• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Eylül 2010
    • Ağustos 2010
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007

KIBRIS’TA YENİ BİR SÜREÇ BAŞLAYABİLECEK Mİ?

Yorumlara atla
Köşe Yazılarım

2007 yılının yaz aylarında başlayan ve gün geçtikçe hızlanan ve kızışan Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanlığı seçimleri nihayet bitti.

Bu günden itibaren hem Rum tarafında hem de Türk tarafında yeni planlar yapılmaya ve yeni stratejiler belirlenmeye başlandı.

Rum, Türk veya Kıbrıs sorunu ile ilgilenen birçok kişinin aklında Güney Kıbrıs’ta Pazar günü seçilen yeni Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs sorununun çözümü yolunda yeni kapılar açabileceği, yeni stratejiler belirleyebileceği hâkim.

Gerçekte Kıbrıs sorunu ile ilgili tüm ipler onun elinde mi?

“Geçmişini bilmeyen geleceğini belirleyemez” sözünden yola çıkarak, seçimi kazanan AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas’ın seçim meydanlarında neleri söylediğine ve hangi sözleri verdiğine bakarak, sonra da perdelerin arkasında kendisine siyasi destek verenlere neleri vaat ettiğini dikkate alarak bundan sonraki uygulamalarını ve Kıbrıs sorununa yaklaşımını analiz edip, karşı strateji belirlemek en doğru adım olacak.

Zaten halkın önünde söylediklerinin ve perde arkasında vaat ettiklerinin aksini yapması artık olası bile değil. Hem kendisinin hem de temsil ettiği dünyanın ender ayakta kalmayı başarmış komünist partisi olan AKEL’in sonu demek olur böylesi bir uygulama.

Ekranların önünde söylenenleri haftalarca yaşadık ve duyduk. Miting meydanlarında söylenenlere, TV’lerde yapılan söyleşilerde belirtilenlere ve broşürlerde yazılanlara Rum halkı iyice doydu. Tabii ki yabancı basın ve Kıbrıs sorunu ile ilgilenen politikacılar da.

Söylenenler ve yapılacağı sözü verilenler hep Annan Planı bir daha olmayacak, Gambari süreci devam edecek, Türk askeri gidecek, Türkiye’den gelen göçmenler geri dönecek, Yunanistan’la uyum sağlanacak, Rum göçmenlerin tümü kuzeydeki evlerine dönecek, Girne kalesine Yunan bayrağı dikilecek gibi vaatlerdi.

Bunlar ne kadar geleceğe ışık tutuyorsa ve de Hristofyas’ın aklındakileri ile geleceğe yönelik icraatlarını ne kadar ortaya koyuyorsa, perde arkasında verdiği sözleri de bir o kadar, Kıbrıs’a yönelik politikasının temel taşlarını ortaya koyuyor.

Bakın Hristofyas perde arkasında ne sözler vermiş.

Önce DIKO ile, yani ilk turda seçimi kaybeden ve yıllarca Kıbrıs sorununu çıkmaza sokan Papadopulos’un başkanı olduğu parti ile, koalisyon hükümeti kurmak sözünü vermiş.

Bu hükümet içinde, eski Cumhurbaşkanı Papadopulos’u, bir dönem aynen Klerides’e karşı 1993 seçimlerini kaybeden Vasiliou’nun Klerides tarafından ekonomiden sorumlu kişi görevine atandığı gibi, Kıbrıs İşlerinden Sorumlu kişi görevine atamak taahhüdünde bulunmuş.

Meclis Başkanlığının DIKO’dan bir kişiye verilmesi üzerinde antlaşma yapmış. Büyük bir olasılıkla DIKO başkanı, Rum-Ermeni melezi Milletvekili Markos Karoyan, Meclis Başkanlığına seçilecek.

Dış İşleri bakanlığı ile Gençlik Bakanlığı da içinde olmak üzere DIKO’ya 4 Bakanlık ve “Red Cephesi”nin sarsılmaz direği KS EDEK’e de 2 Bakanlık vermek üzerine söz vermiş.

Yani Dış Politika’da kesinkes Papadopulos ve DIKO söz sahibi olacak, hükümetin yönetiminde de ağırlık DIKO-EDEK grubunda olacak.

Hristofyas’ın, dört buçuk yıl birlikte hükümet ettiği Tasos Papadopulos ile özellikle Annan Planı döneminde birlikte verdikleri çetin mücadeleye sadık kalarak çok yoğun ve derin bir işbirliği yapacağı kesin. Zaten AKEL, Kıbrıs Rum Meclisinde de koalisyon hükümeti kurabilmek için bu işbirliğine de muhtaç.

56 sandalyeli Rum Meclisinde AKEL’in 18, DIKO’nun 11 Milletvekili var. Toplamları 29, yani %50’den 1 fazla olmasına rağmen yanlarına 4 milletvekili olan KS EDEK’i de alarak rahat bir koalisyon kuracaklar.

Hristofyas’ın DIKO gibi KS EDEK’e diyet borcu var. Pazar günkü seçimlerden 3 gün evvel, yani 21 Şubat günü  KS EDEK Merkez Komitesi yaptığı toplantıda, Hristofyas’a 109 evet, 5 ret, 2 çekimser oyla destek kararı almıştı ve bu desteğini firesiz yerine getirdi.

