• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007
    • Eylül 2007
    • Ağustos 2007

Temmuz 2008 ayında yazılan yazılar...

MÜZAKERE TAKVİMİ BELİRGİNLEŞİYOR

31 Temmuz 2008
Yorum yapılmamış

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un Alexander Downer’i Kıbrıs Özel Danışmanı olarak ataması ve Downer’in adaya gelişi, ABD’yi de hareketlendirdi.

Aslında BM kanalı ile Kıbrıs’ta “Kapsamlı  Müzakerelerin” başlatılması konusunu yavaş yavaş perde arkasında ciddileştirip rayına oturtan Amerikan Dışişleri Bakanlığı,  3 Eylül’de başlayacak yeni müzakere sürecini Washington adına takip edecek Kıbrıs sorununa ilişkin özel koordinatörünü de atama konusunda son aşamaya geldi.

ABD her zaman olduğu gibi işin içinde bulunmaya ve bir numaralı moderatör olmaya kararlı. Gelişmeleri kendi çıkar ve düşünceleri doğrultusunda kontrol altında tutabilmek için, gerekli her tür girişimi yapmaya ve tedbiri almaya, derinden derine programlı bir şekilde hazırlanıyor.

Bunun işaretini zaten geçmiş haftalarda almıştık.

ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Daniel Fried’in geçmiş haftalarda Kıbrıs’a yaptığı kısa ziyarette Hristofyas ile bir araya gelmiş ve Hristofyas da kendisine açık ve net bir şekilde müzakere masasında bulunması gereken BM diplomatları dışında arabulucular ve temsilciler istenmediğini söylemişti. Söylemesine söylemişti de, Fried’in bunun tam tersini dile getirmiş ve Amerikan Hükümeti’nin liderler istediği takdirde sürece yardımcı olmak istediğini belirterek,  Hristofyas’a ABD’nin özel koordinatör atamayacağı taahhüdünde de bulunmamıştı.

Kısaca Fried, diplomatik dil de Hristofyas’a, “Bu işte bizde varız” demişti.

ABD’nin 2004 yılında yapılan Annan Planı Referandumundan aldığı ders ile bu defa çok daha hazırlıklı olduğu ve işi tesadüflere bırakmayacağı da kesin. Bir kez daha Annan Planında olduğu gibi hiç beklemediği yerden beklemediği kararların çıkması tuzağına düşmeyecek.

Şimdiden alt yapısını hazırlamaya ve tedbirlerini de almaya başladı.

Yakında hep beraber göreceğiz.

Türkiye Hükümetinin, müzakereler sürecinde, masada veya perdenin arkasında ABD ile AB’nin özel temsilcilerinin bulunmasına pek bir itirazı olmadığı da, konu ile ilgili diplomatlar tarafından gayrı resmi olarak kulaklara fısıldanıyor.

ABD, müzakerelerde etkin rol almaya soyunurda AB soyunmaz mı?

Tabii ki AB’nin de hazırlıkları var ve bir şekilde onlarda müzakere sürecine dâhil olacaklar.

Hristofyas istese de istemese de, BM’li, ABD’li ve AB’li hakemler müzakere masasında oturacaklar veya masanın yanında ayakta duracaklar.

Siz buna kısaca Talat ile Hristofyas’ın yapacağı “Kapsamlı Müzakerelerde” direkt veya endirekt “Hakem” olacak gözüyle de bakabilirsiniz.

Aynı kurallar ve taktik “Zaman kısıtlaması” kavramı içinde geçerli. Hristofyas ısrarla “Takvime bağlı müzakere yapılmasına”  karşı çıkıyor ama illaki takvimin de olacağı yavaş yavaş belli olmaya başladı.

Şimdilik baş aktör rolünde göreve başlayan Downer,  evvelki gün Hristofyas ile yaptığı görüşmede, Rum tarafının “BM’nin 2004’ün yanlışlarından kaçınması, hakemlik ve bunaltıcı takvimleri ortaya koymaması gerektiği” şeklindeki talebini defterine not etti.

Hristofyas’tan sonra eşitlik ilkesine uyarak, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile de bir görüşme yaptı ve Türk tarafının “BM’nin sürece ister hakem ister köprü (arabulucu) olarak müdahale etmesini uygun gördüğü” görüşünü de aynı deftere kaydetti.

Gerçekte Hristofyas’ın kalbinde “Takvim” korkusu var.

Tabii korkunun ecele pek faydası yok.

Ortada bir takvimin olduğu ve süreç içinde bu takvimin adım adım uygulamaya konacağı da kesin.

Aylardır dile getirdiğim üzere Kapsamlı Müzakerelerin bir bitme noktası var.

Bu son gün de Haziran 2009.

Avrupa Parlamentosunun yenilenmesi için yapılacak olan seçim gününde, müzakerelerin bitmiş ve Referandumun yapılmış olması gerekiyor.

KKTC’de ve Kıbrıs Rum tarafında özel bir “Referandum yasası” olmadığı için yapılacak referandum, her iki taraftaki “Seçim ve Halk Oylaması yasalarına”  göre yapılacak. Referandum takvimi, mevcut yasalara göre 30 gün seçmenlerin güncelleştirilmesi, 60 gün de oylama hazırlığı gerektirdiği için, asgari 90 gün uzunluğunda bir süre demektir.

Geriye doğru sayım yapınca da takvim ortaya çıkıyor.

Müzakerelerin en geç Mart 2009’da sonlandırılması gerekli. Bunun aksi “Kadife ayrılık” olacak.

KIBRIS HELEN CUMHURİYETİNİN DEVAMINA ONAYIMIZI İSTİYORLAR

28 Temmuz 2008
Yorum yapılmamış

Hristofyas, Yunan cuntasının III. Makarios’a yönelik darbesi ve Türk Barış Harekâtı’nın 34’üncü yıldönümü nedeniyle Cumartesi gecesi Baf’ta düzenlenen etkinlikte bir konuşma yaptı ve müzakerelerden sonra ortaya çıkacak yeni Federal devletin, yani 23 Mayıs görüşmesinde kapının önünde söylediği tanımlama ile “BİRLEŞİK KIBRIS FEDERAL CUMHURİYETİ”nin, bugünkü “Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti”nin (federasyona) dönüşümü olacağını, Anadolu’nun uzantısı veya yeni bir Helen devleti olmayacağını söyledi.

Zaten içten içe hazırlıkları da hep bu yönde.

Bu fikrini 25 Temmuz görüşmesinden hemen sonra söylemesi de çok şaşırtıcı değil.

Şu tesadüfe bakın ki, aynı gün ve aynı saatlerde,  Rum Meclis Başkanı Marios Karoyan’da, 4 EOKA’cı için Yermasoya’da (Germasogia) düzenlenen bir başka anma törenine katıldı ve “Bizim taraf onurlu ve adil bir uzlaşıya hazırdır. Ancak partenojenezden kaynaklanacak veya Türkiye’ye garantörlük ve müdahale hakkı tanıyacak bir çözümü kabul etmeyiz” diyerek, müzakerelerden sonra ortaya çıkacak yeni devletin mevcut Kıbrıs (Rum) Cumhuriyetinin  tadil edilmiş şekli ve devamı olacağını vurguladı.

Hristofyas, aşırı solcu ve komünist bir parti olan AKEL’in Genel Sekreteri ve Rum Cumhurbaşkanı. Ermeni melezi olan Karoyan ise aşırı sağcı bir parti olan DIKO’nun Genel Başkanı ve Rum Meclisi Başkanı. Siyaset kurallarına göre ikisinin etinin bir kazanda kaynaması olanaksız. Bırakın dayanışmayı, partisel felsefelerinden dolayı yan yana gelip konuşmaları bile olanaksız ama büyük bir tesadüf eseri olarak her ikisi de aynı anda fakat farklı yerlerde aynı tezleri savunuyorlar ve şimdilik politik ortaklar.

Her ikisi de, Kapsamlı Müzakerelerden sonra yeni bir devletin kurulmayacağını ve mevcut Kıbrıs (Rum) Cumhuriyetinin anayasasında değişiklikler yapılarak, Türklerin bu devlete katılacağını söylüyorlar. Protokol ve önem sırasına göre, biri “Bir” numara, diğeri de “İki” numara.

Üstelik Karoyan, birde üstünden çıkarak,   “Kıbrıs Türk tarafı iki devlet çözümü talep etmeyi sürdürürse, durum çıkmaza sürüklenecek ve sorumluluk da Kıbrıs Türk tarafına ait olacak” iddiasında bulundu. Yani bizim istediğimiz mevcut Rum devletinin devam etmesidir. Kıbrıslı Türkler de bunu kabul etmek zorundadır. Eğer bu isteğimizi veya koşulumuzu kabul etmezlerse, dünyaya, müzakerelerin çıkmaza girmesinin sorumlusunun Türkler olduğunu ilan edeceğiz demek istemektedir.

Nedense, görüşmelerin başlangıç tarihi olan 1968 yılından itibaren geçen 40 yıl içinde hep uzlaşmayan taraf biz olmuşuz. Rumlar bize kucak açmış ama biz bu kucağı görmemişiz. Onlarca, yüzlerce insanımız gidip kendi kendilerini kuyulara atmışlar ve ölmüşler. 103 köydeki soydaşlarımız, evlerini, hatıralarını, mezarlarını, mülklerini, servetlerini geride bırakmışlar ve biraz yaylaya gidelim de tatil yapalım diyerek Aralık ayının acımasız kış koşullarında Hamitköy ovalarında çadırlar kurmuşlar.

15 Temmuz 1974 Pazartesi günü sabah saat 10:00’da Yunanistan’dan verilen emir ile RMMO’daki ve ELDİK’deki (1960 Anayasasına göre adada bulunan 900 kişilik Yunan Alayı) Yunan subaylarının, A’dan Z’ye organize ettiği ve sorumlu oldukları bir harekat ile Kıbrıs’ta bir darbe yapılmıştı. Sabahleyin savaş düzeninde saraya saldıran darbeciler kanlı bir çatışmadan sonra sarayı ele geçirmişler ve dönemin Rum Cumhurbaşkanı Makarios’un öldürüldüğünü ilan etmişlerdi.  Sonra da Makarios’un yerine (EOKA’cı katil) Nikos Sampson Cumhurbaşkanı ilan edilmişti.  Pazartesi günü akşama doğru da KRYK’nin (Kıbrıs Radyo Yayın Korporasyonu) Televizyon yayınına çıkan Nikos Sampson, ki o dönemde başka bir TV kanalı da yoktu, yapılan darbe hakkında bilgi veren bir konuşma yapmış ve sonunda da “KIBRIS HELEN CUMHURİYETİ”ni ilan ettiğini açıklamıştı. Nikos Sampson’un o gün yaptığı konuşmayı, halini, tavrını, mimiklerini, sesini, gururlu ve kabadayı halini hiç unutmadım ve hala daha canlı bir şekilde hafızamda duruyor.

20 Temmuz 1974, Cumartesi sabahı saat 05:00’de Türk Silahlı Kuvvetlerinin adaya ayak basması ile başlayan “Barış Harekatı”, bu yeni devletin kısa bir müddet sonra sonlanmasına neden olmuştu.

Türk askerinin adaya ayak basmasıyla başlayan “Mutlu Barış Harekâtı” yapılmasaydı ve bizlerde bu gün eğer yaşıyor olsaydık, Kıbrıs Helen Cumhuriyeti veya Yunanistan vatandaşı olarak yaşıyor olacaktık.

Şimdi Hristofyas ve Karoyan, Kıbrıs’lı Türklerden, müzakerelerden sonra ortaya çıkacak yeni devleti, 15 Temmuz’da Kıbrıslı Rumlar tarafından ilan edilen “KIBRIS HELEN CUMHURİYETİ”nin devamı olan ve geçmişinde acımasız bir soykırım, kan, gözyaşı, yıkılan umutlar, çekilen eziyetler, şehitler, dullar ve geride kalanların kaybettikleri geleceklerinin bulunduğu Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’nin devamı olmasını kabul etmesini istiyorlar.

Çok insafsızlar. Bir dönem Türklere soykırım uygulamış olan Kıbrıs Rum Cumhuriyetini benimsememizi ve kabul etmemizi istiyorlar. İstiyorlar az bile, şart koşuyorlar.

Başkalarını bilmem ama ben şahsen, içinde böyle bir çözümü barındıran Referanduma kesinlikle “Hayır” oyu veririm.  Ya yeni bir “Partenojenez devlet” yani “yeni doğmuş ve geçmişi olmayan” bir devlet kurulur, ya da benim mücadelem “Hayır” yönünde olur.

DIKO NİYET MEKTUBUNU HATIRLATTI

27 Temmuz 2008
Yorum yapılmamış

17 Şubat Pazar günü Rum tarafında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin 1.ci turunun hemen sonrasında gerek 2′nci tura kalan Dimitris Hristofyas’ı aday çıkaran AKEL, gerekse de 1′inci turu en önde tamamlayan Ioannis Kasulidis’i aday gösteren DISY, parti bazında destek alabilmek için Papadopulos’un DIKO’su ile sıkı bir pazarlığa girmişlerdi.

AKEL, 17 Şubat gecesi 1.ci turun sonuçları açıklandıktan birkaç saat sonra seçimi kaybeden DIKO’ya bir niyet mektubu verdi.  Bu niyet mektubunda hem Papadopulos’un partisine, hükümette dört Bakanlık, Mecliste Meclis Başkanlığı ve koalisyon hükümeti kurmak teklifini yaptı, hem Yunanistan ile uyum ve işbirliğini arttıracağına dair garanti verdi, hem de Gambari sürecine sadık kalacağını, Annan Planı benzeri planları reddedeceğini ve de adada AB garantisi ve BM parametreleri içinde iki toplumlu, iki bölgeli Federal bir yapılanma için mücadele vereceğini taahhüt etti.

AKEL buna ilaveten yaptığı resmi açıklamadaki ilkeleri içinde, Kıbrıs sorununun özünün “işgal ve istila” olduğunun anlaşılması için uluslararası toplumun, Rum tarafının tezleri konusunda bilgilendirilmesi, Kıbrıs sorununun çözüm ilkelerinde, yani Annan benzeri bir plan gelirse mevcut koşullardan herhangi bir indirim yapmamak, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve askersizleştirilmesini sağlamak, yabancı garantörlerin yani Türkiye’nin tek taraflı müdahalede bulunma hakkının ortadan kaldırılması için çalışmak, Rum göçmenlerin kuzeydeki mallarına geri dönüş hakkının garanti altına alınmasını sağlamak, kolonizasyona son vermek yani Türkiye’den gelen soydaşlarımızın geri gönderilmesini gerçekleştirmek ve üniter Rum devletini faaliyete geçirebilmek için ekonominin ve kurumların yeniden birleştirilmesi için taahhütleri var.

Rum tarafındaki 1976 patentli “RED CEPHESİ” üyeleri olan DIKO, EDEK ve ortakları EUROKO ağız birliği etmişçesine dün Hristofyas’a  17 Şubat tarihli “Niyet Mektubunu” ve “İlkeleri ile Taahhütlerini” hatırlattılar ve doğrudan müzakerelerin başlamasına çok sert bir şekilde karşı çıktılar. Her ikisi de Doğrudan müzakerelerin başlaması için gerekli ön şartların halen hâsıl olmadığı görüşünde, EUROKO ise toptan karşı.

EDEK Başkanı Yannakis Omiru, partisinin doğrudan müzakerelerin başlaması konusunda Hristofyas’a, “Çözüm zeminine ilişkin ortak anlayış ve ortak tez olması ve Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuların öncelikle görüşülmesi” şartını koştu.  Yani daha işin başında “Türkiye’nin Garantörlüğün kalkacağının, Türk Askerinin tümden geri gideceğinin, Türkiye’den gelen vatandaşlarımızın geri gönderileceğinin ve Rumların kuzeydeki mülklerine geri döneceğinin garantilenmesini istiyor.

İsteyenin yüzü bir kara, vermeyenin iki kara.

EDEK, tüm bu itirazlarına rağmen, Hristofyas’ı destekleyeceğini belirtti. Yani pes etmiyorum ve ayağının içinde karıştıracağım. İstediğimi yapmazsan, zamanı gelince de baydayı da atacağım demeye getiriyor.

Eski dostlar ve Mücadele arkadaşları  DİKO ve EDEK, Hristofyas’ın müzakere tezini desteklemeyi “zorunluluk” olarak görürlerken, boyuna posuna bakmayan EURO-KO, ortalıkta tavuk ayağı gibi karıştırmaya devam etti ve müzakerelere açıkça karşı çıkan tek parti oldu.

EUROKO Başkanı Dimitris Şilluris görüşünü, “Kötü bir çözüme sürükleniyoruz, müzakerelerin yegâne hedefi de Türkiye’nin Avrupa sürecini kolaylaştırmak olacak” ifadesiyle ortaya koydu.

Eylülden sonra Kıbrıs Sorununun son dönemece gireceği artık kesin.

Liderler, belirlenmiş gündemle Eylül ayının ilk yarısında iki kez görüşecekler.

Bu ilk iki görüşmenin, 3 ve 10 Eylül’de yapılması konusunda, Cumhurbaşkanları dün, Taye Brook Zerihoun’un önünde randevulaştılar. Açıklamaya konmadı ama programa alındı.

Varılan mutabakata göre,  3 Eylül’de BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Aleksander Downer’in huzurunda “Doğrudan Müzakerelerin” ilk buluşması gerçekleşecek ve geleneklere göre de ufak bir törenin yapılması olasılığı da çok yüksek.

İlk toplantıda büyük bir olasılıkla  “Doğrudan Müzakerelerin” yöntemi, programı, çıkmazlarda nelerin yapılacağı, Çalışma Grupları ve Teknik Komitelerin hangi konularda ve ne vakit çalışacakları bir esasa bağlanacak ve özlü görüşmelerin birincisi 10 Eylül’de başlayacak.

Liderler Cuma günkü toplantıda Doğrudan Müzakerelere  “Yönetim” konusunu görüşmekle başlamaya ve daha sonra da Mülkiyet, Avrupa Birliği ve Ekonomi konularıyla devam etmeye,  çözümün özünü teşkil eden Güvenlik ve Egemenlik konularını da daha sonraki aşamada görüşmeye karar vermişlerdi.

Bu da, liderler siftahı, bir olasılıkla 10 Eylül’de ve  “Yönetim” konusu ile yapacaklar demektir.

Hayırlısı…


Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
  • İletİşİm
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • TIKANAN KELİMELERİN DİLİ
  • MÜZAKERE TAKVİMİ BELİRGİNLEŞİYOR
  • YEŞİLIRMAK KAPISI
  • Ekümenik Patrikhane ne demektir?-3
  • MALİ TÜZÜK uygulaması da buzdolabına kondu
  • Paris görüşmesinin perde arkası
  • Papadopulos ABD’nin kara listesinde
  • KKTC’nin izolasyonuna devam
  • Finlandiya’nın Kıbrıs Önerilerinin İlk Taksidi
  • Mağusa, Kaleiçi'nde Gün Işığına Çıkamamış St. Dominik Kilisesi

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail