• Anasayfa
  • Kategoriler
    • Araştırmalarım
    • Hakkımda
    • İletişim
    • Klasik Yazılarım
    • Konferanslarım
    • Yazılarım
  • Academy
  • Albüm
  • Bildirilerim
    • English Papers
    • Türkçe Bildiriler
  • Kitaplarım
  • Arşivler
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Nisan 2009
    • Mart 2009
    • Şubat 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Eylül 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Mayıs 2008
    • Nisan 2008
    • Mart 2008
    • Şubat 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Kasım 2007
    • Ekim 2007
    • Eylül 2007
    • Ağustos 2007

Ağustos 2007 ayında yazılan yazılar...

KIBRIS’TAKİ SAHTE PETROL OYUNU

30 Ağustos 2007
Yorum yapılmamış

Kıbrıs Rum Yönetiminin açtığı Petrol ihalesinin siyasi ucu Ege’ye kadar uzanıyor.

Dâhiyane bir plan adeta sahneye konmuş gibi.

Sahte hedef, şimdilik daha dünyanın hiçbir yerinde ulaşılamamış derinlikteki Kıbrıs adası ile Mısır kıyılarının orta yerlerine rast gelen bölgedeki petrol diye gösterilirken, asıl hedefin Ege’deki Yunan adalarının “KITA SAHANLIĞI” statüsünü Türkiye’ye kabul ettirmek olduğu ortaya çıkmaya başladı.

ABD’nin, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin (GKRY) Doğu Akdeniz’deki “sözde” Münhasır Ekonomik Bölgesi içinde açtığı ihaledeki garip davranışı dikkat çekicidir.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, 1982 III.cü Deniz Hukuku Konferansı kurallarına aykırı olarak çevresindeki ülkelerle istişare etmeden aniden açıkladığı Münhasır Ekonomik Bölgesi içindeki petrol arama çalışmalarına ilişkin ABD’nin yaptığı açıkla­malardaki tutarsızlık, geçmiş Amerikan Siyasetleri göz önüne alındığında, bu sorunun kökeninde başka bir amaç olduğunu göstermektedir.

GKRY’nin açtığı ihaledeki Petrol arama bölgelerinden 1, 4, 5, 6, 7 numaralı alanlar, Türkiye’nin 1958 Cenevre Konvansiyonu ile Doğu Akdeniz’de elde ettiği Münhasır ekonomik Bölge hakları ile çatışmaktadır.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Gonzalo Gallegos’un 21 Ağustos Salı günü yaptığı basın toplantısında katılımcılardan birisinin bu çatışma ile ilgili sorduğu soruya, “GKRY’nin Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama lisansı almak isteyen ortaklıkları açıkladığını, bunlar arasında bir ABD şirketinin de bulunduğunu” söylemesi ve sonra da “GKRY egemen bir devlet olarak petrol arama ihalesi  açma hakkına sahiptir. ABD şirketlerinin böyle bir yatırıma katılması, bir iş kararıdır.” şeklinde yanıtlayarak Türkiye’nin neredeyse 50 yıllık haklarını göz ardı etmesi ilginç ve ilginç olduğu kadar da şüpheli bir gelişmedir.

ABD’nin bu günlerdei, daha evvel hiç olmadığı kadar Türkiye’ye gereksinimi bulunmaktadır.

Orta Doğu’da ABD’nin içine düştüğü İrak çıkmazı, İran’la yaşadığı ve gittikçe büyüyen sorunları ve bu nedenle de hem ABD içinde hem de dünya kamuoyunda kaybettiği prestijine rağmen ABD sözcüsünün böylesi bir açıklama yapması ABD’nin Türkiye’ye politik bir yumruk atıp tepkisini beklemesini çağrıştırmaktadır.

Sözcünün bu açıklamasına karşın Ankara’nın gösterdiği yoğun tepki üzerine aynı kişinin bir gün sonra, “Dün konunun ekonomik yanı­tını sormuştunuz. Bugün bir düzeltme yapmak istiyorum. Kıbrıs konusundaki siyasamızda bir değişiklik yoktur” demesi, tepkiyi aldığını ve Türkiye’yi test ettiğini göstermektedir.

Eğer Türkiye bu konuda yumuşak davranıp, Gonzales’in sözlerine tepki göstermeseydi, Rumların yapay olarak çıkardıkları Münhasır Ekonomik Bölge sorununun ucu derhal Ege’ye uzatılacaktı.

Rumların 1982 III.cü Deniz Konferansı sonuçlarını, bu konferans sonuçlarına imza atmayan Türkiye’ye kabul ettirildiği takdirde, aynı uygulama hemen ve derhal Ege’de de başlatılacaktı.

Rumların Münhasır Ekonomik Bölge haklarını Türkiye’nin tanıması veya kabul etmesi durumunda, Ege’de bulunan Yunan adalarının karasuları, III.cü Deniz Hukuku kuralları çerçevesinde derhal 12 mile çıkarılacak ve Türkiye Çanakkale Boğazından İskenderun Körfezine kadar olan kıyı şeridinde tüm Ege denizinden ve Akdeniz’den tamamı ile izole edilmiş olacaktır.

ABD’nin Kıbrısta petrol stratejisi

29 Ağustos 2007
Yorum yapılmamış

ABD’nin bir başka davranışı, Gü­ney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) kıta sahanlığında petrol arama çalışmalarına ilişkin açıkla­malarındaki U dönüşü oldu. Rum­lar, kıta sahanlığında petrol arama ihalesi açmış, beklenenin aksine ancak iki küçük şirket katılmıştı.

Petrol arama bölgelerinden 1, 4, 5, 6, 7 numaralı alanlar Türkiye’nin hakları ile çatışıyordu, 21 Ağustos Salı günü ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Gonzalo Gallegos bir soruya, GKRY’nin “Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama lisansı almak isteyen ortaklıkları açıkladığını, bunlar arasında bir ABD şirketinin de bulunduğunu” söyledikten sonra ekledi: “Egemen bir devlet olarak petrol arama ihalesi  açma hakkına sahiptir. ABD şirketlerinin böyle bir yatırıma katılması, bir iş kararıdır.”

ABD sözcüsünün Türkiye’nin haklarını göz ardı etmesi şaşırtmıştı. Ankara’nın tepkisi üzerine sözcü bir gün sonra, “Dün konunun ekonomik yanı­tını sormuştunuz. Bugün bir düzeltme yapmak istiyorum. Kıbrıs konusundaki siyasamızda bir değişiklik yoktur” dedi.

Yunan-Rum işbirliğinin Akdeniz’i ısıtma çabasının ardında gerçekte, daha karışık olan Ege’deki kıta sa­hanlığı sorunu yatıyor. Sorun Kıbrıs’ta ateşlenecek, Türkiye zorlanacak ve Yunanistan da “armut piş ağzıma düş” siyasası ile Ege’yi parselleyecekti.

Her iki olayda da Amerika’da kısa aralıklarla yapılan U dönüşleri, ılımlı Islam hükümetini bu konularda denemenin bir yöntemi idi.

MARKULLİ HAVANDA SU DÖVÜYOR

27 Ağustos 2007
Yorum yapılmamış

AKEL kontenjanından Dışişleri Bakanı olan Yorgos Lillikas, AKEL Genel sekreteri Hristofyas’ın Cumhurbaşkanlığı adayı olması ve AKEL’in hükümetten çekilmesi nedeni ile istifa etmesinden sonra, Kıbrıs Rum Yönetimi Dış İşleri Bakanlığına getirilen bayan Erato Kozaku Markulli kaşarlanmış bir hariciyeci diplomat.

Yedi kocalı Hürmüz misali, dış işleri bakanlığında görev yaptığı süre içinde bu güne kadar, üç Cumhurbaşkanı beş de Dış işleri bakanı eskitmiş. Onlar gelip geçmiş ama Markulli yerinde kalmış ve beynini Türk düşmanlığı ile gelip geçen siyasilerin Kıbrıs Türk’ü aleyhine olan politik görüşleri ile doldurmuş.

Niye biz bu hale düştük, Türklere ne yaptıkta Kıbrıs işi böyle bir duruma girdi, ne oldu da 1974 Barış Harekâtı gerçekleştirildi diye hiç merak etmemiş, üçüncü şahısların Kıbrıs konusunda yazdığı kitapları bile okumamış, bakanlığındaki belgelere göz bile atmamış. Veya atmışta, bilmemezlikten geliyor.

Beyni EOKA ilkeleri ve Makarios doktrinleri ile dolu. Kullandığı takvimde 20 Temmuz 1974 öncesi yok. Takvimi 20 Temmuz 1974’de başlıyor ve günümüze kadar mavili beyazlı yazılı harfler ve sayılarla geliyor.

Dış İşleri bakanlığına atandığı günden beri ağzından çıkan tek bir yapıcı söz, barış veya çözümle ilgili yaptığı bir tek öneri yok. Selefi Lillikas gibi sadece saldırmayı ve çamur atmayı biliyor. O kadar.
Bu kafada biri ile son 44 senede nereye gidilebildi ise ancak oraya kadar gidilebilir. Yani hiçbir yere.

Aklı adadaki Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) takılmış. Aynen bozuk bir plak gibi. “Kıbrıs’ta anlaşmaya ihtiyaç yoktur. Türk ordusu çekilirse Kıbrıs sorunu çözülmüş olur” diyerek iç tribünlere ve AB’ye oynuyor.
Dün KKTC Cumhurbaşkanı M. A. Talat, muhatabı olmadığı halde kendisine hiç beklemediği bir yanıt verdi. Adadaki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, kapsamlı bir çözüm sonrasında, çözüm kurallarına uygun olarak adadaki konumunu gözden geçireceğini söyledi.

Aklınca Markulli, yüz yıl evvel Girit’te oynanan oyunun aynısını Kıbrıs’ta da sahneleyecek veya sahneletecek.
17 Nisan 1897’de Yunanistan’a savaş açan Osmanlı devleti, Atina’ya girmek üzereyken aynen 1974 Barış harekâtında olduğu gibi Yunanistan’daki “Deli Yanni” hükümeti düşmüş ve yerine Rallis Hükümeti gelerek Osmanlı Devletinden mütareke istemişlerdi. Avrupalı devletler ve Rusya araya girmemiş olsaydı, Osmanlı ordusu Atina’yı da alıp, Yunanistan’ı bir kez daha topraklarına katmış olacaktı.
Yapılan barış görüşmeleri sonrasında Yunanistan Osmanlı devletine dört milyon Osmanlı altını, evleri yıkılıp dökülen Türklere de yüz bin Osmanlı altını tazminat ödemişti.

Barış Antlaşmasından sonra hala daha sorunların ve Türklere saldırıların devam ettiği Girit’te “Türk askeri adadan giderse adada barışı sağlanacaktır” iddiaları ortaya atılmış ve İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya’nın baskıları sonucunda da 18 Aralık 1897’de bir antlaşma imzalanarak Girit’e Muhtariyet verilmiştir.
Bu anlaşmanın 3.cü maddesi olan “Müslümanların emniyeti temin edildikten sonra Türk askeri adadan çekilecektir.” uyarınca, Avrupa Birleşik Devletleri adaya, Müslümanların emniyetini temin etmek üzere donanmasını göndermiş ve Türk askeri de adadan çekilmiştir. Avrupa Birleşik Devletleri, Yunan Kralının ikinci oğlu Prens Yorgi’yi “Fevkalade Komiser” olarak Girit idaresinin başına getirmiş ve kısa zaman içinde de Türklere yapılan saldırılar ve katliamlar sonucunda Girit’te bir tek Türk kalmamış ve Girit’te Yunanistan’a ilhak edilmiştir.

İşte bayan Markulli ve tabiî ki Kıbrıs Rum Yönetimi, bu filmi aradan geçen yüz yıl sonra gene, sırtını Avrupa Devletlerine dayayarak sahneye koymak istemektedir.
Biz bu filmi 100 sene evvel gördük bayan Markulli ve bay Papadopulos.
1963 olaylarını, 21 Aralık 1963 ile 16 Ağustos 1974 tarihleri arasında Kıbrıs’lı Türklere uyguladığınız soykırımı, öldürdüğünüz binlerce masum insanımızı, yaktığınız ve yıktığınız yüzlerce evimizi ve köyümüzü, Kıbrıs Türkü asla unutmadı.

Bizleri sizin mezaliminizden kurtaran Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olmuştur. Bu nedenle yani bizleri sizin elinizden kurtarmak için TSK, 20 Temmuz 1974 günü adaya ayak basmış ve Kıbrıs Türkü 11 yıllık süren Rum mezaliminden kurtulmuştur.

Siz Kıbrıs’lı Rumlara, biz Kıbrıs’lı Türklerin en küçük bir güveni yoktur.

Kıbrıs’lı Türklerin büyük bir çoğunluğu sizlerle iç içe yaşamak istemediğini artık yüksek sesle dile getirmektedir.
Kıbrıs’ta hiçbir zaman sizin hayal ettiğiniz gibi, 1974 öncesinin bir kopyası olacak olan “Üniter Rum Devleti” kurulmayacaktır.
Yavaş yavaş adaya barışın, sadece ve sadece yan yana kurulacak iki ayrı devlet ile gelebileceğine kendinizi alıştırın ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile Türkiye’ye her Allahın günü saldıracağınıza, şapkanızı önünüze koyup, bu sorunu nasıl çözebilirimi düşünmeye başlayın.
Her gün sözlü saldırı yapmak yerine, adada kalıcı ve sürdürülebilir bir barış için, asla 1974 öncesine geri dönülmeyecek, Kıbrıs Türkünün varlığını garanti altına alacak, Türk askerinin adada kalacağı, Türkiye’nin garantisinin ve fiili müdahale hakkının olacağı, iki bölgeli, iki egemen devletli, yapıcı teklifleri dile getirmeye bakın.
Diğer sözleriniz, sadece “Havanda su dövmek olacaktır” bayan Markulli.


Form Yükleniyor

Yükleniyor...

Kullanıcı girişi

 Beni hatırla
Kayıt olun!
Şifremi unuttum

Yeni kayıt

Giriş yapın
Şifremi unuttum

Şifre talebi

Giriş yapın
Kayıt olun!

Popüler yazılar

  • The Varying Geographical Names in the İsland of Cyprus, Recorded by the Travellers Since 23 B.C.
  • Academy
  • Hakkımda
  • Albüm
  • Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları Cilt-2
  • PROPERTY EXCHANGE NIGHTMARE IN SOUTHERN CYPRUS
  • Almanya'da Türk İzleri
  • Kıbrıs'ın 2005 Yıllık Geçmişinde Tarihin Derinliklerinde Kaybolmuş Yer İsimleri
  • Year 2007 Academic Comments on Cyprus' Politics
  • İletİşİm
 

RSS okuyucu ile takip edin...

Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Rastgele 10 yazı

  • Sınırlarımız Girne
  • AB Mİ, KKTC Mİ
  • The shame of the EU: exclusion of KKTC universities from the Bologna Process
  • Serdar Denktaş, Hilmi Özkök ve Çağrı Kombaycı’ya kulak vermeliyiz
  • Lokmacı barikatı dersi
  • KKTC’nin izolasyonuna devam
  • Erdoğan-Karamanlis görüşmesi ve dışlanan Papadopulos
  • KKTC TANINMAYA MI GİDİYOR
  • Şaka bir kenara KKTC için “Tayvan Modeli” işi ciddiye bindi
  • KKTC-SURİYE İLİŞKİLERİ NEREYE KADAR

Ankete katılın...

Sorry, there are no polls available at the moment.

Etiketler

Abd Ama Ankara Avrupa Belli Bile Bir Bm Bu Buna Bunu Bunun Daha Daki Deki Devlet Diye Eden Gelen Genel Gibi Hemen Ilk Iyi Kabul Karar Kendi Ki KKTC Nin Ortak Oy Papadopulos Pek Rum Tam Veto Veya Ya Yani Yeni Yeni Bir Yok Yunanistan Zaman
Designed by Bilisim Sistemleri

© 2008 - 2010 Prof. Dr. Ata ATUN Kişisel Web Sitesi |

XHTML
CSS
English
  • Sosyal imleme
  • E-posta ile yolla
  • Linkibol
  • Bagcik
  • Yumiyum
  • Oyyla
  • Tusul
  • 100Puan
  • del.icio.us
  • Digg
  • Furl
  • Netscape
  • Yahoo! My Web
  • StumbleUpon
  • Google Bookmarks
  • Technorati
  • BlinkList
  • Newsvine
  • ma.gnolia
  • reddit
  • Windows Live
  • Tailrank
  • Blogmarks
  • Favoriting
E-mail