1976’da kurulan AKEL, DIKO, EDEK ve KİLİSE işbirliği, namı diğerle “Red Cephesi”, son 42 yıl içinde inişler ve çıkışlar yaşadı ama kısa bir dönem hariç, dayanışmayı elden hiç bırakmadı.

Hristofyas’ın uygulayacağı dış politikanın aslında Papadopulos’un 1960 yılından beri uyguladığı ve özellikle de son 5 yıldır uyguladığı politikadan pek bir farkı yok ve olmayacakta. Daha doğrusu olamayacak.

Aksi takdirde DIKO ve destekçisi KS  EDEK koalisyon hükümetinden 11+4, toplam 15  Milletvekillik desteğini çekecek ve AKEL’in hükümet etmek olanağını elinden alacak. Bununla da kalmayacak, yılların 4’lü işbirliğinin dini ayağı kiliseyi de AKEL’in karşı cephesine oturtacak.

Bu durumda AKEL, yani Dimitris Hristofyas hem Kiliseyi ve eski mücadele arkadaşları DIKO ve KS EDEK’i karşısına alacak, hem de geleneksel cezalandırma yöntemi olan vatan hainliği ile de suçlanacak. Hele de bu suçlamayı özellikle de kilise yaptı mı, AKEL’in politik saygınlığı ve hükümet etmek gücü de inişe geçecek.

Hristofyas kesinlikle böylesi bir hataya düşmez. AKEL’in geçmişinde sonu acı biten böylesi bir stratejik hata var.

1985 yılında, dönemin AKEL Genel sekreteri Ezekias Papayuannu, arkasına politbüroyu alıp Red Cephesine karşı çıkıp Glafkos Kliridis ile dayanışma içine girince, AKEL’in oyları %30’ların altına düşmüş, siyasetteki saygınlığı azalmış ve partiler arası sıralamada da 3.cülüğe inmişti.

Bu nedenle Hristofyas, bu hatayı bir daha yapmaz.

Kaçın kurrası o.

Bu seçimler, KKTC ve Türkiye açısından olabilecek en iyi şekilde sonuçlandı. Uzun vadede Türk dış politikası, Hristofyas’ın seçimi kazanmasından çok fayda görecek. Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki haklılığı bir kez daha ortaya çıkacak ve gerek Türkiye, gerekse de KKTC, daha yapıcı ve sonuçları kendi tezlerine daha yakın kazanımlar elde edecekler.

Ve çiçeği burnunda, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin yeni başkanı Dimitris Hristofyas’da ilk resmi ziyaretini Atina’ya yapacak.

Bu ziyarette gerek Yunanistan Cumhurbaşkanı, gerekse de başta Dora Bakoyanni olmak üzere Kıbrıs kurmayları ile Kıbrıs konusundaki olası gelişmeleri ve Kosova konusunu tartışacak ve ortak siyasi faaliyetlerin nasıl koordine edileceğini belirleyecek.

Bu ortak çalışmadan sonra belirleyecekleri Kıbrıs konusundaki stratejileri ise, “Adanın hepsini alana kadar mücadeleye devam edilecek ve bu amaçla Türkiye’nin zayıf bir anını yakalayan kadar geçecek zaman içinde KKTC halkına nefes aldırmadan izolasyonlar uygulanacak ve Kıbrıs Rum Cumhuriyetinin de Uluslar Arası Tanınmışlığı devam ettirilecek” olacaktır.

Hemen paylaş
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...
  • RMMO Belgeleri Açıklanmalı
  • Hellimimiz Artık Tescilli
  • Karpaz'da Egemenlik Kimde
  • Rumlar İsrail’in Arkasına Saklanıyor
  • Konutzede Sorunu Can Yakıyor
  • Nazarbayev Niye Ödüllendirilmedi
  • Mülkiyet ve Sonrası
  • Hristofyas Oyun Oynuyor
  • Türkiye’nin Bölgesel Liderliği
  • İKÖ’nün Son Kararı
  • Sıcaklar Nereye Kadar
  • Kıbrıs Bölünemeyecek Kadar Küçükmüş
  • KKTC ve Helgoland
  • Cumhurbaşkanlarının Yemeği
  • Mülkiyet ve Toprak
  • UAD Pandora’nın Kutusunu Açtı
  • Sendikalar ve Halkımız
  • Şafak Nöbeti Coşkusu
  • Su ve 2014
  • Hristofyas’ın Hayalleri
  • Hristofyas’ın Hayalleri
  • Yorum yaz
  • RSS Yorumlar
  • 0 Yorum
  1. Henüz yorum yapılmamış

Yorum yapın
Bırak allahından bulsun
Güvenlik Kodu:


Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Our enemy is Ankara, not the Turkish Cypriots
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • Başkanlık Sistemi
  • Şimdi de Moratoryum girişimi
  • CYPRUS’ HISTORY FROM 1960 TO 2008 (2)
  • PAPADOPULOS’UN KARA HAYALLERİ
  • AB ile Ankara Anlaşması Ek Protokol’nun genişletilmesi krizi hâlâ aşılamadı
  • KOLTUĞA OTURAN DEGİŞİME UĞRUYOR
  • Gelişmeler Elen’lerin aleyhine
  • MÜZAKERE TAKVİMİ BELİRGİNLEŞİYOR
  • Kuzeyde Aresti, güneyde Arif
  • Erdoğan-Karamanlis görüşmesi ve dışlanan Papadopulos

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail