Aresti<br />
<strong>Rum tarafındaki Türklere ait mülkler ve davalar</strong><br />
Rumlar hakları ve yetkileri olmadığı halde 1960 Anayasasını tadil ederek      Devlete ait HALİ arazileri dağıtmaya başladılar.<br />
Kıbrıs’lı Türklerin taşınmaz malları üzerine inşa edilmiş evlerde veya      Kıbrıs’lı Türklerin evlerinde oturanlara özellikle “Hali arazi” verilecek.<br />
Zorla el konulan Kıbrıs’lı Türklere ait toprakların dökümü şöyle:<br />
Arsa haline sokulmuş Türk toprakları 6,041<br />
adet<br />
İstimlâk edilmemiş ama içinde insan yaşayan<br />
Türk toprakları 5,431 adet<br />
İstimlâk adı altında, dümen çevrilerek el<br />
konulan Türk toprakları 610 adet<br />
Üzerine Hükümet Evleri (Sosyal Konut) yapılmış Kıbrıs’lı Türklere ait      topraklar<br />
Üzerine konut yapılmış 3,185 adet Kıbrıs’lı Türk toprağı<br />
İstimlâk edilmemiş 3,125 adet Kıbrıs’lı Türklere ait arsa nitelikli arazi<br />
İstimlâk adı altında, dümen çevrilerek el konulup ev yapılan Türk toprakları      60 adet<br />
Bu verilere ilaveten Kıbrıs’lı Türklerin şehirlerde bıraktıkları evlerde      oturan Rumların ilçelere göre dağılımı, Lefkoşa’da 349, Limasol’da 2,170,      Larnaka’da 1,460 ve Baf’ta 977. Bu rakama 1963 yılında silah zoru ile göçe      zorlanan 103 köyde oturan Türklerin evleri ve arazileri dahil değildir.<br />
<strong>Mustafa Arif Mutluson Davası </strong><br />
Yalova’daki (Piskobu) malının iadesi talebiyle Rum mahkemesine başvurarak      ilk davayı kazanan Arif Mustafa aleyhine Rum Yönetimi tarafından Rum Yüksek      Mahkemesi’nde dava açıldı. Baş savcı tam manası ile ipe un sermek için “Arif      Mustafa bizden ev istemedi ki” dedi. Rum Hukuk Dairesi’nin iddiası, görülen      ilk davadaki yargıcın Kıbrıslı Türk Malları Yasası’nı yanlış yorumladığı      şeklinde oldu.<br />
Son duruşmada Arif Mustafa Mutluson Rum Başsavcılığı ve Mustafa’nın evinde      ikamet etmekte olan Rum ailelerin avukatının ortak kararı ile Piskopu’daki      evlerini geri aldı.<br />
<strong>AB yüksek düzey temas grubu</strong><br />
Üyeler<br />
(Kıbrıs’lı Rum Ioannis Kasulidis, Yunanlı Georgios Karatzaferis, Alman      Mechtild Rothe, Avrupa Birleşik Solu Başkanı Francis Wurtz, İrlandalı Sean      O&#8217;Neachtain, Polonyalı Ryszard Czarnecki, Koordinatör Fransız Halk Partisi      Milletvekili Françoise Grossetete, Avusturya AP Milletvekili Karin      Resetarits ve Alman Milletvekili Cem Özdemir.<br />
Görüşleri<br />
Ziyaret amacı<br />
<strong>2006’da neler olabilir</strong><br />
Rum tarafı, “görüşmelerin başlatılması için BM Genel Sekreteri’nin      hakemliğine, müzakerelerin takvime bağlanmasına ve üzerinde anlaşmaya      varılmamış olan, yani müzakerecilerin ve hükümetlerinin onaylamadığı bir      planın referanduma sunulmasına” karşı çıkmaktadır.<br />
Rum tarafı, Türkiye’nin çözüme zemin oluşturmayı amaçlayan 24 Ocak 2006      tarihli Kıbrıs Eylem Planı’na da tamamen olumsuz tutum sergilemiştir.<br />
28 Şubat’taki Papadopulos-Annan görüşmesi öncesinde ise;<br />
- Türk tarafının önerilerinin müzakereler başlamadan önce belirlenmesi,<br />
- AB’nin de müzakerelere bir temsilcisi ile dahil edilmesi,<br />
- BM Güvenlik Konseyi’nin tüm üyelerinin müzakerelere katılması,<br />
- Bir iyi niyet jesti olarak ve görüşmeler için olumlu hava yaratılması      için, “Maraş’ın müzakereler başlamadan önce GKRY’ye iadesi, Ada’dan bir      miktar Türk askerinin çekilmesi, BM gözetiminde teknik komiteler      oluşturularak, askersizleştirme dahil, sorunun özüne ilişkin konularda ön      çalışmalara başlanması, bu çalışmalarda AB uzmanlarından da katkı alınması”      taleplerini gündeme getirmiştir.<br />
Bu şartlarda, 2006 içinde sorunun çözümü değil, müzakere zemininin oluşması      dahi beklenmemektedir. Yıl sonunda görev süresi sona erecek olan BM Genel      Sekreteri’nin GKRY’de Mayıs 2006’daki Parlamento seçimlerinin ardından      inisiyatif üstlenmesi halinde daha gerçekçi tahminler yapılabilecektir.<br />
Rum tarafının, Türkiye’nin AB müzakere sürecindeki zorluklarını da dikkate      alarak, Türk tarafınca kabul edilemeyecek öneriler sunmak suretiyle      inisiyatif üstünlüğü sağlamak istemesi de olasılıklar arasındadır. Böylece,      Türk tarafını uzlaşmazlıkla suçlayarak, şartlarının kabulü için uluslararası      baskı kurulmasını sağlama ve aynı zamanda çözüm masasından kaçma imkanı elde      edebilecektir.<br />
<strong>KKTC’ye uygulanan İzolasyonlar</strong><br />
- BM Genel Sekreteri’nin izolasyonların “tanınmayı özendirmemek” koşuluyla      kaldırılmasını öngören 28 Mayıs 2006 tarihli raporu hala ele alınmayı      beklerken,<br />
- AB’nin 26 Nisan 2004’te açıkladığı Doğrudan Ticaret ve Mali Yardım      Tüzükleri Rumların kabul edilemez koşullarına bağlanıp hayata      geçirilemezken, uluslararası toplumun izolasyonların kaldırılacağı sözlerini      tutması, 2006 yılı için aşırı iyimser bir beklenti olacaktır.<br />
-Türkiye’nin her yıl sağladığı yardımın yarısına dahi karşılık gelmeyen Mali      Yardım Tüzüğü konusunda AB’nin sergilediği son tavır, bundan sonraki süreç      için de emsal teşkil etmektedir.<br />
ABD ve İngiltere örneklerinde olduğu gibi, ziyaretler sırasında Kıbrıs Türk      toplumunun seçilmiş temsilcileri olarak muhatap alınmanın ötesinde ciddi bir      gelişme beklenmemektedir.<br />
<strong>Türkiye-AB Müzakereleri ve KIBRIS</strong><br />
Türkiye, müzakere sürecinde, “Kıbrıs Cumhuriyeti” ile ilişkilerin      normalleştiril-mesi, Ankara Anlaşması Ek Protokolü’nün onaylanması, Rum      Yönetimi’ne limanlar ve havaalanlarının açılması ve GKRY’nin uluslararası      örgütlenmelere katılımına engel olunmaması gibi konularda zamanlama baskısı      ile karşı karşıya kalmıştır.<br />
AB’nin 21 Eylül 2005 tarihli karşı dekla-rasyonunda, Konsey’in 2006 yılında      tüm bu konulara ilişkin gelişmeleri takip edeceği açık bir şekilde yer      almakta ve 9 Kasım 2005 Katılım Ortaklığı Belgesi’nde (KOB) de deklarasyonun      bu paragraflarına atıf yapılmaktadır.<br />
Rum tarafı, limanların açılması için 30 Mart 2006’ya, havaalanlarının      açılması için de 30 Eylül 2006’ya kadar zaman tanıyacağını açıklamış      durumdadır<br />
AB belgelerinin, hatta tavsiye niteliğin-deki Eylül 2005 Avrupa Parlamentosu      (AP) kararının da Türkiye için AB müktesebatı niteliği taşıdığı dikkate      alınırsa, Kıbrıs konusunun 2006-2007 yılında müzakere sürecinin “kırılma      noktası” olabileceği söylenebilecektir.<br />
Türk Hükümeti bu noktada bir ikilemle karşı karşıyadır: Ek Protokol, AP’nin      istediği gibi deklarasyon olmaksızın TBMM’ye getirilmesi halinde, büyük      ihtimalle onaylanmayacak, bu durum müzakerelerin kesilmesine kadar      gidebilecektir.<br />
Ek Protokol’ün uygulanması, liman ve havaalanlarının açılması ise, GKRY’nin      uluslararası toplumun kabul ettiği şekilde “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak      tanınmasına giden yolu açacaktır. Böyle bir süreç ise, Türkiye ile Gümrük      Birliği ilişkisi dahi bulunmayan KKTC’ye Türkiye tarafından da ambargo      uygulanması anlamına gelecek, ekonomik ve siyasi açıdan bağımsızlığını      sürdürmesi giderek zorlaşacaktır.<br />
<strong>AİHM- Mülkiyet &#8211; Vakıf Malları ve Maraş</strong><br />
2006 yılında Kıbrıs ile ilgili en çok yankı bulacak gelişmelerin mülkiyet      sorunu ve vakıf malları konusunda yaşanacağını söylemek olasıdır.<br />
<strong>AİHM- Mülkiyet &#8211; Vakıf Malları ve Maraş</strong><br />
Gazi Mağusa Kaza Mahkemesi’nin 28.1.2002 ve 27.12.2005 tarihlerinde      açıkladığı ve Maraş’taki taşınmazların yüzde 90’ından fazlasının Abdullah      Paşa ve Lala Mustafa Paşa Vakıfları’na ait olduğuna ilişkin tespit kararları      ışığında, bu taşınmazların Vakıflar İdaresi’ne devredilmesine yönelik süreç      başlatılması, Kıbrıs sorunu ile ilgili gelişmelerin seyrini de      değiştirecektir.<br />
En önemli sonuçlarından birisi, Maraş artık bir pazarlık unsuru olarak      gündeme getirilemeyecektir. Belki de bu yüzdendir ki, Rumlar, son bir yıldır      Maraş konusunu AB’de tüzüklere karşılık olarak, BM Genel Sekreteri’ne ise      iyi niyet ortamı oluşturulması bahanesiyle gündeme getirmekte, Maraş’ın      iadesi için Acil Eylem Planı hazırlayabilmektedir.<br />
Aralık 2003’te Louzidu’ya tazminat ödenmesi, Türkiye’nin Kıbrıs ve mülkiyet      sorunundaki politikalarında kırılma noktası oluşturmuştur. Şimdi ise daha      ağır bir durum, Aresti isimli Rum kadının Maraş’taki ve Vakıf arazisi      üzerindeki mülkü için AİHM’de açtığı dava ile karşımıza çıkmaktadır.<br />
ARESTİS Davası, iki yönden pilot dava olma özelliği taşımaktadır:<br />
Birincisi, KKTC’de yeni mülkiyet yasası ile kurulması öngörülen Tazminat      Komisyonu’nun “iç hukuk yolu” olarak kabul edilmesi halinde, Rumlar      tarafından AİHM’de açılmış ve açılacak olan davalar bu komisyona      yönlendirilecektir.<br />
İkincisi ise, varılacak karar, Vakıf mallarını Ahkâmul Evkaf’a aykırı bir      şekilde üzerine geçiren Rumlar için bir emsal teşkil edecektir.<br />
Vakıf mallarına sahip çıkılması ile elde edilecek kazanım, Mülkiyet Yasası      ile kurulacak ve iç hukuk yolu oluşturacak Tazmin Komisyonu’nun sağlayacağı      ifade edilen kazanımlarla kıyas kabul etmeyecek ve belki de Kıbrıs’ta bir      çözümün anahtarı olacak gelişmelere yol açabilecektir.<br />
<strong>Toplumların beklentileri</strong><br />
Kıbrıs Türk ve Rum halklarının psikolojileri ve Yönetimlerinin izleyecekleri      politikalara destekleri de, 2006 ve sonrasındaki gelişmelerin      şekillenmesinde etkili olacaktır. Kıbrıs Türk kamuoyu açısından, Nisan      2003’te geçişlerin serbest bırakılmasıyla başlayan umut ve heyecanın yerini      24 Nisan 2004 sonrasında hayal kırıklığı almıştır.<br />
Bu Memleket Bizim Platformu bünyesindeki “Çözüm ve AB üyeliği” hayali,      GKRY’de bu konuda en fazla destek bulabilecekleri beklentisinde oldukları      AKEL’in Referandum’daki tutumu ile sona ermiştir. Bu gün ekonomik refah      seviyesi giderek yükselen Kıbrıs Türklerinin en büyük sıkıntısı,      yarınlarının ne olacağına ilişkin siyasi belirsizlikten kaynaklanan      endişedir.<br />
Rum halkı ise AB’ye üye olmanın ve Türkiye’nin üyelik müzakerelerinde      belirleyici konuma geçmenin verdiği güvenle, BM çerçevesinde bir çözümden      hızla uzaklaşmaktadır. Böyle bir ortamda, Rum Kilisesi’nin etkinliğinin ve      Hrisi Avgi gibi aşırı milliyetçi-ırkçı ve günümüzün EOKA’sı niteliğindeki      örgütlerin faaliyetlerinin artması da beklenebilir.<br />
Kıbrıs hızla bölünmeye doğru gitmektedir.<br />
Ayrılık kaçınılmazdır.<br />
Önümüzdeki yıllarda iki bölgeli, iki toplumlu, ayrı ayrı egemen Federal bir      KIBRIS düşüncesinden Konfederasyon tipi bir KIBRIS’a geçiş yaşanacaktır.<br />
<strong>Gelecek</strong><br />
Taiwan tipi bir model, 2008 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası için akla      gelen en yakın çözüm tipidir.<br />
Rumlara hiçbir koşulda güven duyulamayacağı için Türk askerinin adadaki      varlığı ve Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi KKTC için vazgeçilmez      koşullardan bir tanesi olacaktır.</p>
<p>Bildiri adı : AKADEMİK PERİSKOPTAN KIBRIS<br />
Tarihi: 30 Mart 2006<br />
Yeri : Doğu Akdeniz Üniversitesi, Mağusa, KKTC</p>
<img src="http://www.ataatun.com/?ak_action=api_record_view&id=10122&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataatun.com/akademik-periskoptan-kibris/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs&#8217;ta Yahudi Kolonizasyonu</title>
		<link>http://www.ataatun.com/10113/</link>
		<comments>http://www.ataatun.com/10113/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 May 2005 02:27:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Ata ATUN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe Bildiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs'ta]]></category>
		<category><![CDATA[Kolonizasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataatun.com/?p=10113</guid>
		<description><![CDATA[<br/>Güzelyurt          Belediyesi 2. GÜZELYURT TARİH BULUŞMASI







20.ci Yüzyılda Kıbrıs’taki Yahudi Kolonizasyonu girişimi



Doç. Dr. Ata ATUN (Suna ve Ata Atun, Mağusa Tarihini Araştırma      ve Yazın) SAMTAY VAKFI, Mağusa






Margo’daki Yahudi Mezarlığında bir mezar          taşı





Margo’daki Yahudi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><p style="text-align: center;">Güzelyurt          Belediyesi <strong>2. GÜZELYURT TARİH BULUŞMASI</strong></p>
<p><img class="alignright" src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/38.jpg" border="0" alt="" width="117" height="128" /></p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignleft" src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/39.jpg" border="0" alt="" width="115" height="114" /><img class="aligncenter" src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/40.jpg" border="0" alt="" width="168" height="193" /></p>
<p><span id="more-10113"></span></p>
<p style="text-align: center;">
<table id="AutoNumber3" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="100%"><strong>20.ci Yüzyılda Kıbrıs’taki Yahudi Kolonizasyonu girişimi</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Doç. Dr. Ata ATUN (Suna ve Ata Atun, Mağusa Tarihini Araştırma      ve Yazın) SAMTAY VAKFI, Mağusa</strong></p>
<table id="AutoNumber4" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/73.jpg" border="0" alt="" width="327" height="417" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Margo’daki Yahudi Mezarlığında bir mezar          taşı</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/58.jpg" border="0" alt="" width="264" height="337" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Margo’daki Yahudi mezarlığında bir mezar          taşı</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/59.jpg" border="0" alt="" width="466" height="322" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Margo’daki ekin tarlaları</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/60.jpg" border="0" alt="" width="297" height="322" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Fassouri’ye giden koruluk yol</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/61.jpg" border="0" alt="" width="359" height="269" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Bahçe evi-Köprü</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/62.jpg" border="0" alt="" width="360" height="270" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Diğer yıkık evler &#8211; Köprülü</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/63.jpg" border="0" alt="" width="359" height="269" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Yıkık evler-Köprülü</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/64.jpg" border="0" alt="" width="339" height="255" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Üstü Açık su deposu-Köprü</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/65.jpg" border="0" alt="" width="359" height="269" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Tepelerdeki küçük depolar-Köprülü</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/66.jpg" border="0" alt="" width="359" height="269" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Narenciye Bahçeleri-Köprü</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/67.jpg" border="0" alt="" width="361" height="271" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Kurumuş Narenciye bahçeleri-Köprülü</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/68.jpg" border="0" alt="" width="362" height="271" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Kamyonlara hayvan yükleme rampaları-Köprülü</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/69.jpg" border="0" alt="" width="362" height="269" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Sulama Motoru valantı-Köprülü</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/70.jpg" border="0" alt="" width="360" height="270" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Sulama Makinesi-Köprülü</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/71.jpg" border="0" alt="" width="161" height="147" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Naşit AKMANSEL</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/72.jpg" border="0" alt="" width="208" height="146" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">Hüseyin GÖKBULUT</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bildiri adı : Kıbrıs&#8217;ta Yahudi Kolonizasyonu<br />
Tarih :5 Nisan 2005<br />
Düzenleyen : Lefke Avrupa Üniversitesi<br />
Yeri : Lefke, KKTC</p>
<img src="http://www.ataatun.com/?ak_action=api_record_view&id=10113&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataatun.com/10113/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs Hristiyan Tarihi</title>
		<link>http://www.ataatun.com/kibris-hristiyan-tarihi-2/</link>
		<comments>http://www.ataatun.com/kibris-hristiyan-tarihi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Oct 2004 02:24:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Ata ATUN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe Bildiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataatun.com/?p=10100</guid>
		<description><![CDATA[<br/>





Doç. Dr. Ata ATUN (Suna ve Ata Atun,          Mağusa Tarihini Araştırma ve Yazın VAKFI) 


TED Ankara Koleji, N.K. Lisesi, Şişli          Koleji.
Boston Üniversitesine bağlı Hikma Amerikan Üniv.(B.Sc)
Century Univ. (Texas). M.Sc., Ph.D.
Doktora üstü eğitim. Washington DC
Assoc. Prof. Dr., 1998
Prof. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><table id="AutoNumber2" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="100%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/40.jpg" border="0" alt="" width="168" height="193" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center"><strong>Doç. Dr. Ata ATUN (Suna ve Ata Atun,          Mağusa Tarihini Araştırma ve Yazın VAKFI) </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" align="center">TED Ankara Koleji, N.K. Lisesi, Şişli          Koleji.<br />
Boston Üniversitesine bağlı Hikma Amerikan Üniv.(B.Sc)<br />
Century Univ. (Texas). M.Sc., Ph.D.<br />
Doktora üstü eğitim. Washington DC<br />
Assoc. Prof. Dr., 1998<br />
Prof. Dr. Kasım 2005</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><span id="more-10100"></span>Kıbrıs’ın konumu :</strong></p>
<p>Doğu ile Batı arasındaki uluslararası ticaretin kavşak noktasında bulunması.</p>
<p>Orta Doğu krallıklarına yakınlığı.</p>
<p>Kutsal topraklara yakınlığı.<br />
Kendi coğrafyasına özgü çok çeşitli nedenleriyle, tarihin bilinen ilk      devirlerinden itibaren Akdeniz etrafında gelişen medeniyetlerin etkisi      altında kalmış, önem kazanmış ve bu önemiyle de güncelliğini ve      sürekliliğini günümüze değin korumuştur.<br />
Hititlerden başlamak üzere; Mısırlılar, Fenikeliler, Asurlular, Persler,      Ptolemiler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Cenevizliler (Bir kısmı),      Lüzinyanlar, Venedikliler (İtalyan), Osmanlılar ve son olarak İngilizler.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/41.jpg" border="0" alt="" width="141" height="242" /><br />
Ve; kültürlerin akışkan ve yapışkan olduğu söyleminden de hareketle, Kıbrıs      adası üzerinde hükümran olan her medeniyetin, bu ada coğrafyasında var olan      şehirlere, kasabalara, köylere, dağlara, tepelere, derelere, çaylara,      yarlara, uçurumlara, göletlere, göllere, burunlara, körfezlere ve benzeri      diğer coğrafik yerlere kendi kültürel mührünü vurması kaçınılmazdı, vurdu      da&#8230;<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/42.jpg" border="0" alt="" width="171" height="172" /></p>
<p>Yüzlerce yıldan beri, birçok kez isim değişikliğine uğrayan bu yer adları,      bugüne değin yeterince araştırılıp incelenmediği ve elde edilen veriler de      kapsamlı bir kitap içerisinde topluca yayınlanmadığı için, Kıbrıs adası yer      adlarıyla ilgilenenlerin kimi çalışmalardan elde ettikleri veriler,      çoğunlukla, kayıp bilgilerden oluşmuştur.<br />
Herodot’a göre Militus’lu Aristagoras, M.Ö. 500 yıllarında, İran’lılara      karşı İyon’lulara yardım etmesi için İsparta kralı Cleomenes’e, bakır bir      plak üzerine çizilmiş bir haritada Susa’ya giden yolu göstererek ikna      etmiştir<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/43.jpg" border="0" alt="" width="344" height="147" /></p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/44.jpg" border="0" alt="" width="506" height="329" /></p>
<p><strong>Salamis Savaşı</strong></p>
<p>M.Ö.480 yılında, Yunan filosu [370 Trereme], Pire ile Salamis adası      arasındaki kanalda kendisinden kat kat fazla sayıda olan İran filosunu [800      Kalyon] yenerek Kral Xerxes’in Yunan şehirlerine saldırısını erteledi ve      Yunan şehir devletleri tekrar birleşme fırsatı bulabildi. Dünyadaki ilk      deniz savaşıdır.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/74.jpg" border="0" alt="" width="340" height="136" /></p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/75.jpg" border="0" alt="" width="338" height="146" /></p>
<p><strong>M.Ö.500, Bireme teknesi</strong></p>
<p>Bireme : Bir sırada 2 kişi yan yana oturup, üst üste duran 2      kürek çekilerek hareket edilen sistem.<br />
Trereme : 3 Kişi yan yana oturup ve üst üste duran, 3 kürek çekilerek      hareket edilen sistem<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/76.jpg" border="0" alt="" width="496" height="349" /></p>
<p>Apollo Mabedi &#8211; Baf<br />
Taş Atıcı Apollo. M. S. 100<br />
Apollon’un sunağına elini sürmeye cüret eden, yakındaki uçurumdan denize      fırlatılmaktaydı.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/77.jpg" border="0" alt="" width="170" height="305" /></p>
<p>Kıbrıs’ın Medarı İftiharı<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/78.jpg" border="0" alt="" width="142" height="166" /><br />
FİLOZOF ZENO :<br />
Kitium’da (Antik Larnaka) M.Ö. 326 yılında doğdu. Atina’da Felsefe      öğrendikten sonra STOİK FELSEFE OKULU’nu kurdu.<br />
Maddi varlıklar Mutluluk için yeterli değildir. İnsanın mutlu olması için      kendisi ve doğa ile barışık olması gerekir.</p>
<p><strong>İsa, [İyi Çoban]</strong><br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/79.jpg" border="0" alt="" width="228" height="148" /></p>
<p>Kıbrıs MÖ 58’den beri Roma İmparatorluğu idaresi altındaydı. Hükümet Merkezi      Baf ve Ticaret Merkezi Salamis idi. MS 115 yılında Yahudiler Salamis’te bir      isyan<br />
çıkardılar. İsyan ada nüfusunun 250,000 kişisinin öldürülmesi ile bastırıldı      ve tüm Yahudiler adadan sürgün edildiler. Bu sürgün, adada Hıristiyanlığın      hızlı bir şekilde yayılma-sına yol açtı.</p>
<p><strong>M.S. 23 , KIBRIS</strong><br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/80.jpg" border="0" alt="" width="328" height="231" /></p>
<p><strong>Hz. İsa’nın Azize Katerina ile nişanlanması</strong><br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/81.jpg" border="0" alt="" width="142" height="259" /><br />
Azize Katerina : Salamis Kralı konstantin’in kızı.<br />
Azize Katerina Adası.<br />
Azize Katerina Kilisesi</p>
<p><strong>St. John The Baptist</strong><br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/82.jpg" border="0" alt="" width="113" height="302" /></p>
<p>Peter’in kardeşi olan Andrew, Bethsaida’da balıklıçılık yapmaktaydı.      Önceleri Vaftizci John’un müridi oldu ve sonra da Efendisi tarafından      Papazlık görevine davet edildi. Bu nedenle Apostolos Andreas’ın dini tanımı      “İlk Çağrılan”dır. [O Protoklitos].<br />
Kendisini Vaftiz eden ve göreve çağıran Vaftizci John’dur.</p>
<p><strong>St. Andrew</strong><br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/83.jpg" border="0" alt="" width="171" height="230" /><br />
Gezginlerin Azizidir, bu nedenle taksi ve otobüs şöförleri aynaya asılı      olarak Apostolos Andres’ın ikonunu taşırlar. Apostolos Andreas Kilisesini      İdari İşler sorumlusu Papa Ioannis Oiconomos [10.09.1827-4.07.1909]      yaptırmıştır . Kendi başına bağımsız bir manastır olmayıp Rizo Karpas köyüne      bağlı sıradan bir kilisedir.</p>
<p><strong>Hıristiyanlık tarihinin akışını değiştiren olay </strong><br />
Apostol Paul ve Apostol Barnabas, M.S. 45 yılında Baf’ta Roma Konsülü Sergius Paulus ve      Üfürükçü Elymus’un huzurunda. Allah kelamını duyan ve Apostollar tarafından      gerçekleştirilen mucizeyi gören Sergius Hıristiyan olur ve böylece Kıbrıs,      dünyada yöneticisi Hıristiyan olan ilk ülke olur.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/84.jpg" border="0" alt="" width="340" height="267" /></p>
<p><strong>Kıbrıs Ortodoks Kilisesi</strong></p>
<p>Aziz Barnabas’ın mezarının bulunması Kıbrıs Kilise-sinin Bağımsızlık      tarihinin başlangıc olur. O dönemde Bizans imparatoru olan ZENO, Aziz      Barnabas’ın mezarının bulunmasından ve kucağında da kendi el yazısı ile      yazdığı Aziz Matthew’ün İncil’inin bulunma-sından çok etkilenir ve M.S. 478      yılında Kıbrıs Piskoposuna ayrıcalıklar tanır.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/85.jpg" border="0" alt="" width="143" height="231" /><br />
1- Başpiskopos Kırmızı mürekkep ile imza atar.<br />
2- İmparatorluk simgesi olan Mor Cüppe giyebilir.<br />
3- İmparatorluk simgesi olan asa taşyabilir.<br />
4- “Tanrının Kutlu olanı, Nova Justiniana ve Kıbrıs Başpiskoposu” ünvanını      kullanabilir.</p>
<p><strong>Bizans İmparatoru Constantin</strong><br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/86.jpg" border="0" alt="" width="141" height="195" /><br />
Büyük Konstantin D. 27 Nis 280, Naissus, (Nis) &#8211; Ö. 22 May 337, Ancyrona      (İzmit). M.S.312’de ilk Batılı imparator ve MS 324 ‘de tek başına imparator      oldu. 330 Yılında İstanbul’u yeniden surlarla çevirerek başkent yaptı. 325      yılında İznik Konseyini topladı. Ortodoks Kilisesinde Aziz olarak kabul      edilir</p>
<p><strong>Stavrovouni Kilisesi</strong><br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/87.jpg" border="0" alt="" width="226" height="158" /><br />
M.S. 327 yılında, İmparator Konstanin’in annesi Azize Helena tarafından      kuruldu. Yapıldığı yerde put perestlerin tapınağı bulunmaktaydı. Hac için      Kutsal Topraklar giden Helena, orada İsa’nın ve Dürüst<br />
Hırsızın çarmıhlarını bulur ve geri dönerken fırtınaya yakalanarak Kıbrıs’a      sığınmak zorunda kalır.<br />
Kadınlar sadece Ayia Varvara Manastırına<br />
kadar gelebilirler ve sadece bu manastıra girebilirler.</p>
<p><strong>7. Ekümenik Konsey Toplantısı. Nicaea, M.S. 787</strong><br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/88.jpg" border="0" alt="" width="230" height="126" /><br />
Hıristiyan Dünyasının son Ekümenik Toplantısı</p>
<p>St. Lazarus Kilisesi Meryem ve Marta’nın kardeşi olan Lazarus, Bethani’de      yeniden hayata dönünce Kıbrıs’a geldi. Larnaka’nın ilk<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/89.jpg" border="0" alt="" width="142" height="161" /><br />
Piskoposu’dur. Mezarı MS890’da bulundu ve MS900’da bu kilise inşa edildi.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/90.jpg" border="0" alt="" width="230" height="174" /><br />
St. John Chrysostomos Manastırı 1090 A.D.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/91.jpg" border="0" alt="" width="224" height="133" /><br />
Aslan Yürekli Richard ve Navarolu Berengeria</p>
<p>Katolik Baskısı<br />
1260 Temmuzunda Papa Alexander IV, Kıbrıs’taki Ortodoks seçimini yasaklar ve      Latin Kilisesinin yönetimini onaylar. Buna Ortodoks kilisesi gücenir ve      kabul etmez. Katolikler Ortodoks mallarına el koyarlar ve bazı Ortodoks      Piskoposlar ayrılıkcı oldukları için yakılırlar. 1231 yılında 13 Ortodoks      keşişi Katolik ilkeleri benimsemedikleri için Kantara’da yakılırlar.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/92.jpg" border="0" alt="" width="113" height="218" /><br />
Akka Kalesinin Müslümanlar tarafından alınmasından sonra Kıbrıs Kadınlarının      üzüntülerini vurgulayan giysi.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/93.jpg" border="0" alt="" width="143" height="158" /><br />
Lüzinyan Kraliyet Arması<br />
Üst Sol : Kudüs Haçı<br />
Üst Sağ : Lüzinyan ailesi arması<br />
Alt Sol : Kıbrıs Aslanı<br />
Alt Sağ : Ermenistan Aslanı</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/94.jpg" border="0" alt="" width="225" height="157" /><br />
St. Nicolas Katedral Kilisesi</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/95.jpg" border="0" alt="" width="199" height="258" /><br />
Venedik-Ceneviz Kavgası<br />
1372 yılında Kıbrıs’ın üzerinde felaket bulutları dolaşır.<br />
Kıbrıs tacı, Ayia Sofya’da<br />
Kudüs tacı, St. Nicholas’da törenle takılırdı.<br />
Kral Peter II.nin atının sol tarafını Venedik, sağ tarafı Ceneviz temsilcisi      tutardı.<br />
Ceneviz’liler Amiral Fregoso’yu gönderip Mağusa!yı aldılar. (1372-1464)<br />
Mağusa 1464’de Kral James II tarafından alındı.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/96.jpg" border="0" alt="" width="170" height="226" /><br />
Catherina Cornaro &amp; James<br />
Kıbrıs’ın son Kral ve Kraliçesi.<br />
James II (D. 1440- Ö. 6.7 1473)- Hük. 1460-1473)<br />
James III (1473 – 1474)<br />
Caterina Cornaro<br />
(D.1454-1510)<br />
Adaya gelişi . 1472<br />
Hük. 1474 &#8211; 1489</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/97.jpg" border="0" alt="" width="113" height="156" /><br />
Caterina Cornaro Kıbrısın son kraliçesi<br />
Doğumu : 1454 Grand Canal<br />
Hükümranlığı : 1471 – 1489<br />
Annesi : Donna Fiorenza, Yunan Prensesi<br />
Babası : Mark Cornaro, Venedik Asili<br />
Ailesinde 9 tane Cardinal vardı.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/98.jpg" border="0" alt="" width="141" height="201" /><br />
Aile Arması</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/99.jpg" border="0" alt="" width="172" height="207" /><br />
İsarionlu Yahudi Doktor</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/100.jpg" border="0" alt="" width="214" height="170" /><br />
Lefkoşa Eski Surları</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/101.jpg" border="0" alt="" width="168" height="225" /><br />
Bragadino</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/45.jpg" border="0" alt="" width="200" height="141" /><br />
Kıbrıs&#8217;ı, başka haritaların içerisinde değil, yalnızca Kıbrıs olarak tek      başına ele alan ilk harita, Venedikli denizci Bartolemmeo tarafından 1480      yılında çizilen haritadır.<br />
Kıbrıs’ın ayrıntılı ve gerçeğe uygun olarak hazırlanmış ilk haritaları ise,      Ada&#8217;nın Türkler tarafından işgal edileceği haberlerinin yoğunlaştığı 1570      yıllarından itibaren çizilmeye başlanır.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/46.jpg" border="0" alt="" width="336" height="202" /><br />
1570 yıllarından itibaren çizilmiş haritalar.</p>
<p>Geçmiş tarihi boyunca adada hükümran olan 13 ayrı egemen ve bu egemenler      tarafından konuşulan 13 ayrı dil, yöre isimlerinin çok çabuk değişmesinin en      önemli etkenlerinden birini oluşturur.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/47.jpg" border="0" alt="" width="172" height="136" /><br />
Bilindiği gibi; Kutsal topraklara gitmek ve hacı olmak isteyen      Avrupalılar, dönemin tek ulaşım yöntemi olan deniz yolunu seçmek      zorundaydılar. Venedik limanından yola çıkan yelkenli gemiler, rüzgarın esme      doğrultusunda, sırası ile Girit, Rodos ve Kıbrıs adalarına uğrayıp<br />
kumanya, su ve tuz<br />
gereksinimlerini karşılıyor,<br />
bu ihtiyaçların giderilmesin-<br />
den sonra da yollarına,<br />
bu güzergâh üzerinden<br />
devam ediyorlardı.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/102.jpg" border="0" alt="" width="170" height="245" /><br />
Uzun yıllar sürecinde seksen seyyah, Kıbrıs adası ile ilgili anılarını ve      gezi notlarını oniki ayrı dilde yayınlamışlardır. Bu yayınlar dikkatle      incelendiği zaman, Kıbrıs’ta adı geçen yer isimlerinin, isimleri kaleme alan      seyyah yazarların kültürel kimliklerine göre değişikliğe uğradığı, açıkça      görülmektedir.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/48.jpg" border="0" alt="" width="170" height="134" /><br />
Franco, 1570 yılında hazırlamış olduğu Kıbrıs haritasında, Kıbrıs adasını      gerçeğe yakın şekli ve ölçüleriyle ilk kez vermiştir.<br />
Haritada 564 coğrafi isim bulunmaktadır. 279’u yerleşim birimi ismidir.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/103.jpg" border="0" alt="" width="171" height="221" /><br />
Hıristiyan Avrupası’nın Kıbrıs’a olan yakın ilgisi, Kıbrıs’ın Türkler      tarafından fethedileceği haber-lerinin yayılmaya başladığı günlerde olduğu      kadar, fetih ve fetih sonrasında da devam etmiştir.</p>
<p>Bu büyük ilgi ve talebe karşılık, başta Venedik ve Hollandalılar olmak      üzere birçok harita yayımcısı ilginç kompozisyonlarla zenginleştirdikleri      çok sayıda Kıbrıs haritasını, meraklıları için piyasaya sürmüşlerdi.      Haritaların, farklı yayıncılar tarafından çeşitli dillerde hazırlanarak      piyasaya sürülmeleri nedenleriyle de yer ve yöre isimleri, sürekli olarak      değişim göstermekteydi.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/104.jpg" border="0" alt="" width="337" height="175" /><br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/105.jpg" border="0" alt="" width="340" height="268" /></p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/106.jpg" border="0" alt="" width="171" height="176" /><br />
Düka Altını</p>
<p>Sınıf yapısı<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/107.jpg" border="0" alt="" width="141" height="197" /><br />
Parici : Sahiplerine hayat boyu bağlı esir.<br />
Levteri : Para karşılığı serbest kalan Parici.<br />
Perpiriarii : Her yıl Dük ve Prenslere 15 perpiri ödemek zorundaydılar.<br />
Arnavut : Kıyıları koruyan askerler.<br />
Beyaz Venedik : Hür fakat vergi ödeyen köylüler.<br />
Asiller : Kıbrıs’ın sahipleri</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/108.jpg" border="0" alt="" width="198" height="223" /><br />
Ortaçağ Topları</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/109.jpg" border="0" alt="" width="168" height="247" /><br />
Stradiot</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/110.jpg" border="0" alt="" width="339" height="216" /><br />
Kaptan Ali Paşa Kalyonu</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/111.jpg" border="0" alt="" width="168" height="238" /><br />
Lala Mustafa Paşa</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/112.jpg" border="0" alt="" width="340" height="223" /><br />
1570 Çıkarması</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/113.jpg" border="0" alt="" width="253" height="162" /><br />
Mağusa Limanı</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/114.jpg" border="0" alt="" width="253" height="171" /><br />
Mağusa Girişi</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/115.jpg" border="0" alt="" width="252" height="147" /><br />
Tuz Kaçakçıları</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/116.jpg" border="0" alt="" width="169" height="244" /><br />
Vebalı hastaya bakan Doktor<br />
1348 -1349 yılında adada süren veba salgını, nüfusun üçte birinin ölümüne      neden olmuştur.<br />
1438 yılındaki veba salgını ise 17 ay sürer.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/117.jpg" border="0" alt="" width="226" height="253" /><br />
Ortaçağ Doktoru</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/118.jpg" border="0" alt="" width="253" height="261" /><br />
Yün eğiren kadınlar, Ortaçağ</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/119.jpg" border="0" alt="" width="229" height="197" /><br />
Orta Çağ Köylüsü</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/120.jpg" border="0" alt="" width="170" height="241" /><br />
Yağmur Duası</p>
<p>Hıristiyanlık<br />
Katolik &#8211; Ortodoks &#8211; Protestan<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/121.jpg" border="0" alt="" width="257" height="106" /></p>
<p>Ortodoks Kilisesi, Rum Ortodoks Kilisesi<br />
veya Doğu Ortodoks Kilisesi.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/122.jpg" border="0" alt="" width="169" height="113" /><br />
Orthodoksos : “Doğru Görüş” manasındadır.<br />
Balkanlar, Slav Ülkeleri ve Ortadoğu ülkeleri.<br />
İstanbul’daki Fener Patriğinin unvan üstünlüğünü tanıyan özerk kiliseler      topluluğudur.</p>
<p>Ayrılık Kökeni:<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/123.jpg" border="0" alt="" width="141" height="179" /><br />
İlahi farklılıktan çok siyasal ve kültürel’dir.<br />
Batı Hıristiyanlığına egemen olan Batı Roma imparatorluğunda yazı dilinin      Latince olması.<br />
Doğu’ya hakim olan Doğu Roma imparatorluğunun Yazı dilinin Yunanca olması.</p>
<p>Hristiyanlığın ilk kaynakları:<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/124.jpg" border="0" alt="" width="143" height="275" /><br />
Yunanca idi. Fakat V.ci yüz Yıla değin Yunanca’nın önderliğinde kalan Mısır      ve Suriye Hıristiyanları, MS 431’de Ephesos ve MS 451’de Khalkedon      konsilleri kararına karşı çıkınca Yunanca geriledi.<br />
Öte yandan Avrupa’da Latin Hristiyanlığı yayılmaya başladı.</p>
<p>Charlemagne 9.cu YY’da Batı Roma’yı canladırmaya çalışması, öğreti ve      ayinlerdeki önemsiz farklılıklar ayrılığı başlattı.<br />
Batılı Hıristiyanlar Nikaia Ekümenik konsey toplantısında “oğuldan”      ifadesini eklemesi ve Doğuluları sapkınlıkla suçlaması, Bizanslıları      çıldırttı.<br />
1054 yılında Papa IX. Leo ve Patrik Mikhail Keroullarios birbirlerini aforoz      ettiler. Bu küskünlük ancak 1965’de sona erdi.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/125.jpg" border="0" alt="" width="252" height="377" /><br />
Dini ayrılık :<br />
Katolikler’de üçleme anlayışında Tanrının öz birliği vurgulanır.<br />
Ortodokslar üçlemeyi ayırır.<br />
Batı’da tanrı katında aklanma vardır.<br />
Doğu’da tanrı ile birleşme veya tanrısallaşmadır.<br />
Batı’da Kilise Tanrı ile insan arasında bağ oluşturan bir aracı ve öğreti      doğruluğu yeridir.<br />
Doğu’da Tanrı ile insanın yüz yüze geldiği beraberlik yeridir.</p>
<p>VAFTİZ :<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/126.jpg" border="0" alt="" width="170" height="106" /><br />
Bebek sağlıklı ise doğduktan 40 gün sonra Vaftiz edilir. Vaftiz işlemi      Kilisede yapılır ve Vaftiz Babası bebeğin Hıristiyanlık dinine ilk adımı      atmasından sorumludur. Anne evde kalır ve çocuğu Kiliseye ebe veya ailenin      yakın dostu bir bayan götürür. Papaz ile Vaftiz baba, kilisede önlü-arkalı      yürürlerken, Papaz soru sorar, “Şeytandan vazgeçiyormusun?” Vaftiz baba      “Evet” der. Papaz “Ona tükür” der, Vaftiz baba yere tükürür. Bu işlem 3 kere      yapılır. Bundan sonra çocuk 3 kere suya batırılarak Vaftiz edilir ve üzerine      kutsal yağ sürülür.<br />
Eve girmeden önce, anne kapı eşiğinde durur ve 7 defa başını eğer ve      “Affedilmesini” ister. Sonra anneye çocuğunu 7 yaşına kadar dine bağlı      tutacağına dair söz verdirilir. Vaftiz Baba çocuğun okumasından ve      eğitiminden sorumludur. Vaftiz töreninden sonra ziyafet verilir ve her kes      çocuğun sağlığı için yiyip içerek olayı kutlar.</p>
<p>YILBAŞI<br />
Yılbaşı gününün kutsal Azizi Kesera’lı Aziz Basil’dir. [ D.329, Ö.1.1.379].      Yılbaşı gecesi Golifa hazırlanır ve Vasilobitta’nın [Aziz Basil’in çöreği]      üstüne konur. Bu çörek buğday kremasından yapılır ve üstüne susam ekilir.      İçine konan para kime rast gelirse o senenin şanslısı olur.<br />
Zeytin yaprakları, mangalda yakılır ve dilek tutulur. Eğer yapraklar      yanarken sıçrayıp sesler çıkarırsa, tutulan dileğin yerine geleceğine      inanılır. Eğer hiç ses çıkmaz ise, dilek yerine gelmeyecek demektir.<br />
Gece, büyükler küçüklere ve sevenler birbirlerine hediyeler verirler.<br />
Yılbaşı günü hapşıranın o sene boyunca yaşayacağına inanılır.</p>
<p>Kataklismo Yortusu<br />
Ortodoks Paskalyasından sonraki 50.ci günde başlar. Sadece Kıbrıs’ta      kutlanır.<br />
“Can için” olan Cumartesi günü başlar ve o gün hiç kimse çalışmaz. Ölmüşler      için dua edilir ve mezarlığa ve Kiliseye buğday yemeği götürülür.<br />
Pazar günü diz çökme ayini yapılır. Üç kere diz çökülür ve deniz kenarında      dolaşılarak birbirlerine su atılır.<br />
Pazartesi günü Kataklismo günüdür. “Kutsal Deniz” veya “Sel gibi akmak”      olarak tanımlanır.<br />
Cuma günü başlar ve Çarşambaya kadar devam eder.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/127.jpg" border="0" alt="" width="257" height="268" /><br />
İplik Eğiren Kadın-1904</p>
<p>Kıbrıs Adasının bilinen 24 değişik ismi:<br />
Aerosa, Amathusia, Salaminia, Aspelia, Aspellia, Cerastin, Cehtim, Cehtin,      Cethina, Chetima, Collinia, Cripton, Cytherea, Macaria, Paphia,, Qibris      Adasy, Amatusa, Achamantide, Spelia<br />
Cerastin, Machara,<br />
Macharia, &#8230;</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/57.jpg" border="0" alt="" width="477" height="300" /></p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/128.jpg" border="0" alt="" width="171" height="106" /></p>
<p><strong>Bildiri :</strong><em><strong> </strong><strong>KIBRIS HRİSTİYAN TARİHİ</strong></em><em><strong><br />
</strong></em><strong>Tarih:</strong><em><strong> 14 Ekim 2004<br />
</strong></em><strong>Düzenleyen:</strong><em><strong> Kıbrıs Rehberler Birliği<br />
</strong></em><strong>Yer:</strong><em><strong> Lefkoşa, KKTC</strong></em></p>
<img src="http://www.ataatun.com/?ak_action=api_record_view&id=10100&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataatun.com/kibris-hristiyan-tarihi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs Adasının Coğrafi İsimleri</title>
		<link>http://www.ataatun.com/kibris-adasinin-cografi-isimleri/</link>
		<comments>http://www.ataatun.com/kibris-adasinin-cografi-isimleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2003 02:37:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Ata ATUN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe Bildiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Adasının]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafi]]></category>
		<category><![CDATA[İsimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataatun.com/?p=10119</guid>
		<description><![CDATA[<br/>


Güzelyurt Belediyesi
2. GÜZELYURT TARİH BULUŞMASI

Lefke          Avrupa Üniversitesi






 Medeniyetler Mozaiği Kıbrıs Adasının
M.S. 160 Yılından Günümüze
Deniz ve Kara Haritalarında
Yer Alan
Coğrafi İsimleri
Doç. Dr. Ata ATUN Yakın Doğu Üniversitesi, Lefkoşa ve (Suna ve Ata Atun,          Mağusa Tarihini Araştırma ve Yazın) SAMTAY [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><table id="AutoNumber2" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="33%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/38.jpg" border="0" alt="" width="117" height="128" />Güzelyurt Belediyesi</td>
<td width="33%" align="center" valign="top"><strong>2. GÜZELYURT TARİH BULUŞMASI</strong><br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/40.jpg" border="0" alt="" width="168" height="193" /></td>
<td width="34%" align="center"><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/39.jpg" border="0" alt="" width="115" height="114" />Lefke          Avrupa Üniversitesi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table id="AutoNumber3" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="100%"><strong> Medeniyetler Mozaiği Kıbrıs Adasının<br />
M.S. 160 Yılından Günümüze<br />
Deniz ve Kara Haritalarında<br />
Yer Alan<br />
Coğrafi İsimleri<br />
Doç. Dr. Ata ATUN Yakın Doğu Üniversitesi, Lefkoşa ve (Suna ve Ata Atun,          Mağusa Tarihini Araştırma ve Yazın) SAMTAY VAKFI, Mağusa</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span id="more-10119"></span>Kıbrıs; doğu Akdeniz’le kuzey Afrika ülkeleri arasındaki      konumu, Doğu ile Batı arasındaki uluslararası ticaretin kavşak noktasında      bulunması ve kutsal topraklara yakınlığı gibi kendi coğrafyasına özgü çok      çeşitli nedenleriyle, tarihin bilinen ilk devirlerinden itibaren Akdeniz      etrafında gelişen medeniyetlerin etkisi altında kalmış, önem kazanmış ve bu      önemiyle de güncelliğini ve sürekliliğini günümüze değin korumuştur.<br />
Hititlerden başlamak üzere; Mısırlılar, Fenikeliler, Asurlular, Persler,      Ptolemiler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Cenevizliler (Bir kısmı),      Lüzinyanlar, Venedikliler (İtalyan), Osmanlılar ve son olarak İngilizler, bu      kültürler ve medeniyetler mozaiğinde tarihsel izler bırakan en önemli ve ilk      akla gelen parçalardır.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/41.jpg" border="0" alt="" width="141" height="242" /><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/42.jpg" border="0" alt="" width="171" height="172" /></p>
<p>Ve; kültürlerin akışkan ve yapışkan olduğu söyleminden de      hareketle, Kıbrıs adası üzerinde hükümran olan her medeniyetin, bu ada      coğrafyasında var olan şehirlere, kasabalara, köylere, dağlara, tepelere,      derelere, çaylara, yarlara, uçurumlara, göletlere, göllere, burunlara,      körfezlere ve benzeri diğer coğrafik yerlere kendi kültürel mührünü vurması      kaçınılmazdı, vurdu da&#8230;<br />
Bildirim; işte bu kültürel mührün çağlar boyunca Kıbrıs adası topografyasını      nasıl etkileyip değiştirdiği, ya da, etkileyip değiştirirken nasıl yeni bir      isimle tanımladığını anlatmayı hedeflemektedir.<br />
Yüzlerce yıldan beri, birçok kez isim değişikliğine uğrayan bu yer adları,      bugüne değin yeterince araştırılıp incelenmediği ve elde edilen veriler de      kapsamlı bir kitap içerisinde topluca yayınlanmadığı için, Kıbrıs adası yer      adlarıyla ilgilenenlerin kimi çalışmalardan elde ettikleri veriler,      çoğunlukla, kayıp bilgilerden oluşmuştur.<br />
Bu bağlamda benim Bildirim, bugüne değin kapsamlı bir şekilde incelenmeyen      çok eski ve çok yeni Kıbrıs haritalarının koleksiyon karşılaştırılmaları      sonucunda hazırlandığından dolayı, inanıyorum ki hedeflediğim noktaya      varacak ve bundan sonraki araştırmacılara güvenilir bir başvuru kaynağı      olacaktır.<br />
Herodot’a göre Militus’lu Aristagoras, M.Ö. 500 yıllarında, İran’lılara      karşı İyon’lulara yardım etmesi için İsparta kralı Cleomenes’e, bakır bir      plak üzerine çizilmiş bir haritada Susa’ya giden yolu göstererek ikna      etmiştir</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/43.jpg" border="0" alt="" width="344" height="147" /></p>
<p>Militus’lu Aristagoras’ın M.Ö. 500 tarihli haritası</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/44.jpg" border="0" alt="" width="506" height="329" /></p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/45.jpg" border="0" alt="" width="200" height="141" /></p>
<p>Kıbrıs&#8217;ı, başka haritaların içerisinde değil, yalnızca      Kıbrıs olarak tek başına ele alan ilk harita, Venedikli denizci Bartolemmeo      tarafından 1480 yılında çizilen haritadır</p>
<p>Kıbrıs’ın ayrıntılı ve gerçeğe uygun olarak hazırlanmış ilk      haritaları ise, Ada&#8217;nın Türkler tarafından işgal edileceği haberlerinin      yoğunlaştığı 1570 yıllarından itibaren çizilmeye başlanır.</p>
<p>1570 yıllarından itibaren çizilmiş haritalar.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/46.jpg" border="0" alt="" width="336" height="202" /></p>
<p>Kıbrıs Adasının bilinen 24 değişik ismi</p>
<p>Aerosa, Amathusia, Salaminia, Aspelia, Aspellia, Cerastin, Cehtim, Cehtin,      Cethina, Chetima, Collinia, Cripton, Cytherea, Macaria, Paphia,, Qibris      Adasy, Amatusa,<br />
Achamantide, Spelia<br />
Cerastin, Machara,<br />
Macharia,<br />
Geçmiş tarihi boyunca adada hükümran olan 13 ayrı egemen ve bu egemenler      tarafından konuşulan 13 ayrı dil, yöre isimlerinin çok çabuk değişmesinin en      önemli etkenlerinden birini oluşturur.</p>
<p>Bilindiği gibi; Kutsal topraklara gitmek ve hacı olmak isteyen Avrupalılar,      dönemin tek ulaşım yöntemi olan deniz yolunu seçmek zorundaydılar. Venedik      limanından yola çıkan yelkenli gemiler, rüzgarın esme doğrultusunda, sırası      ile Girit, Rodos ve Kıbrıs adalarına uğrayıp<br />
kumanya, su ve tuz<br />
gereksinimlerini karşılıyor,<br />
bu ihtiyaçların giderilmesin-<br />
den sonra da yollarına,<br />
bu güzergâh üzerinden<br />
devam ediyorlardı.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/47.jpg" border="0" alt="" width="172" height="136" /></p>
<p>Uzun yıllar sürecinde seksen seyyah, Kıbrıs adası ile ilgili anılarını ve      gezi notlarını on iki ayrı dilde yayınlamışlardır. Bu yayınlar dikkatle      incelendiği zaman, Kıbrıs’ta adı geçen yer isimlerinin, isimleri kaleme alan      seyyah yazarların kültürel kimliklerine göre değişikliğe uğradığı, açıkça      görülmektedir.<br />
Franco, 1570 yılında hazırlamış olduğu Kıbrıs haritasında, Kıbrıs adasını      gerçeğe yakın şekli ve ölçüleriyle ilk kez vermiştir.<br />
Haritada 564 coğrafi isim bulunmaktadır. 279’u yerleşim birimi ismidir.</p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/48.jpg" border="0" alt="" width="170" height="134" /></p>
<p>Hıristiyan Avrupası’nın Kıbrıs’a olan yakın ilgisi, Kıbrıs’ın Türkler      tarafından fethedile-ceği haberlerinin yayılmaya başladığı günlerde olduğu      kadar, fetih ve fetih sonrasında da devam etmiştir.</p>
<p>Bu büyük ilgi ve talebe karşılık, başta Venedik ve Hollandalılar olmak üzere      birçok harita yayımcısı ilginç kompozisyonlarla zenginleştirdikleri çok      sayıda Kıbrıs haritasını, meraklıları için piyasaya sürmüşlerdi.      Haritaların, farklı yayıncılar tarafından çeşitli dillerde hazırlanarak      piyasaya sürülmeleri nedenleriyle de yer ve yöre isimleri, sürekli olarak      değişim göstermekteydi.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/49.jpg" border="0" alt="" width="340" height="176" /></p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/50.jpg" border="0" alt="" width="229" height="235" /></p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/52.jpg" border="0" alt="" width="340" height="268" /></p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/51.jpg" border="0" alt="" width="228" height="205" /></p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/53.jpg" border="0" alt="" width="225" height="224" /></p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/54.jpg" border="0" alt="" width="228" height="199" /></p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/55.jpg" border="0" alt="" width="228" height="219" /></p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/56.jpg" border="0" alt="" width="254" height="131" /></p>
<p><img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/57.jpg" border="0" alt="" width="477" height="300" /></p>
<p>Bildiri : KIBRIS TARİHİNDE YER İSİMLERİ<br />
Tarih: 13 Nisan 2003<br />
Düzenleyen : Lefke Avrupa Üniversitesi<br />
Yer: Lefke, KKTC</p>
<img src="http://www.ataatun.com/?ak_action=api_record_view&id=10119&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataatun.com/kibris-adasinin-cografi-isimleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mağusa, Kaleiçi&#8217;nde Gün Işığına Çıkamamış St. Dominik Kilisesi</title>
		<link>http://www.ataatun.com/magusa-kaleicinde-gun-isigina-cikamamis-st-dominik-kilisesi/</link>
		<comments>http://www.ataatun.com/magusa-kaleicinde-gun-isigina-cikamamis-st-dominik-kilisesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Nov 2002 02:56:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Ata ATUN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe Bildiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Çıkamamış]]></category>
		<category><![CDATA[Dominik]]></category>
		<category><![CDATA[Gün]]></category>
		<category><![CDATA[Işığına]]></category>
		<category><![CDATA[Kaleiçi'nde]]></category>
		<category><![CDATA[Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mağusa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataatun.com/?p=10135</guid>
		<description><![CDATA[<br/>1) Giriş :
Mağusa Kale içindeki antik yapıların isimleri, ne amaçla yapıldıkları ve kimler      tarafından yapıldıkları eldeki tarih kayıtlarına veya tarihimizi içeren belgelerin      içeriğine göre tespit edilebilmekte, çoğu zaman ise eldeki tarih kitaplarının      azlığı veya kayıtların yetersiz olması nedeni ile de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><p><strong>1) Giriş :</strong></p>
<p>Mağusa Kale içindeki antik yapıların isimleri, ne amaçla yapıldıkları ve kimler      tarafından yapıldıkları eldeki tarih kayıtlarına veya tarihimizi içeren belgelerin      içeriğine göre tespit edilebilmekte, çoğu zaman ise eldeki tarih kitaplarının      azlığı veya kayıtların yetersiz olması nedeni ile de bu bilgiler elde edilememekte      veya yanıltıcı bilgiler ile yanlış isimler ve tanımlar kullanılmaktadır.</p>
<p>Mağusa antik kenti olarak bilinen, yerel halk arasında “Sur içi”, İngilizce’de      “Old town” olarak tanımlanan kale içindeki, Yeni kapı çıkışından 50 m. evvel      sol tarafta, Türk Gücü spor klübü binasının 30 m. kuzey batısında yer alan,      harabe halindeki “Ayia Fotu” kilisesi veya İngilizce “Ayia Photou Underground      Church” olarak tanımlanan kilise bu tür yanlışlıkların veya iyi araştırılmadan      isimlendirmenin kurbanı olmuş ve bu nedenle de gerçek ismi ve amacı bir türlü      gün ışığına çıkamamıştır.</p>
<p>KKTC. İskan Dairesi Harita Şubesi’nin 1995 yılında çıkarmış olduğu Gazimağusa      Suriçi plânında da bu kilise ile ilgili bilgiler yer almakta ve yan yana, 2      adet ‘Ayio Photou’ Kilisesi görülmektedir. Her iki kilisenin de adlarının aynı      olamayacağına göre, gerçekte bir tanesinin ve özellikle de, bir kısmı yer altında      olan kuzeydeki kilisenin adının ‘St. Dominik Kilisesi’ ve 5 metre güneyinde      bulunan kalıntının da oraya konan tabelada yazdığı gibi “Ay Fotu” olması gerekmektedir.<br />
<span id="more-10135"></span><br />
2) Kiliselerin Kuruluş Amaçları ve Tarih Kitaplarındaki Yerleri :</p>
<p>Hıristiyan dünyasında St. Dominic (Aziz Dominik) olarak bilinen İspanyol rahip      Santo Domingo de Guzman, 1214 yılında Fransa’da, yörenin piskoposundan izin      alarak “Vaiz Verenler tarikatı”nı kurmuştur. Bu tarikat, kurucusunun, Hıristiyan      isminin “Domingo” olmasından dolayı, İngilizce’de kısaca “Dominic”, Türkçe’de      “Dominik” olarak bilinen bir Katolik tarikatıdır . Papa tarafından yoldan çıkmış      Hıristiyanları tekrar geri kazanmakla görevlendirilmiştir. Bunun yanında Dominik      tarikatının ana hedeflerinden biri de, kadınlara dini ve kültürel bilgiler vermek,      onları toplumda örnek ve faydalı işler yapacak şekilde yetiştirmekti.<br />
Robert Francis ’in The Medieval Churches of Cyprus adlı eserinde bahsedildiğine      göre Dominik misyonerlerin Kıbrıs’a ilk gelişleri 1225 yılında gerçekleşmiştir.</p>
<p>1291 yılında Akka’nın Müslümanlar tarafından fethinden sonra oradan ayrılan      büyük sayıdaki ‘Dominik Tarikatı’ mensubunun Kıbrıs’a yerleşebilmesi için Kıbrıs      Kralının izin vermesi ve bu nedenle de 1571 yılındaki fetihten evvel, Kıbrıs’ta      ve Mağusa’da önemli sayıda ‘Dominik Tarikatı’ mensubu olması nedeni ile Dominik      kilisesi saygın ve paralı bir kilise idi. Resim tekniği ile çizilmiş haritalarda,      genelde, önemli binalar ve önemli kiliseler gösterildiğinden, S. Gibellino ’nun      çizdiği 1571 tarihli haritada 5 numara ile ‘St. Dominik’ kilisesi gösterilmiş      ve adı da dipnota yazılmıştır (bakınız Resim Resim 1 ve Resim 2). Hemen bitişiğindeki      bahçeli bina ise büyük bir olasılıkla ‘Yoksul Clare ’lere ait kilise (Ay. Fotu)      ve kadın eğitim eviydi.</p>
<p>C.D. Cobham ’ın Excerpta Cypria adlı eserinin çevirisi olan Mağusa Yazıları      kitabının 24.cü sayfasında, Mağusa şehrine 27 Kasım 1394 tarihine ayak basan      Günay İtalya’nın Campania bölgesindeki Carinola kasabasının Noteri olan Nicolai      de Marthono, “mükemmel kemerli yapısı ile Aziz Dominik Kilisesi”nden bahseder.      Aynı paragraf, Keşişlerin binalarının kalıntı halinde olmasından söz ettiğine      göre, söz konusu kilisenin en az bir yüzyıl evvel yapıldığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>C. D. Cobham’ın The Churches and Saints of Cyprus adlı eserinin birinci kısmı      olan Kiliseler bölümünün 5.ci sayfasında, Mağusa’da bulunan kiliselerden bahsedilmektedir.      Mağusa’da bulunan kiliseler listesinin en altında St. Claire kilisesi yer almaktadır.      (Resim 3). Bu kilise de Fransiskan Katolik kilisesi olup, K. Baedeker tarafından      çizilen 1914 tarihli Mağusa haritasında yer almış St. Clara kilisesidir. St.      Clara kilisesi ise St. Dominik Kilisesinin olduğu yerin yanındaki kilisedir.<br />
Eldeki tüm bulgular ve veriler, Mağusa’da 1300’lü yıllardan beri St. Dominik      tarikatına ait bir katolik kilisesi bulunduğu dur.</p>
<p>3) St. Clara’nın (Azize Clara) Kimliği :</p>
<p>12’nci yüzyıl sonunda ve 13’ncü yüzyıl başında yaşayan Azize Clara, Aziz Francis      (St. Francis) tarafından, görev yaptığı kiliseye kabul edildi ve orada kendini      Allah’a adayarak rahibe görevine başladı. Kısa bir müddet sonra kız kardeşi      Azize Agnes ve diğer bayan arkadaşları da ona katıldı. Aziz Fransis’in takipçisi      olan Azize Clara, adı “Yoksul Clare’lar” olan Katolik rahibe tarikatının da      kurucusudur. Amacı kadınları eğitmek ve topluma örnek olarak yetiştirmektir.</p>
<p>4) St. Photina, Ayios Photou’nun (Azize Fotu) Kimliği ve Tarihte Ay. Fotu Kilisesi      :</p>
<p>1’nci yüzyılda yaşamış olan Azize Fotu, Katolik Azizler listesinde gözükmesine      rağmen, Yunan din tarihine göre Hıristiyanlığı seçmiş olan bir Samaritan ’dı      ve St. John İncil ’inin dördüncü bölümünde bahsedilen, Hz. İsa’nın kuyu başında      konuştuğu ve elinden su içtiği kadındır. Hıristiyanlığı yaymak suçundan dolayı      kimine göre Kartaca’da kimine göre de Roma’da idam edilmiştir.</p>
<p>Eldeki tarihi kayıtlara, haritalara, resimlere ve anılara bakarsak hiçbirinde,      1928 yılına kadar Ayios Fotu (St. Photina) kilisesinin öne çıkarıldığına veya      önemli bir kilise konumunda olduğuna rastlanmamıştır. S. Gibellino’nun detaylı      ve dipnotlu Mağusa resminde, Mağusa’daki hangi sokakta hangi kilisenin olduğu      belirtilmesine rağmen maalesef Ay. Fotu kilisesi bu resimde ve dipnotlarında      yer almamış veya yer alamayacak kadar önemsenmemiştir.</p>
<p>Rupert Gunnis ’in Historic Cyprus adlı eserinin 91’nci sayfasında verilen Mağusa      şehrindeki bulunan kiliselerin haritasında da Ayios Photou kilisesinden söz      edilmemektedir. Aslında bu isim altında bir kilise 1928 yılına kadar Mağusa’da      hiç kayıtlara geçmemiş ve önemsenmemiştir.</p>
<p>Kilisenin Resimlerdeki ve Haritalardaki Konumu</p>
<p>5) S. Gibellino Tarafından Çizilen 1571 Tarihli Resimdeki Konumu :</p>
<p>Ortaçağın en zengin ve görkemli kenti olan Mağusa’nın 1571’de Osmanlılar tarafından      fethinden evvel, kentte iki Piskoposluk ve yedi ayrı Hıristiyan mezhebine ait      kilise bulunmaktaydı. Bunlardan bir tanesi ve o günlerde 5ci derecede önemli      olanı, şimdiki Türk Gücü spor kulübü binasının 30 m. kuzey batısında yer alan,      bir Katolik kuruluşu olan St. Dominik tarikatının Katolik kilisesiydi. Kilisenin      konumu Stephan Gibellino’ya ait 1571 tarihli Mağusa kuşatmasını gösteren bir      el çizimi resimde açık ve net olarak belirtilmiştir. Kilise, çan kulesi ve etrafı      duvarlarla kesilmiş arka bahçesi ile, Karpaz Tabya (Torrion del Diamante) ile      Köpük Kulesi (Torrion del Mozzo) arasında, orta yere doğru “Beş parmak Mazgalı      ” olarak adlandırılmış surların köşe yaparak kesiştikleri yerin güneyinde görülmektedir      ve 5 numaralı dipnot ile “St. Dominico” (Frenklerin Kilisesi) olarak tanımlanmıştır.      Doğusunda ise 13 numaralı dipnot ile işaretlenmiş (loro di trar al palio) Atlı      müsabakalar yeri, (bir dönem cirit meydanı olarak anılmıştır) görülmektedir.      (Resim 1-2)</p>
<p>6) Karl Baedeker Tarafından Çizilen 1914 Tarihli Haritadaki Konumu :</p>
<p>Karl Baedeker tarafından çizilen ve 1914 yılında Leipzig’de basılan Mağusa şehri      haritasında söz konusu kilise S. Clara (Fransiskan Katolik Kilisesi) adı ile      Karpaz Tabya (Torrion del Diamante) ile Köpük Kulesi (Torrion del Mozzo) arasında,      orta yere doğru “Beş parmak Mazgalı ” olarak adlandırılmış surların köşe yaparak      kesiştikleri yerden 90 m. güneyde görülmektedir. Karpaz tabya ile Beş Parmak      Mazgalını birleştiren doğru’ya Halkalı Mazgaldan bir paralel çizilirse, bu çizginin      140 m. ilerde, söz konusu kilisenin üzerinden geçtiği görülür. (Resim 4)</p>
<p>7) İngiliz Sömürge Yönetimi, Kıbrıs Hükümeti, Arazi ve Sörvey Dairesi Tarafından      Çizilen 1928 ve 1930 Tarihli Tapu Yer Planlarındaki Konumu :</p>
<p>1928-1930 yılları arasında çizimleri bitirilen ve halkın kullanımına sunulan      Kıbrıs adası tapu yer planlarının Varaka/Harita : 33/4.5.1&amp;2, Blok : A, Kasaba      : Mağusa’da 47 numaralı arazi içinde gösterilen söz konusu kilise, Ayia Photou      Church (In Ruins) A.M. not ile belirtilmiştir. Planda, kilise bu günkü KIBATEK      binasının 110 m. kuzeyinde görülmektedir. (Resim 6)</p>
<p>8) KKTC İskan Dairesi Harita Şubesince Çizilen 1995 Tarihli Haritadaki Konumu      :</p>
<p>KKTC İskan Dairesi Harita şubesince, 1995 yılında çizilen haritada ise söz konusu      kilise Ay. Photou adı altında, Türk Gücü Spor Kulübü binasının 30 m. kuzey batısında      görülmektedir. (Resim 5)</p>
<p>9) Guiseppe Rosaccio Tarafından Çizilen 1597 Tarihli Resimdeki Konumu :</p>
<p>Guiseppo Rosaccio tarafından, Mağusa kuşatmasında çizilen ve 1597 Venedik’te      basılan, 1571 Mağusa kuşatması ana temalı resimde, Othello kalesi ile Karpaz      tabya arasında bulunan alanda görülen dört adet askerin hemen altında Çan kulesi      ile birlikte bir kilise görülmektedir. Gibellino’nun resminde olduğu gibi bu      resimde dip not olmamasına rağmen, 16.cı yüzyıl resimlerinde sadece önemli kiliselerin      çizilmesi geleneği uyarınca orada gösterilen kilisenin aynı yıllarda Gibellino’nun      çizdiği Mağusa kuşatması resminde gösterdiği ve St. Dominic kilisesi olarak      tanımladığı kilise ile ayni kilisedir. Yer aynıdır, konum aynıdır ve her iki      çizimdeki kilise binası ile çan kulesi aynı modeldedir. (Resim 7)</p>
<p>10) Basil Stewart ’ın<br />
Mağusa’daki Antik Yapıların İsimlerinin Tespiti ile İlgili Bulguları :</p>
<p>Basil Stewart, Londra 1908 basımlı “My Experience of Cyprus” adlı kitabının      72’nci sayfasında, C. Enlart ’ın, 1899 yılında Paris’te yayınladığı “L’art Gothique      et la Renaissance en Chypre” adlı eserinde, Mağusa kale içindeki bazı kiliselerin      adını Stephan Gibellino’ya ait 1571 tarihli haritadan tespit ettiğini belirtmekte      ve örnek olarak da, haritada 4 numara ile işaretlenmiş “St. George of the Latins”      kilisesini, Mağusa’da yaşayan Hıristiyanların söz konusu kilisesinin adının      “St. Catherina Kilisesi” olduğu iddialarına karşın, Gibellino’nun haritasını      kaynak göstererek, kitabında “Church of St. George of the Latins” olarak gösterdiğini      belirtmektedir.</p>
<p>11) Kilisenin Kesin Tespiti :</p>
<p>K. Baedeker tarafından çizilen 1914 tarihli harita, İngiliz Sömürge Yönetimi,      Kıbrıs Hükümeti, Arazi ve Sörvey Dairesi tarafından çizilen 1928-1930 tarihli      harita ve KKTC İskan Dairesi Harita şubesince çizilen 1995 tarihli haritalar      üst üste konursa, görülecektir ki, St. Clara kilisesi (Fransizkan Katolik Kilisesi)      ile Ayia Photu kilisesi aynı yerdedirler, aynı konumdadırlar ve üstü üste çakışmaktadırlar.</p>
<p>S. Gibellino tarafından çizilen 1571 tarihli resimde 5 numara ile işaretlenen      ve dipnot da St. Dominic kilisesi olarak belirtilen kilise ile Guiseppe Rosaccio      tarafından çizilen 1597 tarihli resimde, Othello kalesi ile Karpaz tabya arasında      yer aldığı gösterilen kiliseler de aynı kiliselerdir. Yerleri ve konumlar aynıdır.      O dönemki geleneklere ve resim çizme anlayışına göre, önemli olan her kilise      mutlaka çizilmekteydi.<br />
S. Gibellino tarafından çizilmiş olan resim, iyice incelenirse, söz konusu St.      Dominic Kilisesinin, referans noktası olarak, yakınlarda bulunan Karpaz Tabya’sına      (Torrion del Diamante), Köpük Kulesi’ne (Torrion del Mozzo), aralarında orta      yerlerde bulunan Beş parmak Mazgalı’na, Halkalı Mazgal’a (Signoria) ve Othello      Kalesi’ne olan mesafesi, perspektif kuralları göz önüne alınıp ölçülürse, görülecektirki,      konumu haritalarda gösterilen St. Clara kilisesi veya Ayia Photu kilisesi ile      çakışmamakta ve hemen yanlarına rast gelmektedir.<br />
Sonuç olarak görmekteyiz ki, yukarda sözü edilen iki adet resim ve üç adet haritada      belirtilen kiliseler aslında ayrı ayrı kiliseler olup konumları yan yanadır.</p>
<p>12) Sonuç :</p>
<p>1571-1878 Osmanlı döneminde kale içinde hiç bir Hristiyan ikamet etmemiş ve      bu kiliselere kimse dokunmamıştır. Osmanlı İdaresinin özel izinleri ile 17.ci      yüzyıldan sonra bir kısım Hristiyan kuruluşlar Kıbrıs’a gelerek kiliselerini      tamir etmişlerdir. 1878’de adanın İngilizlere kiralanmasından sonra adaya gelen      İngiliz bürokratları adanın tarihi ve kültürü ile ilgili araştırmalar ve çalışmalar      yapmışlar bulgularını da yayınlamışlardır. Bunlardan biri olan Excerpta Cypria’nın      yazarı Claude Deleval Cobham, Kıbrıs’ın Kiliseleri ve Azizleri hakkında bir      çalışma yapmış ve “The Churches and Saints of Cyprus” adlı kitabını 1910 yılında      yayınlamıştır. Bu kitabın 5ci sayfasında Mağusa’daki Kiliseler bölümünde verilen      listede, St. Fransis tarikatına ait Katolik kilisesinin adı Sr. Claire olarak      belirtilmiştir. 1914 yılında ise Mağusa sur içi’nin detaylı bir haritasını hazırlayan      Karl Baedeker, Leipzig’de yayınladığı haritada ayni kiliseyi St. Clara adı ile      tanımlamıştır. Kıbrıs’ta Yüzbaşı Kitcehener’in çalışmaları sonucu tamamlanan      topoğrafik haritalamanın devamı olarak 1928 de başlayan taşınmaz malların yer      planlarının çıkarılması hazırlıklarında, Rumların çoğunlukta bulunduğu Tapu      dairesinde, bu kilise İngilizce yazılımı ile “St. Photina”, yerel yazılımı ile      “Ayios Photou” olarak kayıtlara geçirilmiştir.</p>
<p>Kilisenin inşa edildiği dönemde, Ortodoks’lar Katolik’lerden nefret etmekteydi      ve tüm dini hakları katolikler tarafından ellerinden alındığı için, Ortodokslar      Müslüman idaresine girmeği dahi arzulamaktaydılar.<br />
Söz konusu kiliselerden, Yeni kapı girişi karşısındaki Atatürk heykelinin hemen      arkasındaki tarihi esere Dominik Kilisesi adı verilmeli ve gerçek kimliği kendisine      kazandırılmalıdır.<br />
Aynı şekilde, Türk Gücü Spor Klübünün arka yan tarafında yer alan kiliseye de      Ayios Photou veya St. Clara adı verilmeli ve gerçek kimliği kendisine kazandırılmalıdır.</p>
<p>Tarih, bu gerçeği artık bildiğimiz halde düzeltmememiz durumunda, bizi asla      affetmeyecektir.</p>
<p>YARARLANILAN KAYNAKLAR :</p>
<p>Kitap :<br />
1) Cobham, C. D. : 1910. The Churches and Saints of Cyprus. London, England<br />
2) Cobham, C. D. : 1908. Excerpta Cypria, Materials for a history of Cyprus.      Cambridge,<br />
England</p>
<p>3) Atun, A : Mağusa Yazıları. Samtay Vakfı Yayınları : 5, 2002, Mağusa, KKTC<br />
4) Ana Yayıncılık A.Ş. ve Encyclopaedia Britannica Inc.: 1994. Ana Britannica      Genel Kültür<br />
Ansiklopedisi. İstanbul, Türkiye</p>
<p>5) Steward, B. : 1908. My experience of Cyprus. London, England<br />
6) Enlart, C. : 1899. L’art Gothique et la Renaissance en Chypre. Paris, France<br />
7) Francis R. :1949. The Medieval Churches of Cyprus. London, England<br />
8) Gunnis, R. : 1936, 1956, 1973. Historic Cyprus. Nicosia, Cyprus</p>
<p>Compact Disk (CD) – Internet :<br />
1) Encyloapedia Britannica 2001<br />
2) Webster’s World Encycloapedia 2002<br />
3) http://saints.catholic.org : Catholic Saints</p>
<p>Harita :<br />
1) Gibellino, S. : 1571, Citta di Famagosta . Bressa, Italy<br />
2) Baedeker, K : 1914. Plan of Old Town of Famagusta (146 x 179 mm). Leipzig,      Germany.<br />
3) Cyprus Government : 1928 &amp; 1930 . Department of Lands &amp; Surveys. Nicosia,      Cyprus.<br />
4) Harita Şubesi : 1995. Gazimağusa Suriçi. KKTC İskan Dairesi Harita şubesi,      Lefkoşa,<br />
KKTC.<br />
5) Rosaccio, G. : 1597. (The plan of) Famagosta (100 x 178 mm). S. Scolari &amp;      M. Sadeler,<br />
Venice, Italy</p>
<p>Resim Listesi :<br />
1) Stephano Gibellino, Citta di Famagosta, Bressa, 1571 El çizimi, Mağusa kuşatmasını      gösteren, alt tarafında resimde numaralanmış binaların ve yerlerinin açıklaması      bulunan resim. Kayıt ismi: R1-Gibellino.jpg<br />
2) Resim 1’de St. Dominik kilisesinin bulunduğu yerin büyültülmüş resmi. Kayıt      ismi : R2-<br />
Dominik kilisesi.jpg<br />
3) Claude Deleval Cobham’ın 1910 tarihinde bastırdığı “The Churches and saints      of<br />
Cyprus”adlı kitabının 5ci sayfasındaki, Mağusa (Famagusta) bölümünde belirtilen      kiliselerin listesi. Kayıt ismi : R3-CDCobham.jpg<br />
4) Karl Baedeker tarafından çizilen ve 1914 yılında Leipzig’de basılan Mağusa      haritası. Kayıt ismi : R4-K-Baedeker.jpg<br />
5) Gazimağusa Suriçi. KKTC İskan Dairesi Harita şubesi, 1995, Kayıt ismi : R5-iskanbak.jpg<br />
6) Ay. Photou kilisesi yer planı. Surveyed by Dept. of Lands &amp; surveys. 1928-1930,      Kayıt<br />
ismi : R6-AyFotu.jpg<br />
7) Guiseppo Rosaccio tarafından 1597’de çizilen Mağusa şehri resmi. Kayıt ismi      : R7-<br />
Rosaccio.jpg</p>
<p>Resim 1 : Stephano Gibellino, Citta di Famagosta, Bressa 1571’de çizilen resim.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/1.jpg" border="0" alt="" width="429" height="355" /></p>
<p>Resim 2 : Resim 1’de St. Dominik Kilisesinin bulunduğu yerin büyültülmüş resmi.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/2.jpg" border="0" alt="" width="526" height="374" /><br />
Resim 3 : C.D. Cobham’In “The Churches and Saints of Cyprus” adlı kitabının      5’nci sayfasındaki Mağusa kiliselerini gösteren bölüm.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/129.jpg" border="0" alt="" width="358" height="349" /><br />
Resim 4 : Karl Baedeker tarafından çizilen ve 1914 yılında Leipzig’de basılan      Mağusa haritası.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/3.jpg" border="0" alt="" width="502" height="426" /><br />
Resim 5 : Gazimağusa Suriçi. KKTC İskan Dairesi Haria Şubesi, 1995 yılında çizilen      harita.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/4.jpg" border="0" alt="" width="332" height="370" /><br />
Resim 6 : 1928-1930 yıllarında çıkarılan Ay. Photou kilisesi yer planı.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/5.jpg" border="0" alt="" width="344" height="269" /><br />
Resim 7 : Guiseppo Rosaccio tarafından 1597’de çizilen Mağusa şehri resmi.<br />
<img src="http://www.ataatun.com/bildiri/fotolar/6.jpg" border="0" alt="" width="514" height="297" /></p>
<p><em><strong>DOMINIC KİLİSESİ<br />
Tarihi: 21 KASIM 2002<br />
Yeri : DOĞU AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ, MAGOSA, KKTC</strong></em></p>
<img src="http://www.ataatun.com/?ak_action=api_record_view&id=10135&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataatun.com/magusa-kaleicinde-gun-isigina-cikamamis-st-dominik-kilisesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gazimağusa Limanı&#8217;nın Önemini Kaybetme Nedenleri ve Kente Olumlu Olumsuz Etkileri</title>
		<link>http://www.ataatun.com/gazimagusa-limaninin-onemini-kaybetme-nedenleri-ve-kente-olumlu-olumsuz-etkileri/</link>
		<comments>http://www.ataatun.com/gazimagusa-limaninin-onemini-kaybetme-nedenleri-ve-kente-olumlu-olumsuz-etkileri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Oct 1999 02:50:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Ata ATUN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe Bildiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Gazimağusa]]></category>
		<category><![CDATA[Kaybetme]]></category>
		<category><![CDATA[Kente]]></category>
		<category><![CDATA[Limanı'nın]]></category>
		<category><![CDATA[Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Olumlu]]></category>
		<category><![CDATA[Olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[Önemini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ataatun.com/?p=10128</guid>
		<description><![CDATA[<br/>Doç. Dr. Ata ATUN
Yakın Doğu Üniversitesi
Lefkoşa
 ÖZET
KKTC&#8217;nin dış dünyaya açılan penceresi görevindeki Gazimağusa limanı, Gazimağusa      kenti ile iç içe bulunmaktadır.
Yıllardır kentin ekonomisini sırtlamış olan Liman yavaş yavaş önemini kaybetmekte      ve buna bağlı olarak da, yıllardır geçimini limandan sağlayan kişi ve sektörler     [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><p><strong><em>Doç. Dr. Ata ATUN<br />
Yakın Doğu Üniversitesi<br />
Lefkoşa</em></strong></p>
<p><strong> ÖZET</strong><br />
KKTC&#8217;nin dış dünyaya açılan penceresi görevindeki Gazimağusa limanı, Gazimağusa      kenti ile iç içe bulunmaktadır.<br />
Yıllardır kentin ekonomisini sırtlamış olan Liman yavaş yavaş önemini kaybetmekte      ve buna bağlı olarak da, yıllardır geçimini limandan sağlayan kişi ve sektörler      sayısında azalma hissedilmektedir.<br />
Bu olumsuz gelişmeye etken olan nedenler tek tek irdelenerek, olumsuzluklar      nerede durdurulabilir ve kent ekonomisindeki limanın payı nasıl arttırılabilir      düşüncesi ile böyle bir çalışma yapılmıştır.</p>
<p><span id="more-10128"></span>Gazimağusa limanı 199x yılları verileri<br />
(Limanlar Dairesi Md. 1998 yılı Faaliyet Raporu, 1999, Sayfa 41)</p>
<table style="height: 193px;" border="1" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td></td>
<td>Yolcu</td>
<td>Araç</td>
<td>Yük, ton</td>
<td>
<p style="text-align: center;">TEU</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>1990</td>
<td>225,354</td>
<td>12,317</td>
<td>553,819</td>
<td>8,671</td>
</tr>
<tr>
<td>1991</td>
<td>87,725</td>
<td>7,412</td>
<td>545,515</td>
<td>5,057</td>
</tr>
<tr>
<td>1992</td>
<td>57,213</td>
<td>6,353</td>
<td>561,546</td>
<td>5,431</td>
</tr>
<tr>
<td>1993</td>
<td>54,881</td>
<td>6,145</td>
<td>514,302</td>
<td>7,273</td>
</tr>
<tr>
<td>1994</td>
<td>67,976</td>
<td>5,917</td>
<td>568,257</td>
<td>6,671</td>
</tr>
<tr>
<td>1995</td>
<td>56,283</td>
<td>7,002</td>
<td>571,924</td>
<td>11,055</td>
</tr>
<tr>
<td>1996</td>
<td>53,025</td>
<td>7,216</td>
<td>533,638</td>
<td>11,918</td>
</tr>
<tr>
<td>1997</td>
<td>56,804</td>
<td>10,345</td>
<td>586,836</td>
<td>13,550</td>
</tr>
<tr>
<td>1998</td>
<td>52,747</td>
<td>9,706</td>
<td>634,338</td>
<td>12,57</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Girne limanı 199x yılları verileri<br />
(Limanlar Dairesi Md. 1998 yılı Faaliyet Raporu, 1999, Sayfa 69)</p>
<p>. Yolcu Araç Yük, ton TEU<br />
1990 119,278 2,336 1,534 0<br />
1991 189,933 5,817 626 0<br />
1992 194,454 7,144 6,633 0<br />
1993 268,072 8,311 3,296 0<br />
1994 323,585 10,970 40,519 0<br />
1995 331,410 14,000 38,597 0<br />
1996 333,098 19,781 279,194 0<br />
1997 367,943 27,750 48,659 0<br />
1998 325,736 30,889 97,433 0</p>
<p>Grafiklerden de görülebileceği gibi, 1991-1992 yılından itibaren Yolcu ve Araç      trafiği Gazimağusa limanından Girne limanına doğru her yıl artma eğilimi gösteren      miktarda kaymağa başlamıştır.<br />
Yıllardır KKTC&#8217;nin ithalat ve ihracat kapısı olan Gazimağusa Limanının önemini      kaybetme nedenleri Coğrafik, Ekonomik, Bürokratik ve K.T. Liman İşçiler Şirketi      ücret tarifesidir.<br />
<em><strong> COĞRAFİK NEDENLER :</strong></em><br />
Coğrafik nedenler genelde yolcu trafiğini Gazimağusa limanı aleyhine %700 oranında      etkilemektedir. Taşucu &#8211; Girne uzaklığının, Gazimağusa &#8211; Mersin uzaklığına kıyasla      1 /3 oranında olması, hızlı deniz otobüslerinin Girne &#8211; Taşucu güzergahını seçmeleri      için tercih nedeni olmaktadır. Gazimağusa&#8217;dan kalkan bir yolcu gemisinin, Mersin&#8217;e      12 saatte gitmesine karşılık, Girne&#8217;den kalkan bir Deniz Otobüsü veya Deniz      Jeti, Taşucu&#8217;na 1.5 saatte gitmektedir.<br />
<em><strong> EKONOMİK NEDENLER :</strong></em><br />
1982 yılında Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin Korumacı Ekonomi kurallarını bırakıp Liberal      Ekonomi kurallarını benimsemesi ve ithalatı serbest bırakması, KKTC&#8217;ye ithal      edilen Türkiye&#8217;ye yönelik mal akışını azaltmaya başlamıştır. 1984 yılındaki      351,587 tonluk (348,587 ton Gazimağusa Limanı ve 3000.2 Girne Limanı) ithalat      hacmine, KKTC&#8217;deki 1 1 yıllık nüfus artışına rağmen ancak 1995 yılında ulaşılabilmiştir.      (Limanlar Dairesi Md. 1998 Yılı Faaliyet Raporu, 1999, Sayfa 41 ve 69)<br />
Dünyadaki ekonomik sıkıntının 1994 yılında başlamış olması ve giderek artması,      KKTC&#8217;deki ekonomik kuruluşları etkilemiş ve bu kuruluşların 1984 yılındaki 277,838      tonluk (277,838 ton Gazimağusa Limanı ve 0 ton Girne Limanı) ihracat rakamlarına      bir kere 1996 yılında ulaşılabilmiştir. 11 yıllık nüfus artışına rağmen 1998      yılı ihracat miktarı 180,709 tondur. (Limanlar Dairesi Md. 1998 Yılı Faaliyet      Raporu, 1999, Sayfa 41 ve 69)<br />
<em><strong> BÜROKRATİK NEDENLER:</strong></em><br />
Yaz mesaisi Limanlarımızın verimini olumsuz etkilemektedir.<br />
Memurların öğleden sonra saat 14:00&#8242;de mesaisinin bitmesine karşılık Liman İşçilerinin      17:00&#8242;ye kadar çalışmaları, uyumsuzluk yaratmakta ve mesai bitiminden sonra      çalışmak zorunluluğunda kalan memurlara Fazla Mesai ücreti ödenmesi mali külfeti      oluşmaktadır. 1998 yılındaki fazla mesai ücreti, Gazimağusa Limanı 32,291,152,384      TL, Girne Limanı 4,215,829,043 Tl, toplam 36,506,981,427 TL &#8216;a ulaşmış (Limanlar      Dairesi Md. 1998 Yılı Faaliyet Raporu, 1999, Sayfa 24) ve bu anomaliden dolayı,      fazla mesai ücreti, gereksiz yere tüm KKTC vatandaşları tarafından ödenmiştir.<br />
Gazimağusa limanındaki Gümrük memurlarının, fazla mesai almak için Gazimağusa      limanına gelen TIR&#8217;ların işlemlerini öğleden sonraya bırakmaları ve işlemler      bittikten sonra içindeki malzemenin boşaltılacağı yere kadar refakatçi Gümrük      memuru almaya mecbur etmeleri, buna karşın Girne limanındaki Gümrük memurlarının,      TIR şoförünün beyanını esas kabul ederek işlemleri mesai saatleri içinde bitirmeleri,      Gazimağusa limanındaki TIR trafiğinin Girne limanına kaymasına neden olmuştur.<br />
Liman Harçlarının, Kılavuzluk ücretlerinin, Fener ücretlerinin ve Liman hizmetleri      fazla mesailerinin çevre limanlara göre çok yüksek olması, limanda verilen yükleme      ve boşaltma hizmetlerinin verimsiz olması, komşu limanların haftada 7 gün ve      günde 3 vardiya, 24 saat çalışırken, limanlarımızın sadece mesai saatlerinde      normal tarife ile çalışmaları (Yazın haftada 35 saat, kışın haftada 40 saat)      , limanlarımızı son derece olumsuz etkilemiş ve yabancı gemi ve iş adamlarının      gelmek istemedikleri liman konumuna sokmuştur. Tüm bu yerel kökenli olumsuz      etkenlere ilaveten K. Rum Yönetimin uyguladığı ekonomik ambargo ile de limanlarımız      kuş uçmaz kervan geçmez ve gidilmek istenmeyen liman durumuna gelmiştir.<br />
<em><strong> K.T. LİMAN İŞÇİLER ŞİRKETİ ÜCRET TARİFESİ:</strong></em><br />
1976 Kıbrıs Türk liman isçileri yasası (KKTC Meclisi, 1976, Sayfa 472) Kıbrıs      Türk Liman işçiler Şirketine, limanlarımıza gelen gemilere verilecek yükleme      ve boşaltma ücretlerinde tekel hakkını tanımıştır. Teknolojinin gelişmesi, yük      taşıma yöntemlerinin değişmesi ve günün koşullarına göre Konteyner ile gelen      yüklerin yüklenmesinin ve boşaltılmasının, genel yüklerin yüklenmesinin ve boşaltılmasına      kıyasla daha ucuza mal olması, ithal edilen ve ihraç edilen yük yapısının Genel      yükten, Konteyner yüküne dönüşmesine neden olmuştur.<br />
Yüklerin Konteyner içinde ve TIR üstünde taşınmasının daha ucuza mal olması      ve Girne Limanının açılması ile deniz taşımacılığı için harcanan zamanın kısalması,      Gazimağusa limanındaki Araç, Yolcu ve yük trafiğinin Girne Limanına kaymasına      neden olmuştur.<br />
<em><strong> LİMANIN İSTİHDAM KAPASİTESİ VE GAZİMAĞUSA ŞEHRİNE ETKİSİ:</strong></em><br />
Gazimağusa Limanı, memurlara, liman işçilerine, Acentelere, Komisyonculara,      Kamyon şoförlerine, Denizcilere, vinç operatörlerine, Tersaneye ve taksicilere,      toplam 1 250 kişiye, direkt olarak iş olanakları yaratan ve istihdam sağlayan      bir iş yeridir. Bu direkt istihdam ortalama 5000 kişinin geçimini sağlamaktadır.<br />
Gazimağusa Limanı İndirekt olarak da şehirdeki tüm hizmet yerlerinde ve işyerlerinde      ikincil istihdam yaratmaktadır.<br />
1982&#8242;de Türkiye&#8217;nin Liberal Ekonomiye geçişi ile Gazimağusa Limanının araç,      yolcu ve yük trafiğinde başlayan gerileme, 1987 yılında Girne Limanın faaliyete      geçmesi ile özellikle araç ve yolcu trafiğinde hızlanmış ve 1992 yılında Girne      Limanının yük trafiğine açılması ile de Gazimağusa limanı tüm avantajını kaybetmiştir.      1994 yılındaki dünyadaki ekonomik sıkıntı ise bu gerilemeyi daha da hızlandırmıştır.<br />
Bu gerileme Gazimağusa kentini büyük boyutlarda etkilemiştir.<br />
• 320 ortak ve 80&#8242;e yakın dıştan alınan işçi ile 400 personel ile çalışan Kıbrıs      Türk liman İşçileri Şirketi Ltd.&#8217; in ortak sayısı 120&#8242;ye düşmüş, dıştan yapılan      istihdamlar durmuştur. 1992 yılında $800 olan kişi başı geliri 1997 yılında      $566&#8242;ya düşmüştür. (Atun, 1998, Syf.4)<br />
• 1994 yılında 25 olan tersanedeki daimi personel sayısı (Limanlar Dairesi Md.      1994 Yılı Faaliyet Raporu, 1995, Sayfa 19), gemi sayısındaki artışa rağmen,      1999 yılında ortalama 22-25 düzeyinde kalmıştır.<br />
• 1992 yılında Gazimağusa Kaleiçindeki kapalı işyeri yokken bu sayı 1999 yılında      200&#8242;e ulaşmıştır. (Atun, 1999, syf.2)<br />
• 1990 yılında Gazimağusa kentinde daimi ikamet eden kişi sayısı 3000 iken (Yüksek      Seçim Kurulu, 1990, Gazimağusa-Syf. 454) 1999 yılında 1000&#8242;e düşmüştür.. (Atun,      1999, syf.3)<br />
• 1992 yılında Gazimağusa limanında çalışan vinç sayısı 23, operatör sayısı      25 iken 1 999 yılında faal vinç sayısı 12&#8242;ye operatör sayısı ise 14&#8242;de düşmüştür.<br />
• Gazimağusa Limanında faaliyet gösteren Gümrük Komisyoncuları sayısı 1992 yılına      kıyasla %20 azalmıştır.<br />
• 1992 yılında Gazimağusa Limanında devamlı ve düzenli hizmet veren yaklaşık      50 adet taksi sayısı 1999 yılında 2&#8242;ye düşmüştür.<br />
<em><strong> GAZİMAĞUSA LİMANINDAKİ GERİLEMEYİ DURDURABİLMEK İÇİN ALINACAK ÖNLEMLER</strong></em><br />
• Liman Harçları, Kılavuzluk, Fener ve Rıhtım harçları gibi çevre limanlara      kıyasla yüksek olan ücretlerin,<br />
Gazimağusa limanının, uluslararası ambargoya rağmen tercih edilecek kadar düşük      düzeye<br />
indirilmesi.<br />
Gazimağusa Limanına Vardiya sisteminin getirilmesi<br />
Fazla mesailerin kaldırılarak, Gazimağusa limanının haftada 7 gün günde 24 saat      açık tutularak, yerli ve yabancı gemi trafiğinin ve yük trafiğinin arttırılması.<br />
TIR trafiğini artırmak için, Gümrük memurlarının, TIR şoförünün beyanını asıl      olarak kabul edip, yoklamaların seçme usulü ile Liman dışında yapılması<br />
Serbest Liman ücretlerinin düşürülerek yerli ve yabancı gemi trafiğinin arttırılarak,      3cü ülke iş adamlarının transit ticarette KKTC Serbest Limanının kullanmaya      özendirmek Gazimağusa Limanındaki yükleme ve boşaltma işlerindeki tekelin kaldırılarak,      rekabete dayalı tarife ile haftada 7 gün günde 24 saat yükleme ve boşaltma hizmetinin      verilmesi Komşu ülkeler oranla yüksek olan Gümrük tarifesi, fon ve diğer harçların      azaltılarak, 3cü ülke insanlarının KKTC &#8216;den alış veriş yapmağa özendirilmesi<br />
<em><strong> GAZİMAĞUSA LİMANININ, KENT EKONOMİSİNE ETKİSİ</strong></em><br />
Gazimağusa Limanındaki gerilemeyi durdurabilmek için alınacak önlemlerin uygulanması,      2 yıl veya 3 yıl gibi bir zaman dilimi içinde olumlu etkisini gösterecektir.<br />
Gemi ve yük trafiğinin artması, limanda istihdam edilen ve çalışan kişi sayısında      artışa neden olacaktır. Bu artıştan direk etkilenen kişilerin ihtiyacı olan      hizmetleri verecek kuruluşlar ve bu kuruluşların personelleri, Limandan dolaylı      olarak etkilenen kişilerin sayısının artmasına yol açacaktır.<br />
Gazimağusa kentinin özü olan Kaleiçinde kapalı olan dükkanlar ve terkedilmiş      evler tekrar yaşam bulacak, Kale için nüfusunda artış başlayacaktır. Bu kişilere      verilecek Beledi hizmetlerin artması, Belediyemizin gelirinin artmasına neden      olacaktır.<br />
Liman trafiğinin artması ile piyasada sirküle eden para miktarı artacak ve Gazimağusa      kentinde kişi başına düşen gelir yükselecektir. Bu yükselme, yeni iş sahalarının      oluşmasına, yeni işyerlerinin açılmasına ve istihdam edilen kişi sayısının artmasına      neden olacaktır.<br />
<em><strong> SONUÇ</strong></em><br />
Gazimağusa kentinin yaşamına doğrudan etkisi olan Gazimağusa Limanının, son      10 yılda gösterdiği gerilemenin, Gazimağusa şehrinin yaşamında da gerilemeye      neden olduğu göz önüne alınmalıdır.<br />
Gazimağusa kentinin gelişmesi için Gazimağusa Limanının, ileriye dönük radikal      kararlar alınarak ve gerekli yatırımlar yapılarak, her yönü ile verimli bir      şekilde kullanılmaya başlanması gerekmektedir.</p>
<p><em><strong><br />
Tarihi: 25 Ekim 1999 , Sayfa 147<br />
Yeri : Doğu Akdeniz Üniversitesi, Gazimağusa, KKTC</strong></em></p>
<img src="http://www.ataatun.com/?ak_action=api_record_view&id=10128&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ataatun.com/gazimagusa-limaninin-onemini-kaybetme-nedenleri-ve-kente-olumlu-olumsuz-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
