• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Eylül 2010
    • Ağustos 2010
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007

Nisan 2010 ayında yazılan yazılar...

AB’de Doğrudan Ticaret Savaşı

29 Nisan 2010
Yorum yapılmamış

Rumlar belli ki kafayı iyice Doğrudan Ticaret Tüzüğüne takmışlar. Bu tüzük, KKTC hava ve deniz limanlarından direkt seferler veya uçuşlarla Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeleri ile ticaret yapılmasını sağlayacağından Rumlar bunu engellemek için elden geleni yapıyorlar.

Tabii bu engellemelerin ve Kıbrıslı Türklere herhangi bir hakkın verilmesine mani olmanın bedelinin “Ayrılık” olduğunun hala daha farkında değiller. Zaten farkına vardıklarında da çok geç olmuş olacak.

Bunun örneklerini geçmişte çok yaşadık.

15 Temmuz darbesinden sonra Kıbrıslı Türklerin taleplerini reddeden Rum tarafı, 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekâtından sonra Cenevre’de yapılan ilk toplantıda bu talepleri kabul ettiklerini açıklamışlar ama “Kıbrıslı Türklere Kantonal hakların” verilmesi taleplerini de reddetmişlerdi. Rum ve Yunan tarafı, 2.ci Barış Harekatından sonra “Kantonal bölge” teklifini kabul ettiklerini açıklamışlardı ama artık iş işten geçmiş, adada yeni bir “Yeşil Hat”, yeni bir bölgesel yapılanma oluşmuştu.

Her zaman Rumlar şanslarını zorlamışlar ve Türklerin barışa yönelik isteklerini günün koşullarında değil, aleyhlerine olan bir başka gelişmenin ardından bir adım geriye dönerek kabul ettiklerini açıklamışlardı. Şimdi de Doğrudan Ticaret Tüzüğü geçmesin ve Kıbrıslı Türkler AB ile ticaret yapmasın diye her olanağı deniyorlar.

Önce bu tüzük “Omnibüs Prosedürü”nden yani “Çok sayıdaki Evrak Grubu” içinden çıkarılsın ve tek başına kendilerinin veya Grekofillerin yani Rum severlerin sayıca fazla olduğu komisyonlara veya “İç tüketici ve Piyasa Komisyonuna gönderilsin diye çok uğraştılar. Bu istek, Merkel ve Sarkozy’in AP milletvekilleri tek vücut halinde Rumların tarafında yer almasına rağmen yeterli taraftar bulmadı ve reddedildi. Salı günü yapılan toplantıda Tüzük, Avrupa Parlamentosu’nun Uluslararası Ticaret Komitesi’nden, AP’daki “Siyasi Grup Temsilcileri”nin bir araya gelerek oluşturduğu ve en yüksek karar organı olan “AP Başkanlık Divanı”na gönderildi.

Şimdi de adı “Kıbrıs Rum Grubu”na çıkmış olan Avrupa Halk Partisi, Avrupa Birleşik Solu ve Avrupa Özgürlük ve Demokrasi grubundan oluşan “AP Sol Grubu” Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün, Güney Kıbrıs’ın AB Giriş Sözleşmesi’nin 10. Protokolü’yle çatıştığı gerekçesiyle hukuki zemini kuşkulu olduğu iddiasında ve tüzüğün AP gündeminden çıkarılması için uğraşıyor.

Karşıt kampı ise Sosyalistler, Liberaller ve Yeşiller oluşturuyor.

Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün Komisyon tarafından belirlenen zeminini doğru bulan bu grup, daha önce açıklanan hukuki zemininin kuşkulu olduğu düşüncesi ile tüzüğün, kendilerinin daha fazla etkilerinin bulunduğu Avrupa Parlamentosu’nun Hukuk Komitesi’ne havale edilmesini istiyor.

AP Siyasi Grup Başkanları Konferansı, söz konusu Tüzüğün kaderini belirleyecek.

Sonuç olarak AB, Kıbrıslı Türkler arasında yitirdiği saygınlığını ve inancı tekrar geri kazanmak istiyorsa, bu tüzüğü kabul etmek ve AB ile Kıbrıslı Türkler arasında “Doğrudan Ticaret”e Rumların her tür engellemelerine rağmen işlerlik kazandırmak zorundadır. Bunun aksi bir davranışın adada bölünmeyi körükleyeceği kesin. Rumlar için son pişmanlık hiçbir zaman fayda etmedi, bu konuda da etmeyecek…

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com

AB’nin Kıbrıs’taki Yanlışları

27 Nisan 2010
1 Yorum


18 Nisan’da KKTC’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarına bakıldığında, AB’nin ikinci kez Kıbrıs sorunuyla ilgili ne kadar büyük bir yanlış yaptığı göz çıkarırcasına göze batmakta.

Kıbrıslı Türklerin 2004 yılından sonra AB’ye olan bakış açılarının değişmesi ve duydukları güvenin sıfırlanması gerçekte AB’nin, Kıbrıslı Rumların ve Yunanistan’ın 2004 Annan planı referandumundan sonra izledikleri tarafgir politikalardan ve yanlış tutumlardan kaynaklanıyor.

Rum Cumhurbaşkanı Papadopulos, zamanın Avrupa Komisyonu üyesi Verheugen’i adada çözüme destek vereceğiz diye kandırarak 1 Mayıs’ta üye olmayı garantilemişti. Aradan yıllar geçti ve AB Türkiye katılım müzakereleri sürecinde tek yanlı olarak Türkiye’yi sıkıştırmakla sorunu çözeceğini zannetti.

Kıbrıslı Türklere verilen sözlerin hiç biri yerine getirilmediği gibi Türkiye-AB müzakere sürecinin Kıbrıslı Rumlar ve Yunanistan tarafından engellenmesine de göz yumuldu, özellikle de Sarkozy ve Merkel tarafından.

Avrupa Birliğinin önde gelen ülkelerinden Fransa’nın başındaki Sarkozy ve Almanya’nın başındaki Merkel gibi politikacılar gerçekte Kıbrıs’taki sorunların baş sorumlusu.

Bunlar gibi Türkiye karşıtı politikacılar, hem Kıbrıs Rum Cumhuriyetini uluslararası kurallara ve de politik dengelere aykırı olarak AB üyesi yaptılar, hem de Rumları öne itip AB’nin Kıbrıs’ta doğru politika izlemesine engel oldular.

Şimdi de sahneye sil baştan Doğrudan Ticaret Tüzüğü oyunu kondu.

Rumlar bu tüzüğün kabul edilmemesi için yaygarayı basıyorlar. Tüzük kabul edilir ve Kıbrıslı Türklerle AB arasında doğrudan ticaret başlarsa, Kıbrıslı Türklerin “Birleşik bir Kıbrıs” kurmak için hiçbir gerekçeleri kalmazmış.

Kendileri haksızca, Kıbrıs’ın yasal hükümeti olarak tanındıktan ve AB’ye de alındıktan sonra “Birleşik bir Kıbrıs” kurmak için gerekçeleri varmış gibi hep Türkleri suçladılar ve Kıbrıslı Türkleri de dünyadan izole etmek için elden geleni yaptılar. Adeta adada bölünmeyi körüklediler.

Adada adilane ve hakça bir çözüm isteniyorsa Kıbrıslı Türlere yönelik izolasyonların süratle kaldırılması gerekmektedir. AB bugüne kadar izlediği politika ile çözüme hiç yardımcı olmadı ve bu nedenle de Rumlar ciddi olarak bir çözüm için masaya oturmaya gerek bile duymuyorlar. İşleri sadece oturur gibi yapmak ve süreci oyalamak.

Avrupa Birliği Kıbrıs sorunu konusunda, geçmişte Türkiye’yi tehdit eden ve Rumların bitmeyen isteklerini kabul etmesi yönündeki baskıcı tavrını sürdürdüğü müddetçe Kıbrıs sorununa çözüm bulunması olanaksız. Bunlar birbirine bağlı ve bu gerçeği artık Mısır’daki sağır sultan bile biliyor.

Kıbrıslı Rumların ve Yunanistan’ın Türkiye’nin AB sürecini kullanarak Kıbrıs sorununda istediklerini alacaklarını sanmaları, Türkiye’nin yüzünü Asya ve Orta Doğu’ya dönmesine yol açtı. Şimdi Türkiye bu yeni stratejisi sonrasında güçlü ve saygın bir kişilik kazanmış durumda. Artık Türkiye’nin gündeminde AB eski yerinde değil ve öncelikler sırasında da birkaç basamak birden aşağılara düştü.

AB başını iki eli arasına almalı ve kendi hatalarını göz önüne getirmeli. Çözüme katkı koymak istiyorsa en kısa zamanda Kıbrıslı Türklere karşı uyguladığı insanlık dışı izolasyonları kaldırmalı.

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com

Belçika ve Kıbrıs

25 Nisan 2010
Yorum yapılmamış

Avrupa’nın yapay ülkesi Belçika’da ayrılık çanları çalmaya başladı.

Zaman zaman Kıbrıs’taki soruna da çare ve örnek olarak gösterilen “Belçika Federasyonu” uzun zamandır içten içe çatlıyordu, şimdi artık birleştirilemeyecek denli çatlaklar genişledi.

Belçika Başbakanı Iv Laterm’in geçtiğim Perşembe günü Başbakanlık görevinden istifa etmesi ayrılığa vurulan son nokta adeta.

Flemenkçe konuşan Flaman siyasi partileri ile Fransızca konuşan Valon siyasi partileri arasında yıllardır süregelen lisan anlaşmazlığı müzakereleri bir türlü ortak bir payda üzerine oturtulmadı ve çıkmaza girdi.

Valonların ve Flamanların geçmişleri ortak, dinleri ortak, tarihleri ortak.

1831 yılında yapay olarak kurulmuş olan Belçika devleti de “Üç Bölgeli, Üç Toplumlu, siyasi olarak eşit iki kurucu devlet veya eyaletten oluşmuş” bir Federasyon.

Felemenkçe’nin resmi dil olduğu Flaman Bölgesi kuzeyde, Fransızca’nın resmi dil olduğu Valon Bölgesi güneyde, her iki dilin de resmi dil sıfatını taşıdıkları Brüksel Başkent Bölgesi de ortalara yakın bir konumda. Valon bölgesinin güney doğusunda da Almanca konuşulan bir bölge daha var.

Kıbrıs doğrudan müzakerelerinin zeminini oluşturan 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmalarında mutabakata varılan “İki toplumlu, iki bölgeli, siyasi olarak eşit iki devlet”ten oluşan çözüm modelinin, Belçika’dakinin tıpatıp aynısı olmamasına rağmen ikisi arasındaki benzerlikler çok dikkat çekici.

Belçika Federasyonu, Flaman ve Valon’ların gerçek iradelerine rağmen uzlaşı temelinde inşa edilmiş. Bu yapı, görüş ayrılıkları ortaya çıktığı zamanlarda yeni uzlaşılar gerektirdiğinden devletin normal işleyişi bir türlü güvence altına alınamıyor.

Bu tür federasyonlarda oluşturulan birlik, ortak paydalar üzerine değil ayrılık noktaları üzerine kurulduğundan, zaman içinde parçalanma kaçınılmaz oluyor. Çekoslovakya bunun en güzel bir örneği. Şimdi de sırada Belçika var.

Kıbrıs’taki sorun, Belçika’dakinden daha da vahim.

Federasyon kurmaya zorlanan adanın iki halkının, Kıbrıs adasında doğmaktan öteye hiçbir ortak yanları yok. Dilleri, dinleri, kültürleri, yazı karakterleri, tarihleri, gelenekleri ve adetleri çok farklı. Karma köylerdeki Türk ve Rum kahvelerinden tutun da, spordan eğitime, mili günlerden dini günlere kadar her konuda ayrılık var. Karma evlilikler bile 1960 Anayasası ile yasaklanmış durumda. Ayrılık bu denli keskin. Üstelik bir de, çoğunluk Rum’un azınlık Türk’leri adadan silip atmak ve 2.ci sınıf vatandaş konumuna sokmak için uyguladıkları soykırım var.

Belçika’daki anlaşmazlık sadece kültürel düzeyde ve lisana dayanıyor. Belçikalılar bir AB üyesi devlet olarak, Kıbrıs sorununa kıyasla çok daha basit düzeyde olan ve sadece lisana dayalı bu sorunlarını yıllar içinde çözemediler ise, Kıbrıs’ta birbirine adeta yabancı ve ayrılık noktaları çok fazla olan iki halkın ırksal, kültürel, dinsel, ekonomik ve tarihsel farklılıkları üzerine kurulacak bir Federasyonun yaşayabilirliğinin ve işleyebilirliğinin sorgulanması gerekmektedir.

Belçika yıkımın eşiğine gelmişse,  Kıbrıs’ta kurulacak olası bir federasyonun da uzun ömürlü olamayacağı göz önüne alınmalı ve adaya barış getirecek daha değişik bir çözüm yolu bulunmalıdır.

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com


Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • Our enemy is Ankara, not the Turkish Cypriots
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • WHICH DIRECTION FOR TURKEY: EAST OR WEST?
  • KKTC’nin izolasyonuna devam
  • Türkiye’nin Bölgesel Liderliği
  • Hiç “IFESTOS” adlı bir Plan duydunuz mu?
  • KUZEYDE EGEMEN KİM: KKTC Mİ, AB Mİ?
  • Rum’a HAYIR, AB’ye EVET
  • Rumlar AB’de yalnız kaldılar
  • Kıbrıs sorunu Lahey’e gidiyor
  • TC yardımları yanında AB’nin vaat ettiği Mali yardım devede kulak kaldı
  • KKTC kilise kıskacına alınmak isteniyor

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail