• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007
    • Eylül 2007
    • Ağustos 2007

Ağustos 2009 ayında yazılan yazılar...

RUMLARLA GÖRÜŞMEYE GEREK KALDI MI

31 Ağustos 2009
Yorum yapılmamış

Gazimağusa-Lazkiye seferleri başlayınca Rumlar deli olmuşlardı ve bu deniz seferlerine engel olabilmek için de her yolu denediler.

Önce Suriye’nin Kıbrıs Maslahatgüzarını çağırdılar ve nota verdiler, bir şey çıkmadı.

Arkasından Suriye hükümeti ile görüşme yapmak ve seferleri durdurmak için dönemin Dış İşleri Bakanı Erato Kozaku-Markulli’yi gönderdiler. Değişen bir şey olmadı.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra da yeni Dış İşleri Bakanı Markos Kyprianu’yu gönderdiler, o da bir başarı elde edemedi.

Son çare eski kurt, azılı Türk düşmanı Vasos Lissaridis’i gönderdiler. Bütün güvenceleri Lissaridis’in, Baba Hafız Esat ile olan dostluğu ve Suriye’deki PKK kamplarına yaptığı yardımdan dolayı sözlerinin dinleneceği idi. Ama geçen yıllar içinde köprülerin altından çok sular aktı. Onun Hafız Esat dönemindeki baryaları (dostları) çoktan emekli olmuşlardı ve artık terörist başı Apo da Suriye’de değildi. Suriye Hükümeti Lissaridis’in kolunun altına bir kutu da baklava koydu ve kibarca kovdu.

Rumlar baktılar Suriye ile bu iş çözülemeyecek ve Gazimağusa-Lazkiye seferlerini durduramayacaklar, konuyu AB’ye taşıdılar. AB’yi bu işe alet edip çözeceklerini sandılar.

AB komisyonundan çıkan karar ise beklemedikleri bir şekilde tam tersi oldu.

KKTC’deki limanların “Korsan Liman” olduğuna dair Kıbrıs (Rum) Cumhuriyetinin Eylül 1974’de aldığı kararın sadece Kıbrıs Rum Yönetimini bağladığı ve uluslar arası bir geçerliliği olmadığı kararına varan Komisyon, Suriye ile KKTC arasındaki gemi seferlerine karışmak gibi bir yetkileri olmadığını açıkladı.

Rahmetli Suriye Başkanı Hafız Esat’ın oğlu olan Başer Esat’ın kararlı davranışı ve Suriye Hükümetinin aldığı bu karardan caymak gibi bir niyetinin olmadığının ortaya çıkması, Rum Yönetimini çaresizlik içinde bırakarak konuyu oluruna bırakmaya yöneltti ve seferleri durdurma girişimlerine, uygun bir ortam oluşana kadar ara verdiler.

Geçen hafta içinde Gazimağusa – Lazkiye (Suriye) – Trablusşam (Lübnan)  seferleri başlayınca Rumlar deli olmaktan da öteye iyice çıldırdılar.

İstiyorlar ki bize kimse gelmesin, dünya ile bağımız kopsun ve kendilerine muhtaç olalım. Hem bizi yönetsinler hem de adanın tek hükümranı olsunlar.

Bu deniz seferlerini durdurabilmek için tekrardan halellendiler ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, kalabalık bir işadamı heyetiyle dün apar topar, Şam’a gitti.

Rum Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Nikos Emiliyu ile Rum Dışişleri Bakanlığı Bürosu Müdürü Kornilios Korniliu da, aynı gün, yeni başlayan Gazimağusa – Lazkiye – Trablusşam seferinin Lübnan ayağına mani olabilmek için Lübnan’a gitti.

Lübnan Dış İşleri Bakanının yaptığı “Akgünler-1 gemisinin kalkış yeri Lazkiye’dir, gelişine engel olamayız” açıklaması Rumları epeyi düş kırıklığına uğrattı. Bir türlü reddedilmeyi kabullenmek istemiyorlar. Sanıyorlar ki her şey eskisi gibi.

Rumların unuttuğu ve dikkate almak istemedikleri gerçek 1950’li ve 60’lı yıllarda yapılan köprülerin altından çok suların aktığıdır.

Türkiye’nin artık AB’ye muhtaç olmadan ayakta durabilen bir devlet olduğunu ve Orta Doğu’nun da tartışmasız lideri konumunda bulunduğunu yavaş yavaş anlamaya başladılar ama bir türlü de kabullenemiyorlar.

Zannediyorlar ki, uluslar arası konjonktür hala kendi lehlerine ve AB’ye istediklerini yaptırabilecekler.

O günlerin altından çok sular aktı. Artık AB, Türkiye’ye söz geçiremeyeceğinin ve baskı yapamayacağının farkına vardı. Özellikle Türkiye-Rusya ve Türkiye-ABD işbirliği, Türkiye’nin Orta Doğu’da olmazsa olmaz bir ülke konumunda olduğunu ve AB’nin de Türkiye’ye her hangi bir yaptırım uygulayamayacağını çok net bir şekilde gözler önüne koydu.

Hristofyas ve avenesi hem Suriye’den hem de Lübnan’dan elleri boş dönecekler. Suriye ve Lübnan hükümetleri Türkiye’siz ayakta duramayacaklarının bilincine çoktan vardılar.  İllaki yanlarında ve arkalarında Türkiye’yi istiyorlar.

Madalyonun öbür yüzü ise çok daha farklı.

Ayrı ayrı yaşarken bile bizi dünyadan izole etmeye çalışan, nefes almamıza bile tahammül edemeyen Rumlarla eskaza ortak bir devlet kurarsak nasıl ezileceğimizin ve dünyandan Rum egemen hükümeti tarafından nasıl koparılıp asimile edileceğimizin en güzel bir örneği bu Hristofyas’ın ve avenesinin geçen hafta başlayan Gazimağusa – Lazkiye (Suriye) – Trablusşam (Lübnan) seferlerini durdurmak için başlattıkları girişimler.

Yeni devlette hayat hakkımızın olmayacağı çok açık. Kağıtta yazsa bile Rumların uzun vadede böyle bir hakkı bizlere vermeyeceği gün gibi aşikar. 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinde de böyle olmuştu. Çok şükür ki Türkiye tam zamanında müdahale etti ve ayakta durabildik. Yoksa şimdilerde adada bir tek Türk bile kalmayacaktı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, görüşmeler sürerken Hristofyas’ın ve hükümetinin bu tavrını ve girişimlerini protesto etmeli ve kınamalıdır.

Halkımızın, bu olaydan sonra “Biz niye hala görüşmelerimizi sürdürüyoruz” diye yüksek sesle düşüncesini dile getirmeye başladığını da duyması gerekir Sayın Cumhurbaşkanımızın.

SAMTAY VAKFI KİTAPLARI GAGAUZ YERİ MİLLİ KÜTÜPHANESİNDE

30 Ağustos 2009
Yorum yapılmamış

17- 20 Ağustos tarihleri arasında Gagauz Yeri’nde (Gagauziya) yapılan “II. Dünya Gagazular Kongre”si etkinliklerine Gagauz Yeri Başkanının davetlisi olarak katılan Prof. Dr. Ata Atun, Gagauz Yeri Başkanına ve Gagauz Yeri Milli Kütüphanesine SAMTAY VAKFI’nın kitaplarını hediye etti.

Bu yıl, 15 yıl önce kurulan Gagauz Özerk Yönetimini daha da ileriye götürebilmek amacı ile düzenlenen, Ekonomik ve Kültürel ağırlıklı “II. Dünya Gagauzlar Kongre”sine dağılmış Gagauzlar ile Gagauz Yeri’ne hizmeti ve emeği geçmiş kişiler davet edildi.

Bu yıl ikincisi düzenlenen Kongre’ye Profesör Dr. Ata Atun Gagauz Yeri Başkanı Mihail Formozal’ın özel davetlisi olarak katıldı.

SAMTAY VAKFI’nın kurulduğu 2001 yılından itibaren yayınladığı her biri ortalama 400 sayfa olan 36 adet “Kıbrıs Türk Edebiyatı, Tarihi, Kültürü ve Sanatı” ile ilgili kitaplarını Gagauz Yeri’ne götüren Prof. Dr. Ata Atun,  “II. Dünya Gagauzlar Kongre”si çalışmaları için de bir set kitabı Gagauz Yeri Başkanı Mihail Formuzal’a, bir set kitabı da Gagauz Yeri Milli Kütüphanesine hediye etti.

Gagauz Yeri Milli Kütüphanesi kayıtlarına geçen SAMTAY VAKFI kitapları aynı gün KOMRAD DEVLET ÜNİVERSİTESİ kütüphanesi kayıtlarına da girerek öğrencilerin ve araştırmacıların kullanımına sunuldu.

Gagauz Yeri

Moldava Cumhuriyeti’nin Orta Güney kısmında yer alan “GAGAUZ YERİ”, (GAGAUZİYA) 15 yıl önce özerkliğini kazanarak resmen ÖZERK GAGAUZ YÖNETİ’mine dönüşmüş.

ÖZERK GAGAUZ YÖNETİMİ Moldova Cumhuriyeti ile belli bir takım bağların dışında tamamen özerk. Başkanları, Bakanları, Milletvekilleri, Bakanlıkları ve Yöneticileri var. Yaklaşık 150,000 Gagauz, yani GÖK OĞUZ’lar, başkent Komrad ve çevresinde yaşıyor. Konuştukları dil Öztürkçe.

Gagauzların Akil adamı olarak bilinen Arhimandrid Mihail Çakır, Yirminci yüzyılın başlarında yaygın olarak kullanılan (Rus) Kiril harfleri yerine (Türkçe) Latin harflerinin kullanılması çalışmasını yapmış ve Gagauz İncil’ini Türkçeye çevirerek, Türkçe harflerle basmış. Bu bir ilk olmuş ve o günden sonra da Gagauz Yeri’nde bir çok kitap Türkçe dilinde ve Türkçe harflerle basılmaya başlanmış.

ÇÖZÜM BİR BAŞKA BAHARA

28 Ağustos 2009
Yorum yapılmamış

Rum tarafı baktı gördü ki bu sefer iş çok ciddi, masadan kaçmanın yollarını aramaya ve tezgahı da ona göre düzenlemeye başladı bile.

İlk işleri Türk tarafını suçlamak için bahaneler yaratmak, ikinci işleri de Rum tarafında koalisyon bozuluyor yaygarasını koparmak oldu.

Bundan sonraki bahaneleri yazmak için de kahin olmaya gerek yok.

“BM sıkıcı takvim koymaya çalışıyor.”

“BM müzakerelerde hakem istiyor.”

“Kıbrıslı Türkler çok şey istiyorlar.”

“Türkiye yumuşasın ve taviz versin.”

“Öyle bir anlaşma olmalı ki, Rumlar “Evet” desin.”

“Öncelikle toprak, mülkiyet, güvenlik-garantiler ve yerleşikler başlıkları görüşülsün. Bu konularda anlaşma olmazsa, müzakereler durmalı.”

“Türkler uzlaşmazdır.”

“Türkiye’ye baskı yapılsın, aksi takdirde müzakereler devam edemez.”

Bunları, müzakerelerin başladığı 1968 yılından beridir defalarca yaşadık.

Hiç şüphe yok ki gene yaşayacağız.

Masadan kaçma girişimlerinin siftahını Başbakan Derviş Eroğlu’nu ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ü suçlamakla yaptılar.

Rum siyasilerin ağızlarından çıkmaya başlayan suçlamalar aynen aşağıdaki gibi.

“Eroğlu ayak diretiyor…”

“Bakan Hüseyin Özgürgün Yeşilırmak’ın açılması yöntemine KKTC’nin Bakanlıklarının katılmasından söz etti…”

Başbakan Eroğlu’nu müzakere grubuna bir temsilci göndermekle suçlamaya ve müzakerelerin de bu nedenle kopabileceğinin mesajını vermeye çalışıyorlar.

Aslında yaptıkları ipe un sermek.

Sanki müzakereler şimdiye kadar çok iyi gitti ve altı ana başlığın altısında da bir anlaşma sağlandı da, son dakika Eroğlu bir temsilcisini müzakere grubu içine sokacak ve her şeyi bozacak.

Hedef şaşırtma diye buna derler işte.

Rumlardan daha iyi de politik yalan söyleyen bir millet yoktur herhalde.

Mısır’daki Sağır Sultan bile duydu, altı başlığın altısında da herhangi bir anlaşma olmadığını ve birkaç yüzden fazla olan alt başlıklar içinde sadece 22 alt başlıkta bir yakınlaşma olduğunu.

Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün ise Rumların karalama hedefindeki ikinci kişi. Ne yapıp edip onu da suçlamaları lazım ki, müzakereleri kesmek için bir nedenleri olsun.

Özgürgün’ün Yeşilırmak kapısına giden yolun tamiri ve yapımında KKTC’nin yetkili makamlarının da çalışmalara katılmasını istemesi Rumlar tarafından bozgunculuk olarak nitelendi ve müzakerelerin kesilmesi için lazım olacak gerekçeler dosyasına kondu bile.

Müzakereleri koparmak zamanı gelince Rumlar bu tür ipe sapa gelmez gerekçeleri dosyadan çıkarıp masanın üstüne koyacaklar.

EDEK Başkanı Yannakis Omiru ise tezgahın ikinci aşamasının baş aktörü.

Daha şimdiden yaygarayı bastı ve Koalisyonun bozulacağı mesajlarını vermeye başladı bile. Maksat müzakerelerin devamı tehlikeye girsin de ne olursa olsun.

Hristofyas hükümetinin koalisyon ortağı oln EDEK’in başkanı Omiru,  M. A. Talat ile D. Hristofyas arasında yürütülmekte olan doğrudan müzakereleri, çok tehlikeli ve kritik olarak niteleyerek müzakerelerin ilk turundaki gidişatın aynı kalması durumunda Eylül ayında başlayacak ikinci turunun kesilmesini önerdi.

Aslanım Omiru, kaçın kurrası o.

Ya müzakereler kesilir, ya da ortaklık biter ve koalisyon çöker.

Yeni koalisyon kurulana kadar “Allah Kerim”. Kim ölür, kim kalır.

Yeter ki müzakereler kopsun ve Rumlar suçlanmasın.

İşte Rumların Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık taktikleri kısaca böyle.

2009 sonunda veya 2010 başında anlaşma olacağına inanan varsa beri gelsin.


Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
  • İletİşİm
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • SEZARIN HAKKINI SEZARA VERMEK
  • DYSİ Lideri Anastasiades Esenboğa’da VIP’e nasıl girebildi?
  • By by AB
  • Rumların kayıplar yalanı ortaya çıktı
  • Kıbrıs Eksenli Siyasete Akademik Alarga Cilt-2
  • RUMLARIN NİYETİ
  • BEŞLİ GÖRÜŞME
  • Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde Adaylar
  • ORAMS KOMPLOSU
  • Papadopulos’un yeni adı Abdurrahman Çelebi

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail