• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007
    • Eylül 2007
    • Ağustos 2007

Ocak 2008 ayında yazılan yazılar...

PAPADOPULOS’UN 15 ÇÖZÜM PARAMETRESİ

31 Ocak 2008
Yorum yapılmamış

Kıbrıs’lı Rumların Cumhurbaşkanı Papadopulos, 17 Şubatta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde dişli rakipleri olan Hristofias’ın (AKEL adayı) ve Kasulidis’in (DISY adayı) nefesini hep ensesinde hissediyor.

Yarış soluk soluğa gidiyor. Adeta finişe at başı girecekler.

Papadopulos bu seçimleri de kazanmak için son kozunu önümüzdeki hafta başında yani birkaç gün sonra oynamaya niyetleniyormuş.

“Muş” diyorum çünkü bu haberi yayınlayan “Filelefthoros” gazetesi olsa kayıtsız şartsız inanırdım. Filelefthoros, Papadopulos’un bir dönem başkanı olduğu DIKO partisi taraftarı olan bir gazete. Genelde DIKO ile ilgili haberler bu gazeteden halka yayılır.

Bu haberi yayınlayan ise “Politis gazetesi”.

Politis DISY eğilimli bir gazete, yani nefesi Papadopulos’un ensesine kadar ulaşan rakiplerden bir tanesini destekleyen gazete.

Habere göre;

Tasos Papadopulos, son iki haftaya, savunmaya yönelik değil tam tersine rakiplerine saldırgan ve kazık atıcı bir tavırla girmeyi planlıyormuş.

Planında önce 5 yılda yaptıklarını anlatacakmış, sonra da Kıbrıs’ta çözüme yönelik görüşmelerde, konuyu nereye çekmek istediğini açıklayacakmış.

İşte haberin can alıcı noktası tam da burası.

Seçimlere 1 hafta kala da, yani 10 Şubat sonrasında, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik kendi kıstaslarına göre çözümün 15 parametresini açıklayacakmış.

Neymiş bunlar:

Görüşmelerin başlaması için, Kıbrıs Rum tarafı, Yunanistan ile birlikte BM’den ve AB’den, talep ettikleri önkoşulların yerine getirilmesini isteyeceklermiş. Bu koşullar yerine getirilmezse, BM’ye görüşme çağrısı yapmayacaklarmış.

Arkasından da bu önkoşullar, yani tavizler yerine getirildikten sonra da “Kıbrıs’ta Çözüm” hedefli görüşmelerin nasıl ve hangi koşullarda yapılması gerektiğini ortaya koyacaklarmış.

Öyle, BM Genel Sekreterinin dediği gibi “Zaman sınırlaması” ve “Hakem” olmayacakmış. Yani görüşmeler Papadopulos’un canı ne zaman isterse o zaman sonuçlandırılacak şekilde olmalıymış. Bu görüşmeleri, Kıbrıs adasının tek uluslar arası tanınmış devleti olarak ister on sene, ister kırk, isterse de yüzkırk sene sürdürmek hakkı olmalıymış bizim bondonun (halk dili: yerden bitme).

Ve de tüm bunlar yerine geldikten sonra bir de bizim bondonun, Kıbrıs’ta çözüm için 15 tane olmazsa olmazı varmış. Yani bunlar olmazsa, gene “Hayır” diyecekmiş ve adaya asla çözüm gelmeyecekmiş.

Bu 15 maddeyi 10 Şubatta başlayacak son haftada açıklayacakmış ve de 14 Şubat’taki yerel Rum televizyon kanallarında yayınlanacak ikinci canlı tartışma programından önce de Rum halkına dağıtacakmış.

Bence Papadopulos’u beklemeye hiç gerek yok. Bu işin pek gizlisi ve saklısı da yok.  Papadopulos’un kafasında yıllarca taşıdığı “Kıbrıs adası Rum toprağıdır” mantığını değiştirip de yapacağı her hangi bir sürpriz öneri de yok.

İşte Papadopulos’un “Bize Layık Olan Çözüm”, yani “Rumlara layık Olan Çözüm” başlıklı 15 Parametresi, veya adaya barışın gelmesi için kendi olmazsa olmazları:

1-    Görüşmelere başlanması için Maraş iade edilmeli.

2-    Karpaz iade edilmeli ve tüm Karpazlı Rumlar görüşmelerden önce evlerine dönmeli.

3-    Mağusa Limanı Rumlarla ortak çalıştırılmalı ve AB Gözetiminde olmalı.

4-    Ercan havaalanının direk uçuşlara açılması için yönetimi Merkezi (Rum) Hükümete devredilmeli.

5-    Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyetinin vereceği evraklarla Direk Ticaret yapmalı.

6-    Türk askeri tamamen adadan gitmeli. Adada güvenlik BM veya AB askerleri tarafından sağlanmalı.

7-    Türkiye’nin herhangi bir müdahale hakkı olmamalı.

8-    Türkiye’nin garantörlük hakkı iptal edilmeli.

9-    1974 sonrası adaya Türkiye’den gelen tüm Türkler geri gitmeli.

10- Güçlü bir Merkezi Hükümet (Rum hükümeti) olmalı.

11- Kıbrıslı Türklerin dış dünya ile bağları ve her tür ekonomik, sosyal, ticari, kültürel, akademik ve sportif faaliyetleri Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti başlığı altında olmalı.

12- Kıbrıslı Türklere “Ayrıcalıklı azınlık” hakları verilmeli.

13- Kıbrıs adası tamamen askersizleştirilmeli.

14- Bütün göçmen Rumlar kuzeydeki mülklerine geri dönmeli.

15- Dolaşım serbest olmalı ve arada sınır bulunmamalı.

16- KKTC lav edilmeli ve iki bölgelilik kavramına uygun olarak Türklerin çoğunluğu sağladıkları sadece bir bölgede muhtariyet hakları olmalı.

17- Tüm devlet birimleri, mahkemeler (Yargı), Meclis (Yasama) ve Polis (Güvenlik) Merkezi (Rum) Devletin yönetimi altında olmalı.

18- Mecliste, Yasamada ve Hükümette Türklerin veto hakkı olmamalı.

19- Türkiye hava ve deniz limanlarını Kıbrıs (Rum) bayraklı taşıtlara açmalı.

20- Türkiye Kıbrıs (Rum) Cumhuriyetini, Kıbrısta görüşmeler başlamadan önce tanımalı.

21- Türkiye Kıbrıs (Rum) Cumhuriyetinin devletlerarası birliklerde görev yapmasına koyduğu engelleri kaldırmalı.

22- Adada yaygın olarak içilen kahvenin adı “Türk kahvesi” değil, “Yunan Kahvesi” olmalı.

23- Kıbrıslı Türkler bu koşulları kabul ettikten sonra bir bardak soğuk su içmeli.

Ben listeye sekiz tane de fazla madde yazım. Sanırım Papadopulos onları unuttu. Bence 14 Şubat günü listesini 15 parametre olarak değil, 22 parametre olarak açıklamalı.

Papadopulos’un hedefi bellidir.

Aklında hala daha “Enosis” fikri vardır ve bunu gerçekleştirmek için Türkiye’nin zayıf düşeceği bir zamana kadar “Kıbrıs adasının tek uluslar arası tanınmış devleti olarak” varlığını sürdürmek istemektedir.

Yıllarca yaptıkları gibi, görüşmelere oturmak için yerine getirilemeyecek istekleri öne sürecekler ve Türkleri “Hayır” demeye zorlayarak, adada barışı isteyenlerin kendileri olduğunu ve barışı istemeyenlerin de “Türkler” olduğu imajını yaratmaya çalışarak, zamana oynamak istemektedirler.

İşte Papadopulos’un 15 Parametresi ve bu parametrelerin arkasındaki mantık budur.

CYPRUS’ HISTORY FROM 1960 TO 2008 (12)

28 Ocak 2008
Yorum yapılmamış

After the Kophinou (Geçitkale) and Ayinos Theodoros (Boğaziçi) at­tack of the Greek Cypriot army, which created a serious and deep crisis between Turkey and Greece, The junta in Greece responded positively to the UN call to withdraw the Greek troops on the island. The Greek junta, to lower the heat and the tension between Turkey and itself, made a proposal to exchange the island of Castellorizon (Meis) for the union of Cyprus with Greece and other concessions. The Turkish government flatly rejected these offers.

The Greek government was no longer impressed by Archbishop Makarios’ judgment, nor with his strategy toward enosis. He had led them to attack the Turks and face war with Turkey. Beyond his expectations, the Turkish Cyp­riots had stood firm despite the heavy blows he thought would be enough to drive them from the island.

The Greek junta refused to pursue Makarios’ strategy of keeping the Greek army on the Cyprus to prevent the possible intervention of Turkey. They decided to withdraw, as officially requested by the UN, leaving behind a gaping and disillusioned Makarios.

Turkey’s action following the 1967 crisis and the undertaking by Greece to withdraw her forces from Cyprus paved the way for the commencement of inter-communal talks to find a just and peaceful settlement to the Cyprus problem.

Until then the Greek Cypriot side had adamantly refused to enter into negotiations with the Turkish Cypriots, whom they called “rebels”.

The talks commenced in June 1968, initially in the Beirut, continuing later in the Ledra Palace Hotel in Nicosia. They continued until September 1971, when they stalled.

It should be noted that it was in 1971 that Georgios Grivas, who had left the island in accordance with Turkey’s ultimatum in 1967, returned secretly to Cyprus to stir up trouble again.

After considerable prodding by the UN the talks resumed again in June 1972. At the inaugural meeting on June 8, 1972, the Turkish Cypriot negotiator, Rauf R. Denktaş, made the following statement:

“The area in which Cyprus is located is highly sensitive. The inseparable ties of the two communities with their respective motherlands are too strong to be denied. The fact that whatever happens between the two communities is inevitably reflected in Ankara and Athens cannot be disregarded. We therefore, as the two national communities in Cyprus, the co-founders of the independence and sovereignty of Cyprus and partners in the administrative set-up of the Cyprus State have a duty not only to our respective communities and to Cyprus as a whole but we also have an international duty for maintaining the peace in this delicate area in the knowledge that, by doing so, we help our respective motherlands to normalize their political relations. Cyprus should be and can be made a bridge of Greco-Turkish friendship and cooperation. Our role to this end can be most significant.”

Regrettably, the Turkish Cypriot side’s spirit of cooperation and compromise found no echo on the Greek Cypriot side.

In this context, it should be noted that Glafkos Klerides, the Greek Cypriot negotiator, stated in the Cyprus Mail newspaper on Aug. 8, 1976, that a “near agreement” had been reached during the inter-communal talks in 1971 and 1972, which the Greek Cypriot Council of Mi­nisters and Makarios vetoed.

Between 1971 and 1974 period, Makarios continued to make provocative speeches in various parts of the island.

Addressing a public gathering at Yenierenköy (Yialousa), a village situated on the north shores of the Karpaz peninsula on March 14, 1971 Makarios was recorded as saying: “Cyprus is Greek. Cyprus was Greek since the dawn of its history, and will remain Greek. Greek and undivided we have taken it over. Greek and undivided we shall preserve it. Greek and undivided we shall deliver it to Greece.”

Makarios, realizing the impossibility of enosis by brute force under the existing conditions, decided to wait and enjoy the benefits of his role in “the only recognized official government of Cyprus” until the day when Turkey would be weak and unable to intervene. Then he would be able to have the Turkish Cypriots squeezed into ghettos on 3 percent of the island with no money, no jobs, no food, no electricity, no water and no hope.

During the same period, ter­rorist activities of EOKA-B, born from the ashes of the notorious National Organization of Cypriot Fighters (EOKA), the ensu­ing political tensions and the tactical differences between Makarios and the Greek military junta started to adversely affect the already overburdened atmosphere on the island in general, and the inter-communal talks in particular.

VAKIFLARIN MARAŞ’TAKİ MALLARINA SAHİP ÇIKMA ZAMANI GELDİ

28 Ocak 2008
Yorum yapılmamış

Bu gün AİHM’nin önüne, Kıbrıs’taki Rum mülkleri ile ilgili 36 adet dava dosyası daha son aşamaya girmek üzere geliyor.

AİHM, Rumların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye aleyhine açtığı davaların önüne geçilmesi amacıyla kurulmasını talep ettiği “Mal Tazmin Komisyonu”nun kısa bir zaman dilimi içinde kurulması ve birçok dosyayı davacıları tatmin edecek şekilde çözmesi nedeniyle, koşulların ve olguların değiştiğine inanıyor.

Bu nedenle de son birleşiminde; daha önce dondurduğu bu 36 başvuruyu yeniden ele almaya karar verdi ve Rum davacılardan taleplerini revize edilmiş şekilde en son bu gün iletmelerini istedi.

Söz konusu bu 36 dava dosyasının 11 tanesinin talepleri, geçen haftalar içinde revize edildi ve AİHM’ye sunuldu. Bu 11 dosyada talep edilen tazminat miktarı yüz milyon avro’nun epeyi üzerinde.

İsteyenin yüzü bir kara, vermeyenin iki.

AİHM tarafından kabul aşamasını geçen geri kalan 25 davayla ilgili revize edilmiş tazminat talepleri de bugün sunulacak.

İlk etap da ele alınacak olan bu 11 davanın arasında Maraş’ta, Rumların belgelerde sahtecilik yaparak gasp ettikleri ata topraklarımız da var.

İddialara göre Maraş’ta bulunan mülklerle ilgili davaların Ksenidi-Aresti davası kararı doğrultusunda yürütülecek ve Aresti davası emsal alınacak

Aresti’nin dedesi Mavrodi Haji Hambi Mavreli, 15.09.1913 tarihinde Mülhak Vakıf olarak kayıtlara geçmiş Abdullah Paşa Vakfının söz konusu malını evraklarda sahteleme yaparak hile ile tapuda adına kaydetmiş. Bu malı da 35 yıl sonra 5.10.1949 tarihinde kızı Anna Mavroudi Haji Hambi’ye bağışlamış. Bayan Anna da söz konusu malı kızı Mira Xenidu’ya yani Mira Xsenti-Arestis’e 28.02.1974 tarihinde hibe etmiş.

İşte dolandırıcılığın ve Türk Vakıf Mallarını gasp edilmesinin kısa hikâyesi bu şekilde. Ama biz bunu bir türlü bizim Vakıflar İdaremiz ile üst düzey yöneticilere anlatamadık. Aslında anlattık da anlamak istemediler.

Bütün uyarılırımız ve çağrılarımıza rağmen Vakıflar idaremiz ile üst düzey yöneticilerimizin konuyu ciddiyetle ele almadılar ve söz konusu dava AİHM’de görüşülürken Aresti’ye ait olduğu iddia edilen taşınmazın Abdullah Paşa Vakfına ait olduğu hususunda yeterli veriler her nedense zamanında Mahkemeye sunulamadı. Bu ihmalden dolayı da Aresti davasında, ata mallarımız sahtecilikle gasp edilmiş olmasına rağmen haksız bulunduk ve tazminat ödemeye mahkûm edildik.

AİHM, bu Aresti davasını örnek almak niyetinde. Yöneticilerimizin Aresti davasındaki ihmalleri başımıza çok işler açabilir. AİHM gene bu söz konusu davaları, mülkiyet sahipliliği açısından değil, tasarruf ve kullanamama açısından ele alacak ve tazminata bağlayacak.

Aynı ihmalkârlığı gene gösterirsek, hem tazminat ödeyeceğiz hem de mülkü kaybedeceğiz.

Bu davaları yeni bir fırsat olarak görmeliyiz ve “Karşı Dava açarak” ata yadigârı mülklerimize tekrar sahip olabilmek için elden gelen her yolu denemeliyiz. Bence bunu yapmanın zamanı geldi geçiyor bile.

Söz konusu 11 davanın içinde benim tespit edebildiğim birkaç dosyadaki taşınmaz mal Maraş’taki ata yadigarı “Abdullah Paşa Vakfı  ile Lala Mustafa Paşa Vakfı”na ait. Bu mallar evrakta sahteleme yapılarak 1913-1930 yılları arasında hile ile gasp edilmiş.

Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinin 271/2000 ve 272/2000 sayılı Davalarında verilen “Tespit Kararları” ile Maraş’ın %90′ı Lala Mustafa Paşa Vakfı ile Abdullah Paşa Vakfı’na aittir.

Bu gün AİHM’nin önüne gelecek olan dosyalar arasındaki söz konusu bu birkaç mülk de de, Lala Mustafa Paşa Vakfı ile Abdullah Paşa Vakıflarının sahibi oldukları ve sahtecilikle gasp edilen malların arasında.

KKTC Vakıflar İdaresinin, KKTC Devleti ile Xenides-Arestis aleyhine KKTC Magosa Kaza Mahkemesinde bir “dava açması” ve tapu kütüklerinin düzeltilmesini talep etmesi gerekmektedir. Halen de geç kalınmış değildir. Düzeltme sonrasında da söz konusu taşınmaz malların Vakıflar İdaresine veya varislerine teslimini öngören Hüküm ve Emir almasının da zamanı gelmiştir.

Mağusa Mahkemesinin tespit kararlarına tuta, Vakıflar İdaremiz veya söz konusu Abdullah Paşa ve Lala Mustafa Paşa Vakıflarının varisleri, ki şu anda Türkiye’de yasal varis olduklarına dair dava açmışlardır, Maraş’ta 1913-30 yılları arasında hile ile gasp edilen tüm mülklerinin tekrar sahibi olabilecek ve Rum kesiminde dahi tapu iptal davası açabileceklerdir.

Bu Hüküm ve Emir’den sonra da gerek bayan Arestis’den gerekse de  mal sahibi olduklarını iddia eden diğer kişilerden faizleri ile birlikte milyonlarca Avro tazminat talep edilmelidir. Ödemezlerse de, hem Avrupa Tutukluluk Emri çıkarılmalı, hem de güneydeki mallarına el koymak için haciz davası açılmalıdır.

Şimdi tam zamanı. Hem AİHM’de bekleyen diğer 1364 davaya da örnek olur ve Rumlar kimlerle dans ettiklerini iyice öğrenirler, hem de Kıbrıs davasının gidişatı değişir.


Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
  • İletİşİm
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • Two Politically Equal and Sovereign People live in Cyprus
  • Talat’ın önündeki yolun her yeri düz değil
  • Annan Planı : 2005 yazında masada
  • SAHTEKARLARIN MARAŞ SEMPOZYUMU
  • CB TALAT’IN AÇIKLAMALARI
  • Yalana Dayalı Rum Propagandası
  • Ercan-İstanbul-Heathrow uçak seferi olurda Larnaka-Rodos-İstanbul uçak seferi olamaz mı?
  • TOPRAK VERMEDEN ÇÖZÜM
  • Türkiye’nin müzakere süreci ile Kıbrıs sorunu birbirinden ayrıldı
  • Al Rum Mahkemesini çal AİHM’nin başına

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail