• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007
    • Eylül 2007
    • Ağustos 2007

Ocak 2009 ayında yazılan yazılar...

MÜZAKERELER VE MÜLKİYET

29 Ocak 2009
Yorum yapılmamış

Müzakerelerin en önemli aşamalarından bir tanesine gelindi. Mülkiyet konusu.

Aslında 1963 olayları ve Rumların Türkleri, Kıbrıs Cumhuriyetinden 1963 yılında dışlamasının ana konusu “Yönetim ve Güç Paylaşımı”.

Rumlar bir türlü Türkleri ortak kabul edememişlerdi ve niyetleri de Türkleri önce Kıbrıs Cumhuriyetinden dışlamak sonra da 16 Temmuz 1974 günü Nikos Samson’un Televizyonda ve Radyoda ilan ettiği gibi “Kıbrıs Helen Cumhuriyetini” ilan etmek ve arkasından da Yunanistan’a ilhak olmaktı. Yani ENOSİS’i gerçekleştirmekti ama istedikleri olmadı.

Rumların Başpapazı Hrisostomos II., bol keseden atarak ada topraklarının %88’inin Rum mülkü, %12’ninde Türk malı olduğunu iddia ediyor.

Belli ki hem okumamış hem de araştırmamış. Bol keseden atıyor.

Gerçekte Rum kayıtlarına göre adanın kuzeyindeki Rum mallarının toplamı %78.5 iddia edilirken, KKTC Haritacılık Dairesi verilerine göre sadece %63.

KKTC Haritacılık Dairesi verilerine göre KKTC sınırları içinde kişilere ait malların yani özel mülklerin %33’ü Türk malı, Güney kesimde de kişilere ait malların %22’si Türk malı.

1963-1964 olaylarında yaklaşık 25,000 Kıbrıslı Türk, ki o dönemdeki nüfusumuzun dörtte birini oluşturuyordu, güneydeki topraklarını bırakarak güvenli Türk bölgelerine göç etmek zorunda bırakılmıştı. Rumların kontrolündeki tapu dairesi zaman içinde terk edilmiş Türk mallarında bir kısmını açıkça iç etti ve yalan beyanlarla, tapu oyunları ile Rumların üstüne geçirdi.

Kıbrıs Cumhuriyeti Maliye Bakanlığına bağlı İstatitik ve Araştırma Dairesinin, 1964 öncesi yayınlamış olduğu istatistiki bilgilere göre, Kıbrıs’taki özel mülklerin %61-%81  arası bir miktarı Kıbrıslı Rumlara, %18-%31 arası bir miktarı da Kıbrıslı Türklere ait olarak görülmektedir.

Bu yüzdelikler içinde 1913-1930 yılları arasında gasp edilen 337,245 dönüm Evkaf Malları, Rum mülkü olarak gözükmektedir.

Sadece Abdullah Paşa Vakfı ve Lala Mustafa Paşa Vakfı mallarının Maraş’ta gasp edilen bölümü 80,000 dönüm olup ada topraklarının %1.6’sı etmektedir.

1974 öncesi kayıtlara göre Kıbrıs adası üzerinde kullanılabilir toprak alanı 6,915,392 dönümdür. Özel kişilere ait taşınmaz malların toplamı 5,067,572 dönüm olup ada yüzölçümünün %73.3’nü kaplamaktaydı. Ormanlar, devlet arazileri yollar, akarsular ve diğer benzeri mülklerin toplamı ise 1,847,820 dönüm olup ada yüzölçümünün %26.7’ni kaplamaktaydı.

KKTC Haritacılık Dairesi verilerine göre, İngiliz üsleri de dahil olmak üzere, Kilise malları da içinde olarak özel kişilere ait Rum mülklerinin toplamı 3,624,754 dönüm, toprağın %71.5’u, mevcut Evkaf malları da içinde olarak özel kişilere ait Türk mülklerinin toplamı 1,352,792 dönüm, toprağın %26.7’si, ve diğer azınlıklara ait özel mülklerin toplamı 90,026 dönüm olup %1.8 etmektedir.

1964 kayıtlarına göre KKTC’deki Rum özel mülkleri 1,463,382 dönüm olup %60.6 etmekte, Türk özel mülkleri ise 393,791 dönüm olup %16.31 etmektedir.

Güney Kıbrıs’ta ise Rum özel mülkleri 2,543,021 dönüm olup %61.56, Türk özel mülkleri de 413,177 dönüm olup %10.00 etmektedir.

Ara bölgedeki Rum özel mülkleri 112,326 dönüm olup %62.21 etmekte, Türk özel mülkleri 25,362 dönüm olup %14.5 etmektedir.

Adanın tümünde ise, Rum özel mülkleri 4,118,729 dönüm olup %61.23 etmekte, Türk özel mülkleri 832,330 dönüm olup %12.37 etmektedir.

Rum tapu dairesi verilerine göre, azınlıkların sahip oldukları özel mülkler Rum malları arasında sayılmak ve İngiliz üslerindeki topraklar hesaplamalar dışında kalmak üzere, KKTC sınırları içindeki Rum özel mülkleri %78.5, Türk özel mülkleri %21.1, Ara Bölgede Rum özel mülkleri %80.1, Türk özel mülkleri %18.1 ve Güney Kıbrıs’ta ise Rum özel mülkleri %85.7, Türk özel mülkleri %13.9 dır.

1964 ve 1974 öncesi verilerin tümü, Rumların yaptıkları sahtekarlıklarla ünlendiği Rum Tapu Dairesi kayıtlarından alınmıştır ve Türklerin özel mülkleri konusundaki olabilecek en düşük rakamları içermektedir.

Türklerin ada genelinde %28 oranında özel mülkleri olduğu varsayımıyla hesaplama yapıldığında ve KKTC sınırları içinde de %8.5 özel kişilere ait olmayan mülklerin var olduğu gerçeğinden yola çıkıldığında, Mülkler konusundaki en sağlıklı çözümün “Global Takas” olacağı görülmektedir. Mülk konusundaki müzakerelerin “Global Takas” ile sonuçlanması en adilane çözüm olacaktır.

“EVET” TEZGAHI GENE KURULDU

26 Ocak 2009
Yorum yapılmamış

Avrupa Komisyonu tarafından yılda iki kez AB ülkelerinin tümünde eş zamanlı düzenlenen ve aynı soruların kullanıldığı son anketin sonuçları, AB Komisyonu’nun Güney Kıbrıs’taki temsilcilik binasında düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı.

Yapılan açıklamaya göre Kıbrıslı Türklerin, ankette yer alan “Kıbrıs Türk Toplumu önündeki en büyük sorun” sorusuna çoğunlukla “ekonomik durum” olarak yanıt verdiği belirtildi.

Raporda Kıbrıslı Türklerin Kuzey’de ekonomik durum, istihdam, yaşam kalitesi ve çevre konularında olumsuz düşüncelere sahip olduğu, bunun AB ortalamaların üzerinde olduğu ve Kıbrıslı Türkler yüzde 75 oranında, “Kıbrıs Türk toplumunda durumun kötü olduğunu” düşünürken,  yüzde 66 oranında “enerji durumunun”, yüzde 60 oranında ise “kamu idaresinde işlerin yürütme biçiminin” kötü olduğu görüşü varmış.

Anlaşılan gene Kıbrıs Türk Halkının iradesini para ile satın alma oyunları başlatılıyor.

Belli ki yeni bir “Kıbrıslı Türkleri aldatma” planı tezgâha konmuş ve düğmeye basılmış. İllaki egemenliğimizi elimizden alacaklar ve ezgi çekerek, şehitler vererek, kanla, gözyaşı ile kurduğumuz devletimizi de tarihe gömecekler.

2002, 2003 ve 2004 yıllarında, İngilizcesi “How to build a public perception” olan “Halkın (spesifik bir konuyu) algılaması nasıl yaratılır” yöntemi ile Kıbrıs Türk halkının beyni adeta yıkanmış ve insanlarımız “Evet” derlerse, AB ile bütünleşip bütün dertlerinden kurtulacaklarına inandırılmışlardı.

Referandumda “Evet” denirse, herkesin bir evi, yüksek maaşlı işi, arabası ve bol parası olacaktı. O günlerde yapılan propaganda ve bol keseden verilen vaatler aynen böyleydi.

Tabii ki hepsi de yalan çıktı.

Kıbrıs Türk halkı %65 çoğunlukla “Evet” oyu kullandı ama tam tersi oldu.

“Hayır” diyen Rumlar AB’ye tek taraflı alınarak ödüllendirildiler, “Evet” diyen Kıbrıslı Türkler ise ödüllendirileceklerine, tam tersine cezalandırıldılar.

Kaldırılacağına söz verilen “Ambargolar ve kısıtlamalar” daha da artarken, izolasyonlar ve uluslar arası haklardan mahrumiyet daha da çoğaltıldı.

Maksat Kıbrıslı Türkleri yıldırmak ve “yeter artık bu çektiklerimiz” dedirterek,  güle oynaya Rumların idaresi altına girmelerini sağlamak. Sonra da Türkiye’yi AB’ye almamak için müzakerelerden soğutmak ve katılım müzakerelerinin kopmasını gerçekleştirmek.

Lanet olsun bizlere özgürce yaşam hakkı tanımayan ve her türlü zorluğu çıkaranlara,  “İnsan hakları ve bireylerin özgürlüğü üzerine kurulduğu iddia edilen Avrupa Birliği”ne ve bu tezgahı hazırlayıp önümüze koyanlara.

Tezgah belli.

Hangi atölyeden çıktığı bilindiği için yöntemi de belli.

Önce insanımızın beyni “Kıbrıslı Türklerin en büyük sorunu ekonomik durumdur” kavramı ile yıkanacak ve herkes buna inandırılacak. Sonra da sözlüğünde “Rüşvet” kelimesi bulunmayan ama bunun kibarcası olan “Hibe” veya “Bağış” kelimelerinin bolca yer aldığı Avrupa Birliği, Kıbrıslı Türkleri kötü ekonomiden kurtarmak amacı ile çağrılar yapacak ve paralar teklif edecek.

Çağrılar aynen, “Kıbrıs Sivil Toplumu İş Başında. III.cü Hibe Çağrısı Açılış Etkinliği, Avrupa Komisyonu adına, Sivil Toplum Destek Ekibi tarafından, falan gün falan yerde yapılacak.” şeklinde gazetelerde boy boy yer alacak.

Ve tabii ki bu hibeler veya bağışlar, ki kesinlikle AB’ye göre rüşvet değildir, toplumun genel çıkarını temsil eden ve AB’nin öncelikli politikaları doğrultusunda çalışan sivil toplum örgütlerini desteklemeye verilecek.

Başkalarına yok.

KKTC’nin varlığına inananlarla, Kıbrıs’ta Türk egemenliği de vardır diyenlere bırakın hibeyi veya bağışı, selam bile verilmeyecek.

Açıkçası, 2003-2005 döneminde olduğu gibi, AB için çalışan, AB’nin isteklerini yerine getiren ve olası bir referandum da “Evet” oyları için çalışacak herkese, parayı vermek için bir bahane bulunacak ve ellerine de bu paralar sayılacak.

Daha evvel böyle olmuştu, şimdi gene aynısı tekrarlanacak.

“Evet”ler para ile satın alınacak.

Sayın Köşe yazarı ve düşünür Erol Manisalı’nın 23 ocak 2009 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki “Bıçak Sırtı” başlıklı köşesinde, okuyucunun adeta gözüne soktuğu bir alıntı var. Türkiye-AB müzakerelerinin sonucunu gayet güzel açıklıyor bu kısacık alıntı.

Cümle aynen “Türkologların ittifak halinde oldukları bir konu vardı: Türkiye Avrupa’dan farklı bir kimliğe (aidiyete) sahiptir ve bu nedenle Avrupa’daki birliğin içinde yer almayacaktır” şeklindeydi. Bu cümlede bahsi geçen Türkologlar, AB üyesi ülkelerin vatandaşları olan Avrupa kökenli kişilerdi ve bir konferans sonrası ortaya koydukları ortak görüştü.

Hazır olun. Tezgah çalışmaya başladı.

Hedefte KKTC’yi yutmak, Kıbrıslı Türkleri Rumların egemenliği altına sokmak ve Türkiye’yi AB’ye almamak var.

BİR SAHTEKARIN HAYALİ SENARYOSU

25 Ocak 2009
Yorum yapılmamış

Dün yerel gazetelerde ve internetin saygın gazetelerinde, Türkiye’de yaşayan ve bazı TV dizilerinde yer alan bir sanatçının “1974 Mutlu Barış Harekatı” ile ilgili açıklamalarını okuyunca beni gülme tutmuştu.

Arkadaş, önce elleri bağlı bir düşman askerini alnından vurmuş, sonra da komutanı her gün ona vurması için esir getirmiş.

Hatırlarsanız, bir evvelki yazımda “İnananın da” diye bir yerel deyimden bahsetmiştim. Bu hayali senaryo için de, bu deyim aynen geçerli.

Türk Ordusunda “Cellat” diye bir makam yok. Öyle olsaydı, ne Barış Harekatında, ne de Kandil dağlarındaki çatışmalar sonrasında esirlerle geri dönülürdü. Çağırırlardı cellatları ve hepsi de, söz konusu sahtekarın anlattığı gibi, esirleri alınlarından vururdu.

Belli ki bu arkadaş ne savaşa katılmış, ne çarpışmış, ne de eline silah almış. Anlattıklarının 1974 Mutlu Barış harekatında yaşananlar ile yakından uzaktan ilgisi yok.

Serde araştırmacılık var ya!.

Bu kişinin sözlerinin doğruluğunun teyidini almak için hemen başladım araştırmaya.

Bu adam askerlik yaptı mı?

Yaptıysa, nerede yaptı?

Barış Harekatına katıldı mı? Hangi bölük, hangi birlik, ne vakit nereye çıktı, nerede savaştı? Gazi mi, Gazilik Beratı ve Madalyası aldı mı?

Araştırma sonunda edindiğim bilgiler benim için hiçte sürpriz olmadı. Anlattıklarının Barış Harekatı ile ilgisi olmadığından beni gülme tuttu demiştim ya, aynen çıktı.

Söz konusu sanatçının anlattıkları tam bir hayali senaryo.

Zaten kendisi de sonradan, anlattıklarım bir senaryoydu dedi ama, ok bir kere yayadan çıkmış, akıllarda soru işareti bırakmış, Türkiye’yi ve Türk Ordusunu da zan altına sokmuştu.

Bu kişi Barış Harekatına katılan birisi değil.

Adaya ayak basan hiçbir dalgada adı yok.

Benim ulaşabildiğim 1974 Barış Harekatı Gazileri listesinde de adı yok.

Her Barış Harekatı Gazisine verilen Berat’ı ve Madalyayı alacak bir görev de yapmamış, böylesi bir onura layık görülmemiş.

1.ci ve 2.ci Barış Harekatı arasında, yani 23 Temmuz-14 Ağustos 1974 tarihleri arasında,  20 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirilen 1.ci Barış Harekatında şehit olan Kıbrıs Türk Alayı’nın (TURDIK) kahraman mensupları yerine gönderilenlerin arasında adaya gelmiş.

O dönemde TURDIK’de görev yapan göz şahitlerinin anlatımına göre, bu kişinin gösterdiği olağan dışı korkaklıktan dolayı kendisine silah atış talimi bile yaptırılamamış ve bu nedenle de her hangi bir silah zimmetlenmemiş. Gece yalnız kalmaktan korktuğu için nöbetlere de konulamamış ve son çare olarak karargaha alınarak kafeteryada görevlendirilmiş. Görevi de sabah akşam patates soymak olmuş.

1.ci Barış Harekatı sonrasında 1974 Mutlu Barış Harekatını gerçekleştiren Kolordu tüm birlikleri ve teçhizatı ile aday çıkıp gerekli stratejik mevkileri tuttuğundan ve de 2.ci Barış harekatını da gerçekleştirdiğinden, Kıbrıs Türk Alayı’nın görevi, bulunduğu bölgenin savunması yapmak, stratejik mevkileri tutmak ve bölgedeki Mücahitlere ateş, lojistik, stratejik ve sağlık desteği vermek olmuştu.

Yani bu sanatçımız, sıcak savaşa, herhangi bir çatışmaya bile katılmamış.

Eline silah bile verilmemiş. Sadece patates ayıklama bıçağı verilmiş. Hem bir de önlük, üzeri kirlenmesin diye.

Geceleri korku krizi geçirip, sürekli ağladığı için de 1974 yılının Eylül ayı içinde Türkiye’ye geri gönderilmiş. Adada kalış günlerinin toplamı da bir aydan fazla değil.

İşte bu sahtekarın hikayesi aynen böyle.

Söylediklerinin hiç birinde doğruluk payı yok.

Göz şahitleri, olayın büyümesi durumunda, sözlerinin doğrulu konusunda Mahkemede şahadet vermeye ve belge sunmaya hazır olduklarını da bir infial içinde  belirtmişlerdir.


Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
  • İletİşİm
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • Tayvan Modeli bana çok sempatik geliyor
  • KKTC GÖKTEN ZEMBİLLEMİ İNDİ
  • TÜRKİYE, AVRUPA gündeminde
  • Papadopulos’un çözüm koşulu : Türklere Şengen vizesi
  • Al Rum Mahkemesini çal AİHM’nin başına
  • HRİSTOFYAS AĞZINDAN BAKLAYI ÇIKARDI
  • KKTCden alına 7.5kg salyangoz
  • KKTC’deki AB ofisinin bedeli belli oldu
  • Annan Planı hakkında bilmediklerimiz
  • ELAZIĞ'IN FAHRİ HEMŞEHRİSİ OLDUM

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail