• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007
    • Eylül 2007
    • Ağustos 2007

Nisan 2008 ayında yazılan yazılar...

RUMLAR MASADA NEYİ TARTIŞACAK

28 Nisan 2008
Yorum yapılmamış

Rumların çözüm pazarlığında nereye kadar gerileyecekleri ve neleri kabul edecekleri yavaş yavaş belli olmaya başladı.

Zaten “Kırmızı çizgilerimiz” diye açıkladıkları “Olmazsa olmazları” gerçekte Rum siyasilerin kafalarındaki çözüm planını ve masada da nereye kadar gerileyebileceklerini veya diğer bir tabirle neleri kabul edeceklerini açıkça ortaya koyuyor.

Rumları tanıyanlar ve kafa yapılarını bilenler, bunları hemen algılar.

Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu’nun 22 Nisan tarihli açıklamasında yer alan  “Yeni devlet Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı olmalı.  Kıbrıs Cumhuriyeti’nin çözümden sonra da devamı ve güvenceleri, Rum tarafının kırmızı çizgileridir, partenojenez fikrini tamamen reddediyoruz” sözleri ile açıklamanın son kısımlarına doğru da BM’nin Annan planını kastederek, “Annan planı bizim için artık yoktur. Birleşmiş Milletler’in bunu yeniden gündeme getirmeye hakkı yoktur, çünkü planın kendisi, toplumlardan biri tarafından reddedilmesi halinde geçerliliğini yitirmesini öngörür. BM, geçmişte yaptığı bazı çalışmalara atıfta bulunmak istiyorsa, bu kendi meselesidir” ile neyi kastettiğini iyice anlamak için, bu sözleri hem Kiprianu’nun kafa yapısı ile, hem de Rum Başkanlık Komiseri ve görüşmeci Yorgos Yakovu’nun Cuma günü yaptığı açıklama ve kafa yapısı ile harmanlayarak yorumlamak gerekiyor.

1960 Limasol doğumlu olan Markos Kiprianu (Markos Kyprianou) ünlü EOKA’cı ve Rumların 2.ci Cumhurbaşkanı Spyros Kipranu’nun oğlu. Atina’da Hukuk okuduktan sonra Cambridge ve Harvard’da Master yaptı. Babasının kurduğu DIKO partisinde, MYK üyeliği yaptı. 1986’da Lefkoşa Belediye Meclis üyesi, 1991, 96 ve 2001’de de Lefkoşa bölgesinden Rum Temsilciler Meclisine seçildi. Maliye Bakanlığı yaptı. Günümüzde Hristofyas kabinesinde Dış İşleri Bakanı. Rum milliyetçisi ve tutucu bir politik görüşe sahip. Kıbrıs’lı Türkleri azınlık olarak algılıyor.

1938 (Mağusa) Alaniçi (Persiteronopigi) doğumlu olan Yorgos Yakovu (Georgios Kyriakou Iacovou) ise bizim taraflı. Evi de İngiliz Mezarlığının karşı tarafındaki yolun içinde yer alan iki katlı taş ev. Dış İşleri Bakanlığı döneminde 3 Cumhurbaşkanı eskitti. 13 yıllık hizmeti ile Rum tarafının en uzun süreli Dış İşleri bakanlığı yapan kişisi Yakovu. 1998 Rum Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AKEL’in desteği ile 1.ci turda en yüksek oyu alarak 2.ci tura, kendisinden %1.15 daha az oy alan rakibi Klerides ile girdi ve seçimi kıl payı kaybetti.  Hristofyas ile birlikte, yakın çalıştığı Cumhurbaşkanlarının sayısı 4 oldu. Hristofyas döneminde Dış İşleri Bakanı değil ama Başkanlık Komiseri ve görüşmeci görevinde. Bu görev de neredeyse Dış İşleri Bakanına eşit düzeyde bir konumda. Zaten Papadopulos kabinesinde de AKEL kontenjanından görevine hiç ara vermeden devam etmişti. Politikayı çok iyi bilen, yalanı dolanı olmayan açık sözlü bir politikacı.

Kiprianu, Papadopulos’un görüşlerini yansıtırken, Yakovu, Hristofyas’ın düşüncelerini yansıtıyor. Bu nedenle Kiprianu’nun sözlerini Yakovu’nun sözleri ile harmanlamak gerekiyor.

Yakovu Cuma günü yaptığı açıklama ile Hristofyas’ın çözüm yolundaki düşüncelerini ortaya koydu ve Kiprianu’nun da yaptığı açıklamayı da 24 saat sonra sıfırladı.

Yakovu, Kiprianu’nun sözlerini çürütmek için, Federasyon tanımına Papadopulos’un yaklaşımı açıkladı ve Cumhurbaşkanı M. A. Talat ile Rum Yönetimi eski Başkanı T. Papadopulos arasında 5 Eylül 2007’de yapılan görüşmenin tutanaklarını ortaya çıkararak, Gambari sürecinin söz konusu 2.ci toplantısında Talat’ın müzakere masasına Annan planından parçalar koyabileceğinin peşinen kabul edildiğini açıkladı.

Yani Yakovu bu davranışı ile “BM’nin Kıbrıs’la ilgili 1963-2003 yılları arasında yaptığı bütün çalışmaları, kararları ve müktesebatı içeren Annan Planı masadadır. Görüşme masasında biz bu planı gerekirse başka bir ad altında tartışacağız ve 1977, 1979 ve 2006 antlaşmalarını içeren, iki toplumlu, iki bölgeli federasyonu konuşacağız” demek istemiştir.

Zaten Yakovu’nun bu görüşünü, Anayasa Uzmanı ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın yakın mesai arkadaşlarından biri olan Tumazos Çelebis, Kıbrıs sorununun çözümü yolunda düşündükleri federasyon sisteminin temel ilkeleri üzerine yaptığı açıklama ile de teyit etti.

Çelebis açıklamasında, GKRY’nin bir süreden beri, halkın iki bölgeli, iki toplumlu federasyon konusunda bilgilendirilmesi için bir seferberlik başlatılması gerektiğini çeşitli vesilelerle dile getirdiğini ve kurulacak federasyonun, Türk ve Rum bölgelerinden her birinin kendi yetki sınırları bulunan, iki bölgeden oluşan sentez bir devlet olduğunun açıklanması gerektiğini vurgulaması, masada tartışılacak konunun ipuçlarını gayet net ve açık olarak vermektedir.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Yannis Valinakis’in Cuma günü yayınlanan röportajında,  “Avrupa Birliği’nin, bütün üye ülkeler için en büyük garantör güç olduğunu” söylemesi, “Kıbrıs sorununa bulunacak bir çözümde Rum yönetiminin AB’ye üye olduğunun ciddi şekilde dikkate alınması gerektiğini” vurgulaması ve Ankara’ya hitap ederek “BM Güvenlik Konseyi Başkanı’nın, yeniden birleşmenin iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyona dayanacağını net şekilde ortaya koyduğu son beyanının içeriğine uyması” çağrısında bulunması ise, Rum Yönetiminin ve Yunanistan, masada Annan Planı benzeri Federal yapıda yeni bir devleti görüşmeye hazır olduklarını ortaya koymaktadır.

Görüşmelerde en büyük tartışmaların “Türkiye’nin Garantörlüğü” üzerinde olacağı da artık iyice belli oldu. Geri kalan konular belli ki teferruat olarak algılanıyor ve ikincil önem taşıyor.

Kıbrıs’ın Geleceği

28 Nisan 2008
Yorum yapılmamış

Türkiye Emekli Subaylar Derneği Stratejik Araştırmalar Merkezi (TESSAM

“Kıbrıs’ın Geleceği” Sempozyumu
Harbiye Kültür Sitesi Kocatepe Salonu
24 Mayıs 2008 Cumartesi
İSTANBUL
Prof. Dr. Ata ATUN

HRİSTOFYAS-TALAT DÖNEMİ KIBRIS
SORUNUNA ÇÖZÜM GETİREBİLECEK Mİ?
KIBRIS’TA ÇÖZÜM

BU KONUYU İRDELEMEK İÇİN ÖNCE İKİ TARAFI TANIMAK, ELDEKİ FIRSATLARI, OLANAKLARI VE ZAMAN SINIRLAMASINI DEĞERLENDİRMEK GEREKİR.

RUM TARAFI
2003-2008 yılları arasında Tassos Papadopoulos’un sürdürdüğü “uzun vadeli çözüm” politikası aslında Makarios’un 1968-1974 yılları arasında uyguladığı politikadır.
Makarios Akritas planının uygulanamayacağını ve silah zoru ile adanın tümü üzerinde egemenlik kuramayacağını anlayınca taktik değiştirmiş ve 1968 yılında “arzulanan değil mümkün olan çözüm”e yönelerek “uzun vadeli çözüm” siyasetini uygulamaya koymuştu.
Düşüncesi şu temele dayanıyordu : “Artık hükümet bizim tekelimizdedir. Türk bakanlar yok. Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Cumhuriyetinin sadece %5′inde yaşıyorlar. Kıbrıs Cumhuriyeti biziz. Böyle devam edersek ve Kıbrıs sorununu bitirmezsek başkalarının bize dayatmaya çalıştığı “kötü çözümleri” engellemek şartıyla hayallerimizi gerçekleştirebiliriz.”
Devamını oku »

VAKIF MALI KİMSEYE VERİLEMEZ

24 Nisan 2008
Yorum yapılmamış

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Kıbrıslı Rum Mike Timvios’un KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu ile mülk takasına ve tazminata dayalı olarak yaptığı anlaşmayı onaylaması, mülk konusunda yeni bir kapı açtı.

Kapı açılmaya açıldı da, yanlış kapıyı açtılar.

Kıbrıs Türk Federe Meclisi 3 Ağustos 1977 tarihinde 41/1977 numaralı “İskan, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası”nı (İTEM Yasası) oy birliği ile kabul etmişti. Oy verenler arasında bende vardım.

Bu yasaya göre KTFD (15 Kasım 1983’den sonra da KKTC) sınırları içinde “Eşdeğer Mal” kategorisinde taşınmaz mal almak hakkına sahip olabilmek için başvuru sahibinin güney Kıbrıs’ta yani Kıbrıs Rum Yönetimi sınırları içinde bıraktığı taşınmaz malının mülkiyetinden KTFD Devleti adına feragat etmesi koşulu vardı.

Bu maddeye göre de eşdeğer mal alabilmek için her başvuran kişi bir feragat belgesi imzaladı ve güneydeki malının mülkiyetini KTFD (KKTC) devletine devretti. Buna göre de kuzeyde Eşdeğer Mal alan kişilerin güneyde bıraktıkları malların sahibi veya bu malların üzerindeki söz sahibi tüzel kişi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti oldu.

Türkiye aleyhine AİHM’e başvuruda bulunan ancak KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu ile anlaşması sonrasında başvurusunu geri çekme talebinde bulunan Kıbrıslı Rum Mike Timvios’un bu talebi ve yaptığı antlaşma AİHM tarafından onaylandı ve KKTC’de bulunan bir Kıbrıslı Rum mülkü ile Güneyde bulunan bir Kıbrıs Türk mülkünün sahipliliği konusunda ilk mülk takasının uygulanması da Pazartesi gününden itibaren resmi olarak  “Kıbrıs Rum Cumhuriyeti”ne bildirildi.

AİHM’nin onayladığı antlaşma metninin ilk bölümü Kıbrıslı Rum Mike Timvios karşısındaki yükümlülükleriyle ilgili ve Türkiye tarafından Kıbrıslı Rum başvuru sahibine bir milyon dolarlık meblağın ödenmesini içeriyor.

İkinci bölüm ise yapılacak takas işleminin Türkiye’nin yetkisi dışında olmasından dolayı takas işlemlerinin Kıbrıs Rum Cumhuriyeti Tapu Dairesindeki kayıtlara göre ve KRC Tapu Dairesi tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Kararın en ilginç kısım ise K.R. Cumhuriyetinin mülk takasını gerçekleştirmeyi reddetmesine de açık kapı bırakmış olması. Yani isterse KRC’nin ilgili makamları “Bu takas işini yapmak istemiyoruz” diyebilir.

Antlaşmanın pazartesi günü AİHM’de onaylanmasından sonra Kıbrıslı Rum Mike Timvios, kağıt üstünde Larnaka’daki 22 dönümlük arazinin yeni sahibi gözüküyor.

Zaten yanlışlıkta bu aşamadan sonra başlayacak.

Osmanlı döneminden kalan ve de halen geçerliliğini koruyan Vakıflar Yasasına (Ahkam-ül Evkaf) göre vakfedilen bir taşınmaz malın sahipliliği, dünyevi olan özel veya tüzel kişiden çıkmakta ve malın sahipliliği ruhani kişiliğe sahip “Allah”a devredilmektedir. Bu nedenle de herhangi bir vakıf malı satılamaz, hibe edilemez veya hediye verilemez. Ancak zaruri, yani kaçınılmaz koşullarda, konumu, değeri ve kira gelirleri itibarı ile eşdeğer olan bir taşınmaz mal ile “Takas” edilebilir.

Buda demektir ki, takastan sonra Timvios’un kuzeyde bıraktığı taşınmaz malın yeni sahibi, mevcut Vakıflar Yasasına göre Larnaka’daki taşınmazın sahibi olan Vakıf olacaktır.

Adada mülk sahibi olduğu bilinen ve Osmanlı döneminde kayıtları Şeriye Defterine yapılmış 131 Vakıf bulunmaktadır. Abdullah Paşa Vakfı ile Lala Mustafa Paşa Vakfı Maraş’tan İskele’ye (Larnaka) kadar olan bölgenin %90’nının sahibidir.

Timvios’un kuzeyde bıraktığı mala karşılık takas edilecek İskele’deki Vakıf malı ile ilgili olarak herhangi bir araştırma yapmadım ama büyük bir olasılıkla Larnaka’daki söz konusu malın sahibi “Abdullah Paşa Vakfı”dır.

Eğer Kıbrıs Rum Cumhuriyeti AİHM’nin kararında belirttiği gibi takas işini onaylarsa ve gerçekleştirilmesi için Rum Tapu Dairesine talimat verirse, hem KKTC’de hem de Rum tarafında halen yürürlükte olan Vakıflar Yasasına göre, Timvios’un kuzeyde bıraktığı malın sahibi, tapu defterine söz konusu Vakıf olarak kayıt edilecektir.

Bu yeni durumdan sonra Timvios’un KKTC’deki malını “Eşdeğerden veya Tahsisten” elinde tutan kişinin elindeki koçan (tapu) iptal edilecek ve KKTC’deki tapu dairesine de malın yeni sahibi söz konusu Vakıf olarak kaydedilecektir.

Ortaya büyük bir sorunun çıkacağı kesin. Eğer bir de bu işlemlerin durdurulması için “Ara Emri” alınırsa, bu takas işi birkaç yıl sürebilir.

Bu takas işleminde, güneyde bulunan bir Vakıf malı verileceğine niçin güneyde bulunan ve KKTC devleti lehine feragati verilmiş yüzbinlerce dönüm taşınmaz maldan uygun bir tanesi verilmemektedir. Zaten güneydeki malı için feragat vermiş kişiler, kuzeyde bunun eşdeğerini almış olduklarından hiçbir şekilde yasal bir sorun da çıkmayacaktır.


Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
  • İletİşİm
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • Ufuktaki seçimler beklenen siyasi krizi tetikleyebilir
  • Rumların Türkiye Stratejisi
  • ARAFAT SONRASI FİLİSTİN
  • Akademik Periskoptan Kıbrıs
  • Cumhurbaşkanını mı seçeceğiz yoksa Toplum liderini mi?
  • Rumlar Annan Planını istemiyor
  • Rum siyasi aktörleri -4
  • AB Yüksek Seviyede Temas Grubuna kınama
  • RUMLARIN ÇÖZÜM ANLAYIŞI
  • BİSİKLET YOLLARI NİYE YOK

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail