• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007
    • Eylül 2007
    • Ağustos 2007

Ocak 2010 ayında yazılan yazılar...

MOON’UN GELİŞİNDEKİ KERAMET

30 Ocak 2010
Yorum yapılmamış

Birleşmiş Milletler Genel Sekreterleri geleneksel olarak kendi kendilerine karar verip bir yere gitmezler, daha doğrusu gidemezler.

Ya bir davet gerekir ya da bir yerlerden gelen emir düzeyinde bir rica.

Genel Sekreter Ban Ki Moon’un 31 Ocak, 2 Şubat tarihleri arasında Genel Sekreter Yardımcısı Lynn Pascoe’yla birlikte Kıbrıs’a gelecek olması pek de alışılagelmiş bir olay değil.

Genel Sekreterin açıklanan geliş nedeni “’liderlerin çabalarına kişisel desteğini göstermek amacı”, açıklanmayanı ise 18 Nisanda yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasını sağlam bir kazığa bağlamak.

Bir taraftan BM Genel sekreteri Ban Ki Moon Rumlara “Sizin istediğiniz gibi hakemlik olmayacak, takvim olmayacak, plan da olmayacak, siz kendi aranızda anlaşacaksınız” diyor diğer taraftan da Avrupa Parlamentosu, Ban’ın gelişinden sadece birkaç gün evvel içinde Maraş’ın iadesinden, Türk askerinin çekilmesine, KKTC vatandaşı olmuş TC vatandaşlarının geri gönderilmesinden mülkiyete kadar bir dizi ağır yaptırımlar içeren karar taslağını açıklıyor.

Hani baskı olmayacaktı.

Hani bizler kendi aramızda anlaşacaktık.

Madem “Baskı” olmayacaktı, AB parlamentosunun aldığı bu karar da neyin nesi. Ban’ın ne işi var adada madem biz kendi aramızda anlaşacaktık.

Pek de hayrın bir gelişme değil bunlar.

Dikkat ediyorum hep Rumlar ne isterse o dikkate alınıyor. Adanın diğer ortağı olan Türklere sorulan bir şey yok. İsteklerini, haklılıklarını, taleplerini dikkate alan da yok. İşin doğrusu Kıbrıslı Türklerin adadaki varlığı ve söz sahipliği için son beş yıldır çaba gösteren de olmadı.

Avrupa Parlamentosu, adadan Türk askeri çekilsin derken, 1963-1974 yılları arasında adada katliamlar yapan Rum Milli Muhafız Ordusunun 24 bin mükellef, bin beşyüz Yunan Subayı ve 66 bin silahlı milisi ne olacak diye Rumlara soru sormak gereğini duymadı. Bırakın böylesi bir soru sormayı, araştırma yapan bir tek AP milletvekili bile yok.

Herhalde saygı değer ve her şeyi bilen Avrupa Parlamentosu Milletvekilleri Türk askerinin 20 Temmuz 1974 tarihinde işsizlikten canları sıkıldığı için durup dururken adaya çıkartma yaptıklarını sanıyorlar.

Maraş iade edilsin diyorlar ama Rum’ların 1963’den beri işgal ettiği ve tepe tepe kullandıkları Türk taşınmazları hakkında söz konusu taraflı raporda bir tek kelime bile yok.

Ban, Yardımcısı Lynn Pascoe’yla birlikte adaya Pazar günü geldikten sonra Pazartesi günü de liderlerle önce ayrı ayrı sonra da birlikte görüşecek. Programı öyle.

Herhalde 19 Nisan 2009 seçimlerinde Kıbrıslı Türklerin ortaya çıkan yeni iradeleri beklenmeyen bir sürpriz olmuş olmalı ki, bu sefer tam bir yıl sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de gene aynı doğrultuda bir iradenin ortaya çıkmasının önünü almak düşüncesi beyinlerine egemen olmuş.

Bir taraftan BM, diğer taraftan AP, Rum’un yardakçılığını yapıyor. Belli ki niyet bu ziyaretten sonra bir tür oldu bittiyi masaya koymak ve Nisan sonrasını garanti altına almak.

Bunun adına “Ara Anlaşma”da diyebilirsiniz.

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com

27-28 OCAK 1958

27 Ocak 2010
Yorum yapılmamış

1958 yılının 27 ve 28 Ocak günlerinde adanın çeşitli yerleşim merkezlerinde Türkler tarafından gerçekleştirilen masum, silahsız ve sivil protesto mitinglerinde 7 şehit ve 70 yaralı verildi ama şehitler ve yaralılar pahasına yapılan bu mitingler, gerçekte Kıbrıs adasında Türklerin de var olduğunun da kabul edilmesi konusunda bir dönüm noktası oluşturdu.

Pahası büyük oldu ama kazanımı da hem adadaki Türk varlığını gözler önüne serdi, hem de İngiliz hükümetinin adayı devrederken uygun göreceği yönetim şeklinde de Türklerin ortak olmasının yolunu açtı.

Bu mitinglerin en önemlisi olan da İngiliz askerlerince Türklerin acımasızca öldürüldüğü Lefkoşa mitingidir. Bu miting Kıbrıs adasının yakın tarihinde, daha doğrusu Kıbrıs Türk tarihinde çok önemli bir köşe taşı konumunda.

Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs adasındaki varlığının pekiştirilmesinde ve ada üzerinde hak sahibi olan halklardan bir tanesi olarak sayılmasının kökeninde bu miting yatmaktadır.

Mitingde nelerin olduğundan ziyade, mitingin yapılmasına neden olan gelişmeler ve bu mitingle birlikte Türkiye’nin Kıbrıs konusuna bakış açısının değişmesidir asıl önemli olan.

Başarılı bir şekilde organize edilmiş bu çok önemli miting, kısa vadede Türkiye’ye “Garantörlük” hakkının verilmesinin, uzun vadede de 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekatının gerekçesinin temellerini oluşturmuştur.

Her ne kadar Türkiye 1954 yılında dek, Kıbrıs adasını ele geçirmek için her tür yasal veya yasal olmayan girişimde bulunmaktan çekinmeyen Yunanistan karşısında sessiz bir politika izlemeyi uygun görmüşse de, Yunanistan’ın Kıbrıs konusunu 1954 yılında BM’in gündemine getirmesi Türkiye’nin Kıbrıs sorununda taraf olduğunu gözler önüne sermiş ve Türkiye de ister istemez kendini Kıbrıs sorunun içinde bulmuştur.

Yunanistan’ın bu girişiminden sonra da Kıbrıs sorunu, resmi olarak Türkiye’nin gündeminde yer almaya başlamıştır. Bu tarihten sonra Türkiye’nin Kıbrıs adası ile ilgili belirlenen “Dış Politikası”, gelişmelerin ve adada yaşananların ışığında üç kez değişime uğramıştır.

1954 yılında Türkiye, Kıbrıs’ın, İngiltere tarafından Türkiye’den kiralandığını ve 1.ci dünya savaşında tek taraflı bir kararla ilhak edildiğini ileri sürerek, adanın bütünüyle Türkiye’ye geri verilmesi anlamına gelen “İlhak” tezini savunmuştur.

Türkiye 1957 yılına kadar sürdürdüğü bu politikanın gerçekleştirilebilir olmadığını anlayınca yeni bir politika benimsemiş ve Kıbrıs adasının paylaşılmasına razı olarak “Taksim” tezini ortaya atmıştır.

Kıbrıs adasının iki halklı olan yapısına çok uygun olan bu politika maalesef “Enosis” hayalleri kuran Yunanistan’ın uzlaşmaz tutumu yüzünden gerçekleştirilememiştir.

Türkiye’nin üçüncü ve son “Kıbrıs Politikası” ise 1958 yılının 27 ve 28 Ocak günlerinde adanın çeşitli yerleşim merkezlerinde Türkler tarafından gerçekleştirilen mitinglerden sonra, yönetiminde ve güç paylaşımında Kıbrıslı Türklerin de eşit haklara sahip olacağı Federal bir devletin kurulması şekline dönüşmüştür.

Bu politikanın sonucu olarak da, 1959’da Zürih ve Londra Antlaşmaları imzalanmış ve İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ın garantörlüğünde Kıbrıs Federal Cumhuriyeti kurulmuştur.

1958 yılının 27 ve 28 Ocak günlerinde gerçekleştirilen mitinglerde şehit olan kardeşlerimi, bizlerin bu günleri görmemizi ve özgürlüğümüzü tatmamızı sağladıkları için rahmetle anıyorum.

Ruhları şad, mekanları cennet olsun.
Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com

TÜRKLERE SALDIRMAYACAKLAR(DI)

25 Ocak 2010
Yorum yapılmamış

Orams davasında, mal sahibi olduğunu iddia eden Kıbrıslı Rum Meletis Apostolidis ile avukatı Konstantin Kandunas, dava ile ilgili karar açıklandıktan sonra Güney Lefkoşa’daki AG Leventis Foundation adlı vakıfa ait binada bir basın toplantısı düzenledi.

Bu toplantıda benim en çok ilgilimi çeken de gerek Apostolidis’in gerekse de  Kandunas’ın, Rumlara ait gayrı menkulleri kullanan veya bu evlerde kalan Kıbrıslı Türklere karşı dava açılmasının söz konusu olmadığını söylemeleri oldu.

Bir avukatla sıradan bir Rum’un söylediği bu sözlerin ne kadar geçerli olduğu tartışma kaldırır. Bence bu sözlerinin hiçbir geçerliliği ve garantisi yok.

Zaten bu sözleri Hristofyas bile söylemiş olsaydı gene de hiçbir geçerliliği olmayacaktı.

Hristofyas bir taraftan müzakereler devam ederken ve tartışılan önemli başlıklar arasında “Mülkiyet” de varken, pişkin pişkin bireylerin açtıkları davalara karışamam diyerek sorumluluktan kaçması bu düşüncemin en güzel ispatı ve örneği.

15 Temmuz 1974’de EOKA’cıların Makarios’a karşı yaptıkları darbeyi yaşayanlar bilir.

Katil EOKA’cı Nikos Samson darbenin ertesinde televizyona çıkıp “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti”ni ilan ettikten sonra “Bu çatışmalar kendi aramızdadır, Kıbrıslı Türkler merak etmesin onlara saldırmak gibi bir niyetimiz” yok demişti.

Çokta iyi niyetli ve inandırıcı olmaya çalışıyordu ama söylediklerinin tümünün de yalan olduğu daha 2.ci Harekat bitmeden Baf, Taşkent, Muratağa, Atlılar , Sandallar ve diğer yerleşim yerlerinde gerçekleştirdikleri katliamlardan belli olmuştu.

Arkasından da ele geçirilen Rum Mili Muhafız Ordusuna ait kamplarda bulunan belgeler arasında çıkan “Iphestos Planı” ise Türklere karşı organize bir katliam girişiminde bulunacaklarını ortaya koydu.

Bu nedenle de Türklerin ezeli ve ebedi düşmanları oldukları kafalarına hem okullarda hem de kiliselerde kazınan Rumların, Türklere ellerine geçirdikleri her fırsatta kötülük yapmak isteyecekleri tarihi bir gerçektir.

Orams davası gibi, AB üyeliklerini kullanarak ABAD veya AİHM’de Türklere karşı kararlar almak ve KKTC toprakları üzerinde egemenlik kurabilmek için her yolu deneyeceklerdir.

Tabii ki Rumların bu ülkülerini durdurabilmenin “silahlı çatışmadan sınırları kapatmaya kadar” birçok yolu da vardır.

Ağustos 1974 tarihinde II.ci Cenevre Anlaşmasında mutabakata varılan nüfus değişimi antlaşmasını hiçe sayarak Rum mülkü kullanmak zorunda kalan Kıbrıslı Türklere karşı AİHM ve ABAD’da dava açan Titina  Louzidou (Girne’deki ev), Ksenti Arestis (Maraştaki dükkan),  Panos İoannidis (Hurma Davası), Meletis Apostolidis (Orams) ve benzeri Kıbrıslı Rumların mülklerine çok ağır emlak vergileri koymak ve ödenmediği takdirde de mülklerine mahkeme kararı ile el koyup satmak caydırıcı ve yasal bir önlem olabilir.

Söz konusu bu kişilerin de KKTC topraklarına giriş yaptıkları zaman borçlarından dolayı tutuklanacaklarını mahkeme kararı ile ilan etmek ise bu caydırıcılığı iyice pekiştirecektir.

Anlaşma olursa zaten yerel mahkemelerin kararları karşılıklı geçerli addedilecektir, olmazsa mahkeme kararları KKTC topraklarında ilelebet geçerli kalacaktır.

Prof. Dr. Ata ATUN

http://www.ataatun.com


Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
  • İletİşİm
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • Rumlar AB’nin desteği ile KKTC ile Türkiye arasındaki denizi de kontrol edecek
  • İngiltere’den Papadopulos’a şamar
  • Dış Rumlar 14.cü Konferansı adeta bana konuştu
  • Kendimize yeni bir yol çizmenin zamanı geldi
  • Makarios’da 1960’da kerhen imza atmıştı
  • Komiteler Nisan’da görüşebilecekmi
  • BM VE KKTC SİYASETİ
  • Kıbrıs Sorunu Mahkemelerle Çözülemez
  • GÜL HOCA VE AHMET TERALI
  • Rumlar sıkıştıkça taktik değiştiriyor

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail